Yeni hayat, merhaba!

5 Mayıs 2020

Çok hızlı değişti her şey. Bütün planlar, hayaller, organizasyonlar rafa kalktı. Düzenin işleyişi farklı bir yöne akıyordu. Hayır, hayır diye tutturmanın zerre kadar manası yoktu…

Uruguay’dan dönüş

Her aile gibi, bir çok randevu ve plan örgüsünün içindeydik. Hele iki çocuk olunca, her birinin ayrı aktivitesi, farklı doğumgünü partileri falan; ajandalar dolar, günler ve haftalar koşsan da yetmeden kayar giderdi.

Talia, öğrenci değişim programıyla Uruguay’daydı. Ben götürdüm, orada yanlarında kalacağı aileyle tanıştım, okulunu gördüm. Her şey harikaydı. Haftada iki gün, okul sonrası gideceği spor salonu bile ayarlanmıştı.

Uruguay’da bir hafta kalıp döndüm. İstanbul’da okulum, ödevlerim, sunuculuklarım vardı. Jet lag yaşama lüksüm falan yoktu. Gelir gelmez hayata dalıverdim.

Haberler biraz farklıydı. Uzak bir ülkenin adını hiç duymadığım şehrinde bir virüs vardı. Bana uzaktı. Zaten endişelenmek gereksizdi. Daha çok yaşlılar ve hastalar düşünmeliydi. Hayatın akışı bizim için aynıydı…

Evim evim, güzel evim

Bu süreci hepiniz biliyorsunuz. Nasıl da hızlı oldu, değil mi? Birden Talia’yı geri getirmenin yollarını araştırmaya başladık. Birçok uçuş noktası kapanmış, sayısız sefer programdan kalkmıştı. Zaten okullar dünyanın her yerinde online’a dönmüştü. Öğrenci değişim programı, şaka mı ediyorum, tabii ki iptal edilmişti.

Kolay olmadı, ama becerdik. Talia sağ salim döndü, iki haftayı evde, karantinada geçirdi. Oh, biraz gezeriz dediğimiz gün, 20 yaş altının sokağa çıkması yasaklandı.

Herkes evinde artık. Ne kadar sürer, kimse bilmiyor. Dersler, sınavlar, veli toplantıları, ödevler; büyün okul hayatı online. Tiyatro, bale kursları da.

Sağlıklı kalabilmek, anladık ki her şeyden daha önemli. Yaşamak, rahatlıkla nefes alıp verebilmek, bu dünyadaki en birinci görevimiz.

Alıştık. Uzmanlar, bundan sonra hayatın asla aynı olmayacağı görüşündeler. Artık iş görüşmelerinin bile face time’la yapıldığı, davetlilerin nikah törenlerine zoom’la katıldıkları bir dönem.

Artık başka bir dünya. Gelecekte bir zamanda, bilinmez bir ülkede geçen bilim kurgu filminin setindeyiz hepimiz. Evde, bilgisayar başında, kendimizle baş başa kalmış şekildeyiz.

Alışan kazanır diyorlar. Bu düzende de üret, adapte ol diyorlar.

Ben de öyle düşünüyorum. Adapte olan, suyun üstünde kalır. Çabalayan, mutlaka yüzer.