Okul yollarında 50 yaşında bir baba

1 Ekim 2019

İnsan sistematik olarak okumadığı, akademik bir ölçme-değerlendirme çemberine dahil olmadığı zaman köreliyor. Üniversiteyi bitiren bir kişi, eğer okuduğu alanda çalışmıyor ve kitaplarına göz atmıyorsa, sadece altı yıl sonra, hiç okumamış biriyle aynı bilgi seviyesine geriliyor.

Ne korkunç, değil mi?

Hayat denen şey, ölene kadar çabalamak. Son güne kadar öğrenme, isteme, dileme bitmiyor…

Acayip radikal bir karar aldım, bu sene tekrar okula başladım! Ödevler, notlar, projeler ve sınavların tam ortasındayım. Hayatım birdenbire inanılmaz yoğunlaştı. Ama bir o kadar da zenginleşti.

Yıllar yıllar evvel Boğaziçi Üniversitesi’nin Psikolojik Danışmanlık bölümünden mezun oldum. O zamanlar işletme okumak pek modaydı, New York’a gidip işletme sertifika programı bitirdim. Tezsiz master ayarında, iyi bir programdı. Neyse, Türkiye’ye dönüp gazeteci oldum, bilinçaltımın alt çekmecelerine süpürdüm öğrendiğim her şeyi.

Diksiyon, artikülasyon dersleri, Londra’da Ortadoğu Politikası kursları, bir yıllık Amerika’da gazetecilik bursuyla University of Michigan’ın muhteşem bir eğitim. Bakın, hep biraz oradan, biraz buradan. Tam istediğim gibi. Bir gazetecinin olması gerektiği gibi. İtalyan Sineması ve Fransız Edebiyatı okuyan da ben, en sıkı gazetecilerle haberlerin nasıl ele alındığını masaya yatıran da. Çok güzel.

Derken psikolojide yeni bir akım, pozitif psikoloji, popüler olmaya başladı. İdil derslerini pozitif psikolojiden aldı, master yaptı, kitaplar yazdı. Onun sayesinde ben de kürkçü dükkanına döndüm. Akademik olarak beni ilk kez şekillendiren alan beni içine çekti.

Bol bol okudum geçen senelerde. Okudukça mutluluğum, bilgim arttı.

Malum gazetecilik, artık küçülen, şekil değiştiren meslek gruplarından biri. Sosyal medyanın baş aktörlerinden olmadıkça, eskisi gibi saha gazeteciliği yapmak zorlaştı. Program yapma şansı da, sürekli değişen kanal yöneticilerinin dudaklarından çıkacak tek heceli kelimelerle yol alabiliyor ancak: Yes/No!

Kendime, beynime, kalbime sordum. Klinik Psikoloji yüksek lisansına kaydımı yaptırdım. İnanın hiç kolay değil, ama emin olun, çok büyük bir tatmin.

Çocuklarla beraber ödevlerimi yapıyorum, derslerimi çalışıyorum şimdi. İlk günler onlara da komik geldi, ama alıştılar. Kalem kutularımızı hazırlıyoruz, mataralarımızı dolduruyoruz. Sonra da haydi bakalım, ailece okula.

En klişe sözle de yazımı sonlandırıyorum bu ay: Eğitim şart!