Canan Figanmeşe ve oğlu Fırtına Uğur

3 Ağustos 2015

Fırtınalı bir gece

Eşim ile tanışmamızdan bu yana geçen zaman diliminde hayatımızda hep bir koşturmaca hakim oldu. Tanışmamız, ilişkimiz, evlenmemiz ve bir bebek sahibi olmamız. Can ve Canan Figanmeşe çifti olmak kolay değildi.

Hamileliğimde de normal doğum yapmaya şartlamıştım kendimi. Tüm acıları çekecek, oğlumun doğumunu izleyecek ve seneler boyunca anlatacak anılarım olacaktı. Bana göre normal doğum yapmak kahramanlıktı.

Doğum yapacağım gün ile ilgili birçok planım vardı. Ancak normal doğumda evdeki hesap genelde çarşıya pek uymuyor. Erkek bebek bekliyordum ve etrafımdaki herkes, erkek bebekler geç doğar, ilk bebek zor doğar gibi şeyler söylüyordu. Haliyle ben de 37. hafta da olduğum için rahat davranıyordum.

Doğuma 3 – 4 hafta sürem var diye düşünürken; oğlum aramıza katılmaya çoktan karar vermişti. 16 Nisan sabahı belimde ara ara gidip gelen ince sızılar oldu. Eşime uyanınca; “Acaba doğuracak mıyım, belim ağrıyor” dediğimde bana güldü ve imkansız dedi. O akşam bizde kalan en yakın arkadaşım Demet de doğurman imkansız dedi.

Onlar işe gitmek üzere evden çıktıktan sonra çamaşırımda kan lekesi gördüm! Eşimi ve doktorumuz Sema Sayharman’ı aradım ve hastanenin yolunu tuttuk. Sancılarım ölçülürken bebeğimiz adı gibi fırtına kopararak mı gelecek diye gülüyorduk…

Muayenede açıklık 3 cm çıkınca doktorum 3 cm açıklıkla doğum başlaması yakındır deyip beni tekrar eve gönderirken bu gece görüşürüz dedi. Bense hiç ihtimal vermiyordum bu kadar erken doğum yapacağıma… Eve geldikten sonra ailelerimizin de bize gelmesiyle sanıyorum stresten sancılarım dayanılmaz arttı (Salondaki herkes oturmuş bana bakıyordu). Artık hastaneye gitmek zorundaydık.

4Hastanede etrafımda olan bitene inanamıyordum. Açıklık 7 cm olmuştu bile. Bu kadar çabuk mu? Hazır mıydım? Böylesini hayal bile etmemiştim!

Eşim Can hep yanımdaydı ben sancı çektikçe “Dayan” diyordu. Onun yanımda olması sancılarımı azaltıyordu. Doktorumuz gelip “Doğum başladı” dediğinde birbirimize baktık ve oğlumuz geliyor dedik. Doğumhanede sancılarım o kadar sık ve şiddetli geliyordu ki, nefes alamıyordum. Normal doğuma kendimi şartlamıştım ama işin “ıkınma” sürecini hiç düşünmemiştim.

Ikınamıyordum! Nefesim yetmiyordu. Ikınmak ne kadar da zordu!

1

Doğumhanedeki ebelerden biri başımı mideme doğru itiyor, biri göbeğime bastırıyor, biri bacağımı tutuyordu ve Ikın diye bağırıyorlardı (ben normal doğumla kahraman olacağım derkenherkes adeta beni dövüp, hırpalıyordu). Artık ıkınma vaktiydi. Kalan son gücümle ıkındım ve 17 Nisan’ın ilk saatinde Fırtına Uğur doğmuştu. Eşim ile birbirimize ve oğlumuza baktık. Çok cılız bir ses ile oğlum ağlayarak “Ben geldim” dedi bize… Bu anı anlatacak kelime bulamıyorum. Bir mucizeydi. Kollarıma minicik, dünyalar tatlısı oğlumu vermişlerdi, ben artık anne olmuştum. Sahip olduğum her şeye şükrettim. Bu duyguları yaşamak ne büyük mucizeydi…

Anne olmak bambaşka bir duygu, anlatılmaz yaşanır. Klişe olacak ama anne olunca anlıyor insan.

Adına yakışır bir şekilde, bir gece hızlıca aramıza hoş geldin Minik Fırtına’m. Şimdi beraber büyümeye hazırım seninle.