Bir farklı seyahat

1 Şubat 2019

Hazırlayan: Fatih Türkmenoğlu

Ekonominin, yer yer sosyolojinin önemli terimlerinden biridir “lüksün demokratikleşmesi”. Orta sınıf güçleniyor, kökleniyor. Belki bir nesil önce hayal bile edilemeyecek “şeyler”, kolaylıkla erişilir oluyor. Hem kazanç artıyor, hem “şeyler” bollaşıp ucuzluyor. Böylece orta sınıf, kaloriferli evlerde yaşıyor, arabaya sahip oluyor, senede bir tatil yapıyor, ufak tefek kaçamaklarla kendini şımartabiliyor…

İyi bir şey; imkanlar çoğunluk tarafından kullanılıyor. Bir yandan da herkesi son hızda aynılaştıran bir sıkıcılığı beraberinde getiriyor. Aynı oyuncaklar, çok benzer mobilyalar, aynı ucuzluk sezonunda alınmış paltolar ve botlarla hepimiz birbirimizi andırıyoruz gitgide.

Anılar bile benzeşiyor artık. Görülen şovlar, seyredilen filmler, yenen yemekler, çıkılan seyahatler aynı olunca, duygular da aynılaşıyor işte, doğal olarak… İyi ve kötü; çok şükür ve biraz sıkıcı…

Çocukların kış tatili vardı. Hem farklı bir küçük tatil yapalım istedik, hem bütçeyi küçük tutmayı arzu ettik. İnternette kafa yorduk. Tur ilanlarına baktık. Sonunda İdil’in gözüne ilişen broşür, tam aradığımız türden bir kaçamaktı. Yataklı trenle Sofya’ya gitmeye karar verdik. Biletler sadece Sirkeci’den satın alınabiliyormuş, peki, gidip aldık. Biraz okuduk. Epi topu üç günlük gezi için, epey çalıştık. Acayip heyecanla başladık. Trenle Sofya turunun iki büyük dezavantajı var. Birincisi, trenin Halkalı’dan, resmen bir şantiyenin ortasından kalkması. Hadi neyse, zorlanarak yeri bulduk, daha da zorlanarak arabayı park ettik.

Kompartımanımıza yerleştik. Kızlar çok heyecanlandılar, biraz biz de. Görevliler çarşaflar, battaniye ve yastıklarımızı dağıttılar. Yataklarımızı yaptık. Akşam 10 gibi başlayan yolculuğumuzda, tıkır tıkır rayında ilerleyen trenimizde, dışarıyı seyrederek ve kahkahalarla uykuya daldık.

İkinci dezavantaj, gümrüklerde uyanmış olmak lazım. Gece 3 gibi Kapıkule, bir saatten fazla süren işlemler var. Sonrasında Bulgar gümrüğü, o da o kadar sürüyor. Yani bir daha uyuduğumuzda sabah 6 falandı. 9’da Sofya’ya indiğimizde gayet enerjik haldeydik neyse ki…

Sofya ilginç bir yer değil. İki cami, üç kilise, bir meydan ve bir park görülüyor. Aynı caddede turluyor herkes. Hatta yapılacak şeyler o kadar kısıtlı ki, ikinci gün vakit geçirmek için önce buz patenine, ardından sinemaya gittik.
Neyse, burada önemli olan, kesinlikle yolun kendisiydi. Anılarda değişik bir tat bırakmak. Çocukluk filmine bir farklı tat katmaktı. Aklınızda bulunsun bir köşede diye yazdım. Yataklı trenle bir kısacık yurtdışı seyahati ilginizi çekebilir diye düşündüm.