Kendinizi dinliyor musunuz?

5 Mayıs 2020

Hayat ne ilginç! Bazen korkunç bir olay, güzel bir şeye sebep oluyor. Neden bahsediyorum? Koronavirüs pandemisi gibi bir facianın olumlu yönlerini anlatmaya cüret etmeyeceğim, değil mi? Şey, aslında, tam da bundan bahsedecektim! İyisi mi, ben yazayım, siz okuyun. Bakın bakalım bana hak verecek misiniz?

Her şey çocukların okuldan son bir kez eve dönmesiyle başladı. Ucu açık bir süre boyunca artık eve kapanacaktık. Ama ben iki çocukla bütün gün evde ne yaparım! Fırtınaya plansız, programsız yakalanmıştım. Bir şeyi unutmuşum: Çocuklarım büyüdüler! Nitekim kahvaltıyı birlikte kurduk, birlikte topladık. Herkes kendi yatağını yaptı ve ben anladım ki sorumlulukları kendilerine zamanlıca verilmiş çocuklar bir yaştan sonra kimseye yük olmuyorlar!
İlk zamanlar sokağa çıkmak istemediler (henüz yasak olmasa bile), sıcak evlerini, yatakta keyif yapmayı özlemişlerdi. Gidecek AVM, kafe, oyuncakçı ve kitapçı da olmayınca, sokakta yürüyüşler yaptık. Kızım patenlerini taktı, oğlum bisikletine bindi. Yürüyüşler uzun sohbet seanslarına döndü. O günlerde okul – daha doğrusu e-okul – da başladı. Ne akademik ne de sosyal anlamda fiziksel okulun tadı yoktu ama öğretmenler ellerinden geleni yaparken, ilk kez bilgisayar başında vakit geçirdikleri için ayıplanmayan çocuklar bu yeni eğitim biçimini heyecan ve merakla takip etmeye başladılar.
Dünyadan gelen haberler iyi değildi. Çocuklara bu durumun sıradışı olduğunu, bir gün biteceğini ama zaman veremediğimizi söyledik. Felaket senaryolarını ise kapı dışında tuttuk. Sonuç: Çocuklar oldukça huzurlular. Peki ya anne babalar?

Okulun bir daha açılıp açılmayacağından emin olmadığımızı günler geçtikçe idrak etmeye başladım. Yabancı basını takip ettim ve sonunda gördüm ki her devlet, her sistem bir alternatif üretebiliyor, üretmek zorunda. O halde benim gereğinden fazla görev üstlenmeme, eğitmenliğe soyunmama gerek yok! Rahatladım.
AVM yok, buluşmalı toplantılar yok. Ne yapsam? Oturdum, başlayıp da sonlandıramadığım işleri bitirdim. Makaleler, araştırmalar… Nice zamandır okumak isteyip okuyamadığım kitaplara başladım. Zaman o kadar genişti ki, ha yavaş okumuşum ha hızlı, fark etmiyordu. İzlemek istediğim filmlere de başladım. Ama hepsinden önemlisi, kendimle baş başa kaldım…

Evde kapalı kaldığımız günlerde kendimi yeniden keşfetmeye, neleri sevdiğimi, nelerden sıkıldığımı, zayıf yönlerimi nasıl geliştirebileceğimi keşfetmeye vaktim vardı. Terapi gerekiyorsa terapi, eğitim gerekiyorsa eğitim peşine düştüm. Sizi bilmem ama ben, altı ayda alamayacağım kadar yol aldım. Pek çok şey yasak olunca, pek çok şey de mümkün oluyormuş!

Pandemi bir gün bitecek. Evlerden çıktığımız gün aynı kişi olmayacağız.
Soru şu: Daha mı iyi olacağız, daha mı kötü?
Bu, bize sunulan zamanı nasıl değerlendirdiğimize bağlı.
Hazır sokaklar sessizken, hazır üzerimizden uçak bile geçmiyorken, siz de kendinizi dinliyor musunuz?