CİNSEL YAŞAMINIZ TEHLİKEDE Mİ?

30 Kasım 2014

Doğum sonrasında yaşanan fiziksel ve psikolojik değişimler çiftlerin cinsel yaşamlarını olumsuz yönde etkileyebilir. Cinsel birleşmenin ağrılı olması, kazanılan yeni roller nedeniyle cinsellikten uzaklaşılması, erken boşalma ve sertleşme sorunları gibi… Parents uzmanları bu tür sorunlarla karşılaşıldığı zaman yapılması gerekenleri sizler için anlattı.

Hamilelik döneminde yaşadığınız tüm sıkıntılar bebeğinizin doğumuyla yok oluverdi. Artık tüm yaşamınız “o” oldu. Yaşadıklarınız, hissettikleriniz çok güzel, sizi çok mutlu eden şeyler. Ama bir sorun var. Cinsel yaşamınız. Bebeğinizin doğumundan beri eşinize karşı soğuksunuz. Onunla birlikte olmak istemiyorsunuz. Ya da cinsel birliktelik sırasında canınız çok yandığı için cinsellikten uzaklaşmaya başladınız. Ayrıca eşinizin sizi eskisi kadar seksi bulmadığını düşünüyorsunuz. Bu arada eşiniz de sizin gibi cinsel birliktelik sırasında ağrıdan şikayet ediyor ve boşalma bozuklukları yaşıyor.
Endişelenmeyin! Bu yaşadıklarınızın hepsi son derece normal. Aileye yeni bir bireyin katılması, yeni bir düzene alışmak yaşamınızı olumlu yönde etkileyebileceği gibi bazen olumsuz yönde de etkileyebilir. Ancak bu sürece ayak uydurabilir, olumsuz etkileri yok edebilirsiniz. Nasıl mı? Tabii, cinsel yaşamınızdaki bu sorunların farkına varır, eşinizle bunları konuşur, eğer bu sorunlarınız çok ciddi boyutlardaysa tıbbi ve psikolojik destek alırsanız.

Neden istek kaybı olur?
* Doğum sonrası vajina mukozası incelir, vajinal ıslanma azalır, cinsel birleşme ağrılı ve sancılı olabilir.
* Doğum sonrasında daha fazla salgılanan ve bebeğin emzirilmesinde büyük rol oynayan “prolaktin” hormonu, cinsel isteksizlik ve vajinal kuruluğa neden olur. Dolayısıyla bu hormonun aşırı salgılandığı emzirme döneminde de cinsel isteksizlik ortaya çıkabilir.
* Bebeğin doğumuyla birlikte kadınlar annelik rolünü gereğinden fazla kutsallaştırabilir ve doğumdan sonra cinselliğe karşı daha mesafeli yaklaşabilirler.
* Estetik kaygılar yüzünden kendini beğenmeyen kadının sevişme sırasında zihnini sürekli bedeniyle meşgul etmesi, cinsel ilişkiden zevk almasını önleyebilir.
* Eşini eskisi kadar bakımlı bulmayan erkek de cinsel yaşamdan uzaklaşabilir. Göğüsler ve vajina cinsel yaşamda erkeği en çok heyecanlandıran iki önemli bölgedir. Ve doğumla birlikte bu bölgeler artık tahrik unsuru olma özelliğini kaybeder. Ayrıca bebeğin doğumu, kadın ya da erkeğin o zamana kadar bastırdıkları ruhsal çatışmalarını tetikleyebilir ve bu sorunlar cinsel isteksizliğe neden olabilir.
* Doğumun ardından geçirilen uykusuz geceler, iki-üç saatte bir tekrarlanan emzirme işlemi, bebeğin sık sık hastalanması derken ailenin yaşantısı büyük bir değişime uğrar. Bununla birlikte o güne kadar sadece birbirine odaklanan çiftler, doğumun ardından neredeyse tüm ilgiyi çocuğa yöneltirler.
* Doğum sonrası kadınlarda en sık görülen cinsel sorunların başında disparoni ve vajinismus gelir. Hormon değişiklikleri, disparoniye (ağrılı, acılı cinsel birleşme) neden olur, devam ederse -ki süresi emzirmenin süresine ve kişinin bünyesel faktörlerine bağlıdır- bu durum zamanla vajinismusa bile dönüşebilir. Yani ağrı, acı yaşama korkusuyla vajina kaslarının istemsiz aşırı kasılması ve cinsel birleşmenin imkansız hale gelmesi gibi durumlar yaşanabilir.

Cinsel yaşamı hareketlendirmek için…
BUNLARI YAPIN
Doğumdan sonra cinsel yaşamınızda bu tür sorunlar yaşıyorsanız, uzmanlarımızın önerilerini uygulayarak, bazı çözümler bulabilirsiniz:
* Öncelikle sorunlarınızla ilgili bilgi sahibi olmalısınız. Bu, pek çok şeyi çözmenize yardımcı olacaktır. Örneğin; çiftlerin, doğum sonrası kadının bedeninde, hormonlarında olan değişiklikleri ve bunların etkilerini bilmeleri cinsel sorunlarla karşılaştıklarında şaşkınlık, hayal kırıklığı ve karamsarlık hissetmelerini engelleyebilir.
* Hemen telaşa kapılmamalısınız. Konuşmalısınız. Zamanla bu sorunların azalacağını, bebekli yeni ev düzenine uyum sağladıktan sonra her şeyin normale döneceğini düşünmelisiniz. Ancak bir yıl geçmesine karşın bu sorunlar devam ediyorsa mutlaka bir uzman yardımı almalısınız.
* Birbirinize duygularınızı ifade etmekten kaçınmamalısınız. Sorunlarınızı, kendinizi çok yakın hissettiğiniz dostlarınızla (istiyorsanız) paylaşabilirsiniz. Paylaşmak duygusal rahatlama sağlar. Hatta dostunuzun da bu tür sorunlarla karşılaştığını duymanız, biraz daha rahatlamanızı sağlayabilir.
* Kadınların önemli bir kısmı (her 3 kadından 1’i), doğumdan sonra depresyona girer. Bedensel değişiklikler; kadınların özgüvenlerinin azalmasına ve eşlerinin kendilerini eskisi kadar sevmeyeceği ve çekici bulmayacakları gibi endişelere yol açar. Dolayısıyla kocaların, bu dönemi her zamankinden daha farklı bir dönem olarak kabul etmeleri, davranışlarını buna göre düzenlemeleri gerekir.
* Doğum sonrası hemen her gün uykusuzluk, aşırı sıkıntı, endişe, isteksizlik, istenç ve enerji azlığı, karamsarlık ve ölüm düşünceleri olan kadınların beklemeden bir psikiyatri uzmanına başvurmaları gerekir.

Yorum Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir