Zeolitle radyasyondan korunma

3 Mayıs 2019

Radyasyon ve tiroid sağlığı hakkında ne biliyorsunuz? Geçen ayki doğum öncesi detoks yazımdan sonra size detoks için kullandığım zeoliti anlatmak istiyorum. Fukushima nükleer felaketini duymayan yoktur. Radyasyon ve tiroid rahatsızlıkları arasında önemli bir bağlantı var. Sızıntının dünya çapında etkileri büyük ölçüde hissedildi. Örneğin Japonya’dan yayılan radyasyonu takip eden dokuz ayda Kalifornia’daki bebek ve küçük çocuklarda hipertiroid vakalarında yüzde 26 artış görülmüş.

Fukushima’da bulunan 200 bin çocuk üzerinde bir araştırma gerçekleştirildi ve 59 çocukta tiroid kanseri bulundu. Patlamadan önceki zamanlarda normal kabul edilen oran sadece 1-2 çocuk idi. Araştırmada aynı zamanda kanserli hücreye dönüşmesi ihtimali olan kistler ve nodüller araştırıldı ve çocuklardan yüzde 56 gibi anormal bir miktarında kansere dönüşmesi muhtemel tiroid nodülleri ve kitleleri saptandı. Bunun anlamı, 110 bin çocuğun Fukushima’daki nükleer santralden çıkan radyoaktif maddeye maruz kaldığı.

Tiroid hastalığının en önemli nedenlerinden bir tanesi, radyoaktif iodine maruz kalmak. Tiroid hastalıkları küçük çocuklara kadar erişmiş vaziyette. Sadece Fukushima nükleer felaketine maruz kalanlar için mi? Tabii ki hayır.

Meme kanseri gibi tedavilerde kullanılan radyoterapi ile ilgili California Üniversitesi’nin bir açıklaması var. “Her tedavide kanserli hücrelerin yarısı öldürülüyor ancak tedavi sırasında alınan radyasyon sonucu kanserli hücre daha akıllı hücrelere dönüşüyor ve başka hücrelere de sıçrıyor. Araştırmacılar radyasyona maruz kalan hücrelerin normal hücrelerden 30 kat daha fazla kansere dönüşmesi ihtimalinden bahsediyor.”

Bunlardan anlaşılan ‘düşük radyasyon’ olarak sınıflandırılan maruziyetin dahi fiziksel sağlığımıza tehlikeli olma ihtimalidir. Radyasyonu mıknatıs gibi içine çekerek hapseden bir yeraltı madeni olan zeolit çok uzun süredir kullanılıyor. Çernobil nükleer felaketinde reaktörlerin üzerine radyoaktif parçacıkları yaymayı durdurması için 500 bin ton zeolit dökülmüştür. Çocuklarda radyasyon etkilerini azaltmak için zeolitli kurabiyeler yapılarak dağıtılmıştır. Aynı zamanda hayvanların yemlerine katılmış, ekinlere binlerce ton zeolit serpilmiştir.

Zeolitin aynı zamanda civa, kurşun, kadmiyum, arsenik gibi ağır metalleri topladığı, bedenin pH değerini yükselttiği ve dengede tuttuğu da kanıtlanmış. En önemlisi ise zeolitin, kanser hücrelerinin kendi kendisini yok etmeye programlı p21 genini aktive ettiği biliniyor. Zeolitin Ceosium-137, strontium-90 ve Iodine-131 gibi radyoaktif parçacıkları absorbe ettiği uzun zaman önce kanıtlanmış bir gerçek.

Tamamen doğada oluşan hiçbir katkı içermeyen bir mineral olan zeolitin insan tüketimine en uygun olanı içinde en çok klinoptilolit oranı bulunanı. Anadolu toprakları bu konuda bir cennet ve dünyanın yüzde 40 zeolit rezervi Türkiye’de. Üstelik bunlar en temiz, klinoptilolit oranı en yüksek olan kaynaklar.

 Zeolit nasıl kullanılıyor?

İnsan tüketimine uygun olanları doğadan çıkarılıp steril edilerek öğütülerek şişeleniyor. İçine herhangi bir katkı eklenmiyor. Detoks amaçlı ise günde bir tatlı kaşığı içiliyor. Bedenimde kurşun çıkınca kış bitmeden bir kutu zeolit tozu bitirdim. Zeolitin taş olarak evdeki wi-fi ve radyasyonu temizlemek için ve sebze yıkama ve tahıl ıslatma sularına daldırılan su filtresi olarak kullanılan toksinleri temizleyen formu da var. Ben zeolitlerimi www.ekoperi.com’dan alıyorum. Herkesin ülkemizin bu şifalı kaynağından faydalanmasını diliyorum.