Hatırlamaya değer uzuuun bir gündü

1 Nisan 2019

Yazan: Fatih Türkmenoğlu

Evet, gerçekten öyleydi. Şimdi yazarken bile içimi kıpırdatan, genzimi gıdıklayan, gözlerimi parlatan bir gündü hem de…

Okulların böyle aralarda tatillerinin olmasını çok seviyorum. Bizim zamanımızda yoktu. Bir sömestr, bir de bayramlar. Böyle ara boşluklarla çocuklar da veliler de bir temiz nefes alıyorlar. Şöyle bir silkelenip kendimize geliyoruz hepimiz.

Geçen hafta kızların okulları tatildi. Hadi, dedim. Talia 14,5 yaşında, her şeye hayır demekle ünlüdür. Mimi zıplayarak hadi dedi, sonra da sordu: Nereye?

Hep söyleyip duruyordum, hep iş güç giriyordu araya, nihayet bugün bomboş bir gündü, Dolmabahçe Sarayı’nı gezmek için ideal bir zamandı. Sabah 9 olmadan evden çıktık. İlk turist kafileleriyle Saray’a daldık.

Bahçeler, havuzlar, müthiş bir manzara ve çok zarif bir mimari, insanı hemen büyülüyor. 1856 yılından itibaren altı Osmanlı sultanının, daha sonra Atatürk’ün evi olan Dolmabahçe, müze olarak 1984’de açılmış. Gezmeye Selamlık bölümünden başlanıyor. Kulaklıklarla verilen bilgiler çok yeterli ve ilgi uyandırıcı. Odalar, avizeler, tavan süslemeleri şaheser.

Haremlik, Resim Müzesi, cafe’ler; bir baktım neredeyse 3 saattir Dolmabahçe’deyiz. Güzel bir tarihin içinde yolculuktu. Atatürk’ün öldüğü odayı görmek, her zamanki gibi yürek burkan bir deneyimdi…

Saatlerin sergilendiği bölümü görmeye hali kalmadı Mimi’nin. Acıktım diye tutturdu. Kalan kısımları bir başka sefere bırakıp, Beşiktaş’a, yemek yemeğe koştuk.

Enerjisi yerine geldi hemen. Hava güzeldi. Yürüdükçe açıldık. Nişantaşı’na vardık. Konumuz tarih, eski günler, eski moda hayatlar ve eşyalardı tabii ki. Bir antikacının vitrinini seyrederken, Mimi birden cama yapıştı. Çok eski, kocaman bir bebek, güleç suratıyla bizi seyrediyordu.

İçeri girdik, izin isteyip bebeği yakından inceledik. Dükkanın sahibesi çok sıcak davrandı. Bebeğin aşağı yukarı yüz yaşında olduğunu, elleri ve yüzünün porselen olduğunu anlattı. Bu yüzden de düşerse kırılabileceğini sözlerine ekledi.

Öyle çok sevdi, öylesine gerçekten ilgilendi ki, bugünün hediyesi olsun istedim. Çekinerek porselen bebeğin fiyatını sordum. Tahminimden çok daha makuldü, hemen Mimi’ye hediye olarak aldım.

Bebek kucağımızda, metroyla eve döndük. Artık bir ismi, günlerdir eklenerek gelişen hayali bir karakteri var. Uzun, hep hatırlanacak çok güzel bir günün anısı olarak, evin baş köşesinde…