Özünü Beslemenin Formülü: Sessizlik

1 Ekim 2019

 

Bazı sesler beni korkutuyor, bazıları sevindirebiliyor bazen de üzüyor. Çocuğa ait her şey önce sevgiyle karşılanıyormuş gibi dursa da korkuyla bütünleşiyor. Korku çemberinin içinde yüreğimin içine ince bir sızı giriyor ve gizli bir ateş beni alıp götürüyor. Günahlarımı saymaya başlıyor, iş dünyasındaki her başarımın yıpranmış bir başarı olduğuyla yüzleşiyor ve çöktüğümü fark ediyorum. Her yitirdiğim zamanın içinde kal diyene inat, git diyene sevdalı bağlandıklarımın payını alıyorum. Kapı önünde beklenilen asansörün geç gelmesine kızmak, erken gelen asansörün sesine sevinmek heyecan uyandırabiliyor. Eve yaklaştıktan sonra harcanan her zaman kendi içinde geçen anlamsız bir kayıp gibi, bir daha üstüne koymak istesek de koyamayacakmışız gibi geliyor. Erken gelen asansöre sevinen anneler oluyoruz bir anda.

İş hayatında geçen zamana kızıp, yetişemeyen işlere koşan iş kadını, eve gelince zamanı peşinden kovalayan anne, zamanla hep yarışan, zamansızlığına kızan ve kendi zamanının içindeki saatin ‘tik tak’ seslerini hissettiğinde güven ve huzur hisseden birey, sen, ben, biz…

Beni hissettiğimde insanlarla yaptığım tüm kelimeler kapı dışarı kalıp, “sessizlik” anlam taşıyabilir. Yoğun bir tempoda çalıştığım ve her gün mesaiye kaldığım bir dönemde sabah erken kalkar, evin etrafındaki kuş seslerini dinlerdim. Kuşlar inanılmaz bir kalabalık halinde sabah ötmeye başlardı. Çocukların hastalandığı bir dönemde, iş ve ev arasında mekik dokurken, sabah kuşların sesini duymaz olmuştum ve bunu ancak ortalık sakinleştikten sonra, çocuklar iyileştikten bir hafta sonra idrak ettim. Bir gece yarısı kuş seslerini dinleyememenin verdiği kaygıyla kalktım. Gece 3,5’du ve ben sessizliği dinlemeye mecburdum. Oysa o kadar çok korkuyordum ki sessizliği dinlemeyi, kendi yüreğimin sesinde kalacak serseriliği…

Dinlemeye başladıkça, sessizliğin kendi içinde de bir sesinin olduğunu keşfettim. Duydukça derinleşen, derinleştikçe bana beni fısıldayan, kendimi anlatan. Bir hafta sonra ara ara dinlemeye başladığım sessizliğimle barışmış, gevşemiş, içimi sevinç ovası kaplamıştı.

Çalışan anne olarak; zamansızlığımıza küfrederken, sessizliğimizden korktuğumuz bir dünya yaratıyoruz. Sessiz kalmak veya durağan olmak bizi bize yaklaştıracak diye kendimizden uzaklaşıyoruz. Varlığımıza ses katmak için, kendi sesinizin rengini bilin.

Şimdi Sıra Sizde;
Bugün kendi içinizde sessizlik egzersizi yapın. Önce rutinde olan sesleri dinlemeye başlayın. Sonra, o sesleri duymaya alıştıktan sonraki sessizliğinizi dinleyin. Kendi sessizliğinin size söylediği cümleleri yazın. Bu cümlelerin sizin hayatınızdaki karşılığı ne?