Çalışan annenin sanat gecesine hazırlığı

1 Haziran 2019

En yoğun haftalardan birini yaşadığım bir anda, toplantıdayken okuldan gelen bir mesaj: Sanat gecesine sizleri bekliyoruz. Sanat gecesi neydi? Çocukların rolü nasıl? Acaba o güne mesaim olacak mı? Eşimin iş seyahati olursa çocuklar çok üzülür, cümlelerini içimden sırasıyla söylemeye başladım. Böyle gecelerin yapıldığına sevinmeli miydim yoksa üzülmeli miydim? Öyle çok duyguyu bir arada yaşıyorum ki hepsi birbirinin içine geçiyor. Birbirinin içine geçen duygular beni sıkıştırıyor. Sıkıştıkça strese giriyordum.

Toplantıdan çıkar çıkmaz gelen mesajı özenle okudum. Kendime yapılacaklar listesi çıkardım. Sanat gecesini ajandama kaydedip, eşime de takvim attım. Toplantı takvimini attıktan sonra ikinci yapılacak iş, biletleri almaktı. Onu da öğle arası alabilirdim. Öğle arasına bir alarm kurdum ve toplantıya geçtim. Yapılacakları sırasıyla gün içinde yaptım. Alınacakları da cumartesi gününe bıraktım. Eve geldiğimde çocuklar hemen geceyi haber verdiler. Herkesin bir rolü vardı. Rollerini odalarında gizlice çalışıp, bize söylemiyordu. Sanat gecesi ile ilgili merakımız git gide artıyordu. Eşimin o gece önemli bir iş yemeği varmış, onu bir önceki güne almaya çalışıyor. Ben işten biraz erken çıkmak için son saatlere toplantı koymamaya çalışıyorum. Alt tarafı bir gece çocuklar gösteriye çıkacaklar değil mi? Gösteri eğer hafta içi olursa çalışan anne için bir gecelik etkinlik olmuyor. Organize işler, sırasıyla yapılacaklar, bilgilendirilecekler, çocuklara giydirilecekler… şeklinde başlıklar oluşuyor. O başlıkların içini dolduran, bazen yapan bazen de yaptıran oluyorsun. En zorlu iş olan ayağına göre siyah pisipisi bulmayı sona bıraktım. Tüm çabalarıma rağmen bulamadım. Siyah ayakkabı giy diyorum olmaz diyor, neyse ki öğretmene mesaj çektik. Çorap ayakkabılar olur dediler ve evde olan bir ayakkabımız oldu. Pazartesi günü için prova yapılacaktı. Ben hafta sonu tüm hazırlıklarımı tamamladım.

Pazartesi gecesi tüm kıyafetlerini bir çantaya koyduk. Okula serbest kıyafet ile gideceklerdi. Serbest kıyafet dediler mi içim ürperiyor. Derin okula giymek isteyip de giyemediği ne varsa hepsini giyiyor. O kadar yorulmuştum ki ‘servise yetiş de ne istersen giy’ dedim. ‘Anne biz bütün gün orada aç mı olacağız? Bize bir şeyler yapar mısın’ dediler. Kakaolu kek, kurabiye yaptım. Biraz da çerez çantalarına koydum.

Gece 21.30’da başlayacağı için okuldan, geç gidebilirler diye ayrıca bir mesaj geldi. Yine bir mesaj, yine hafta içi, yine organizasyon. Neyse ki hayatımızın bir parçası. Evde bize destek veren ablamıza rica ettim, okula taksiyle gidip, çocukları 12:00’de okula götürmelerini istedim. Salı günü geldi çattı. Çocuklar okula zamanında gitti. Ben de eşim de işini ayarladı. 19 gibi Cemal Reşit Rey Konser Salonu’nda hazırdık. Daha iki buçuk saat vardı. Biraz bir şeyler yedik ve geceye başladık.

Resmen bir konser salonundayız. Sunucu gecenin temalarından bahsetti. Çocuklar sırayla bale gösterisi yapıp, koro eşliğinde şarkılar söylediler. Sanatçılar şarkılar söyledi, dans ettiler. Kimi zaman alkışlayarak, kimi zaman gözlerim nemlenerek, kimi zaman da kahkahalar atarak izledim. Bir arada derin derin iç çektim. Yaş yedi ve 10 sahnede yer almak ne demek; üstelik Cemal Reşit Rey’de! Keşke ben de çocukluğuma geri dönebilseydim de böyle bir sahnede yer alabilseydim. O sahnede tek başına ya da bir arada bir bütünün parçası ruhuyla tüm salona dokunabilmek! Çocuklar alt tarafı bir etkinlik yapacak diye biz işimizi gücümüzü ayarlayamayız diyen veliler geldi aklıma!

Mikrofon elinde önüne bakan çocuk, müzik başlayınca o gür sesinin ona verdiği güven ile başını nasıl da dikleştirdi. Özgüvenli olsun, sesini duyursun, kendi benliği oluşsun diye gönderdiğimiz kurslar var ya işte onların genel bir provasıydı sanatla buluşma! Sanatla buluşan çocuklar kendi benliklerini yansıttılar. Her benlik, bambaşka bir şekil alıyor, bizi şaşırtıyordu. O okulun en sessiz çocuğunun, bateri çalması, ya kemanın tınısına kendini kaptırıp giden çocuk!

Gecenin sonunda anladım ki sanat, aşın, tutkunun, sevginin ve hayata karşı duruşun göstergesidir. Her bireyin sanatsal duruşu, kendi benliğini yansıtır. Çocuklar sanatla uğraşsın, çizsin, yazsın, şarkılar söylesin. Sanat, çocuğun kendini tanıma ve tanıtma yöntemidir