Mis gibi kurabiye kokusu

2 Ocak 2019

Hazırlayan: Fatih Türkmenoğlu

Organikmiş, sağlıklı beslenmeymiş, ardı ardına aktivite veya dersmiş gibi takıntıları olan anne babaları hiç anlayamadım. Ben can çekerse her şeyi yemeyi, yeri gelince bir güzel tembellik etmeyi, bazen kazanmamayı sevenlerdenim. Çocuklarım yollarını bulsunlar, ben de yardımcı olayım isterim tabii. Biraz çaba, biraz ter, çokça emek… Ama işte bir çizgi var. Görünmez, hissedilir bir sınır var. Müzeleri ardı ardına gezdikten sonra, saatlerce yürüdükten sonra, kitapçılarda vakit geçirdikten sonra, bütün haftasonu kanepede geçen günler de var. Olmalı hatta; mutlaka.

Ya da pazı dolması ve bol yeşil salatalı öğünden sonra, mutfağa girip şekil şekil kurabiyeler yapmak. Tereyağı, un, süt dengesini doğru tutturmak. Şekilli kurabiyelerin süslemeleri konusunda kafa yormak. O mis gibi koku yayılırken, küçük taburede oturup, sıcak çikolata eşliğinde sohbet etmek…

Organiğe takılmamak, her anı öğretici bir dersle doldurmak gibi bir derdimizin olmayışı, hayatı serdiğimiz, çocukları odanın birinde unuttuğumuz anlamına gelmesin. Onlarla gayet kaliteli zamanlar da geçiriyoruz. Ki bence onlarca aktiviteye bedel kazanımlarla noktaladığımız birçok gün yaşıyoruz birlikte. İşte bizi hayrete düşüren, kahkahalarla güldüğümüz, günler geçmesine rağmen ağzımızı hala açık bırakan bir örnek: İdil, İK zirvesinde konuşmacı. Sabah saatlerinde sahnede olacak. Öğleden sonra çocukların tiyatrosu var, git gel yapması çok vakit kaybı, üstelik trafik kimbilir ne halde olur pazar günü. Haydi, hep beraber gidildi zirveye. Çocuklar koltuklara oturup annelerinin konuşmasını dinlediler. Konu, hayatındaki güçlü halkalar, yani sıkı dostluklar, çok görüşülenler; zayıf halkalar, daha uzaktan merhaba merhaba tanıdıklarımız. Dostlarımıza kattıklarımız, onların bize kattıkları.

Bu zirvenin ardından üç hafta geçti, Mimi bir kahvaltı sofrasında okuldan bir anısını anlatmaya başladı.

– Bizim sınıfta bir kız var, çok samimi değilim. Benim zayıf halkam yani:-)

Öldük, bittik, eridik. Mimi bu terimi nasıl da hatırladı, en doğru yerde kullandı, şaşırdık. Böylesi bir jargonu anlayıp içselleştirmiş olması da bir başka şaşkınlık konusu.

Yani, son söz, çocuklar çok zeki birer sünger. İçi boş, zaten sıkılmış eğiticilerin uyduruk aktivilerinde vakit ve para harcayacağımıza, birlikte daha doğru zaman geçirmek mümkün. Ya öğrenerek ya eğlenerek. Kaygılı anne baba, mutsuz çocuklara sahip oluyor. Rahatlık, herkese çok iyi geliyor.