Nurdan Beşen Büyükak: “Mükemmel değil, yeterince iyi!”

9 Aralık 2019

 

 

Çoğumuz kendisini İbrahim Büyükak’ın sevgilisi sonra da eşi olarak tanıdık belki ama aslında röportajımızın konusu bambaşka. Bir bebeğimiz var elimizde yok yok bu ilk göz ağrısı başka türden. 0-6 yaş arası çocuklar için annelere rehberlik edecek olan, uzman kimliği ile ele aldığı “Çocuğumla Büyüyorum” kitabı için bir araya geldik. Şu sıralar özel bir üniversitede yüksek lisans eğitimi veren Uzman Psikolog Nurdan Beşen Büyükak ile çocukluğunu, eğitimini, mesleğini, kitabını ve evliliğini konuşurken 2020 planları içinde çocuk fikrine de sıcak bakıp bakmadıklarını sordum elbette. Son derece samimi cevaplar aldığım, “ne de iyi oldu bir araya gelmemiz” dediğimiz bir röportajı biz ardımızda bıraktık. Bize eşlik etmek ister misiniz?

Röportaj: Aslıhan Gündüz


Nurdan Beşen Büyükak Diyor ki
Samimiyetsizliğe ve saygısızlığa da tahammül edemem.
İbo’nun gördüğüm diğer insanlardan farklı bir enerjisi vardı.
Mükemmel anne olma düşüncesini yeterince iyi anne kavramı ile yer değiştirin.
Bizler de psikoloğa gidiyoruz.

Ayın sonu yeni bir yıl. 2020 beklentileri için neler dersin?
Önünüze gerçekçi hedefler koyun!
Beklentiyi yüksek tutmayın!
Çok gezin, yeni yerler görün.
Çok okuyun!

Karşımda çok sakin ve naif biri duruyor. Hiç sinirlenmeyecek gibisin, doğru mu?
Kısmen… Sakin biriyimdir, kimseyle tartışmam, çok gözlemciyimdir, az konuşurum, çok dinlerim. Az konuşsam da sıkıcı değilimdir, eğlenceliyimdir ama. Sanırım İbo’da bu yüzden bana iyi geliyor.
Samimiyetsizliğe ve saygısızlığa da tahammül edemem. Bak bu benim için çok önemli.

İbo demişken, 19 yıllık bir sevgililik döneminiz var. Yeni nesil birliktelikleri için hayal bile edilemeyecek uzunlukta… İşin sırrı ne?
Doğru…Karşılıklı değişerek büyümek sanırım. Huylarınızı ilişkiyi pozitif yönde etkileyecek şekilde değiştirebiliyorsanız, süreklilik sağlayabiliyorsunuz ama biri aynı kalırken diğeri sürekli iyi anlamda değişim içindeyse o zaman çatışma oluyor. İlla ki bir sır istersen benden; karşılıklı dönüşebilmek, sorunları birlikte çözebilmek, çözüm odaklı olmak, birlikte eğlenmek diyebilirim… İşin özü elbette birbirini sevmekten geçiyor.

Hadi 19 yıl öncesine gidelim, nasıl tanıştınız?
İkimiz de Bursa’lıyız. Ben lise bir, İbo lise son sınıftaydı sevgili olduğumuzda. Okulumuzun yaptığı yıl sonu gösterisinde tanıştık.

Oyunculuk hikayesi o zamanlardan geliyor yani?
Evet. İbo o zamanlarda da çok iyi oynuyordu, ben de küçük bir roldeydim orda ama onunla kıyaslanamaz bile.

Peki sen de düşünmedin mi oyuncu olmayı?
Hayır, sadece okul dönemi aktivitesiydi benimkisi.

Psikolog olana kadar aklında hangi meslekleri eledin?
Doktor olacağım diyordum aileden gelen istek üzerine. Bilime de merakım vardı. Bilim teknik dergilerini alır, okurdum. Sonrasında edebiyata yöneldim ki derslerim de çok çok iyiydi. Felsefe okumak istedim, sonra edebiyat ve felsefe arasında gidip geldim. Öğretmen de olmak istemiyordum. Aldığım puan felsefenin de üstündeki bölümlere yetiyordu. Psikolojinin de hepsini yani sosyolojiyi, felsefeyi kapsamasından ötürü tercihimi bu yönde yaptım. İyi ki de öyle yapmışım. Çok severek okudum bölümümü. Peşine de yüksek lisans yaptım hemen.

Kendini eğitimlerle sürekli desteklemişsin…
Evet, çünkü psikolog olmak demek sürekli bi eğitim almak demek. Sadece psikoloji mezunu olduğunuzda psikolog ünvanını alıyorsunuz.  Ama  “Psikoloji mezunu terapisttir, tamam.” demek doğru değildir. Bunlar çok farklı kavramlar. Psikolog ünvanını alıyoruz ama psikoterapist olmamız içinbunun da eğitimini almamız gerekiyor. Ben de bilişsel davranışçı terapi, psikanalitik psikoterapi başta olmak üzere birçok eğitim aldım. Londra’da da kaldığım bir yıllık dönemde yine Anna Freud Center’da mesleğimle ilgili eğitimler aldım.

Sevgilinin, bir gün Türkiye’nin en popüler ve sevilen isimlerinden olacağını tahmin eder miydin?
Gördüğüm diğer insanlardan farklı bir enerjisi vardı ve ona kafamda tam olarak bir mesleğe oturtamasam da “Çok değişik bir şey olacaksın ama acaba ne olacak?” derdim hep.

Evde çok hareket var yani?
Evet. Sürekli hareketli geçiyor bizde durumlar. Birlikte çok eğleniyoruz. Burada eğlenirken illaki birinin çok komik olmasına gerek yok, bunun altını çizmek isterim. Ortak zevkler çok önemli.

Bursa’dan İstanbul’a geçiş nasıl oldu?
2004 yılında İstanbul’a geldim, İbo da o sırada Bursa’da Olay Gazetesi’ne ve çeşitli dergilere yazıyordu…Benim Üniversite ve yüksek lisans dönemim, onun işlerinin İstanbul’da olması derken iki Bursalı bir baktık İstanbullu olmuşuz.

Senin psikoloji seminerlerin onun çekimleri… Yoğunluklarınızın ilişkinizi arada raydan çıkardığı oluyor mu?
Hiç olmadı, olmuyor. Hep bir hareket halindeyiz. Bu bize iyi geliyor. Aslında biz üniversite dönemi itibariyle böyle bir sürecin içindeydik zaten. Bu yüzden yoğunluklara alışkınız.

Yazma merakını, okuduğun alanla birleştirip annelere kurtarıcı bir kitap hazırladın… Ne zaman ve nasıl “Tamam artık çıksın kitap.” dedin?
Mesleğimde on birinci yılım artık. On bin saat kuralı vardır, ben de bu kurala çok inanırım. Bi konu hakkında on bin saat çalışmışsan artık uzmansın demektir. On yıl boyunca çok fazla danışan gördüm… Nasıl kısmını en çok harekete geçiren; zihnimdeki içindekiler kısmı, youtube üzerinden çektiğim videolara gelen ilgi, zaman zaman dergilerin istediği içerikler oldu. Başka kitapları öneriyordum, çok daha fazlasını yazabilirim diye düşünürken yayınevinden teklif geldi. Bir buçuk yıla yakın sonunda da kitap çıktı.

Devamı gelecek mi?
Evet, planlarım dahilinde. İlkokul ve ergenlik dönemlerini de yazınca üçleme olacak. Birkaç hikayem var, çocuk kitapları yazmak da planlarım arasında.

Kitapta çok sorulan soruları bir araya getirdin ama bize içlerinden en popülerlerini söyler misin? Annelerin isyanı neye?
Dönemden de kaynaklı; ekran ve teknoloji bağımlılığı diyebilirim. Peşinden duygu yönetimi onu takip ediyor. Yaş grubuna göre de sık sorulan sorular değişiyor elbette. Kitapta çok kapsamlı işledim hepsini.

Çocukluk dönemini ve şimdiki çocukların dönemini kıyaslamanı istesem senden…
Tam seksenler çocuğu olarak sokakta büyüdüm. Muhteşem bir çocukluk dönemi geçirdim. Büyük bir ailede büyüdüm. Ben şimdiki çocuklar için çok olumsuz düşünmüyorum. Bu süreç de evrilip yolunu buluyor. Biz sokakta oynuyorduk onlar da kafelerin onlara ayrılan alanlarında.

Konu çocuklara dönünce sormasam olmaz elbette 2020 planlarınız arasında çocuk sahibi olmak da var mı?
İkimiz de istiyoruz artık aslında.

Yani bir sonraki röportajımızın konusu belli oldu bu durumda…
Biz istiyoruz elbette ama bakalım neden olmasın.

Hep annelere okuyun diyoruz kitabını ama babaları da unutmamak gerek değil mi?
Kesinlikle, babalar, mesleğe yeni başlayanlar, öğrenciler, ana okul öğretmenleri için çok yararlı olacağını düşünüyorum.

Uzman gözüyle anne adaylarımıza önerin ne olur?
“Mükemmel anne” olma düşüncenizi “yeterince iyi anne” kavramı ile yer değiştirin. Kitapta buna da değindim. Hepimiz hata yapıyoruz. Önemli olan bunun farkına varmak. İçgüdülerinize güvenin. Kendi doğrularınıza bilgiyi alarak ama yanına da iç sezilerinizi de ekleyerek ulaşabilirsiniz. Çocuğunuzun ihtiyacını iyi anlayın.

Hala psikolağa gitme olayının içinde eskisi kadar olmasa da “deli” kelimesi de geçiyor ve hala çekinilen durum gibi. Neler dersin?
Bir psikoloğa gitmek için illa ki çok ciddi bir problem olmasına gerek yok. Bizler de gidiyoruz bu arada. Kendimizi anlamak adına buna da ihtiyacımız var. İlk başlarda başka bir ekolden gidiyordum, şimdi başka bir ekolden. Ben kendimi anladığımda ve daha iyi hissettiğimde danışana daha da yardımcı olabiliyorum. Burdan yola çıkarak anne babalar da geldiklerinde bu kapıdan daha farklı çıktığından kendilerine de iyi geliyorlar, haliyle çocuklarıyla da iletişimleri farklı oluyor. Dolayısıyla anne babalarda kendilerini tanıdığında çocuğa daha yardımcı olabiliyor.

Ailelerin sizlere danışması bir yandan da olası sorunlar için bir önlem aslında…
Çocuğun öfkesini kontrol edememek ciddi bir sorun değil, 0-6 yaş arası olabilecek bir durum ama bunu yönetemiyorsanız bu bir sorun, çünkü sorunları da beraberinde getirecek demektir. 0-6 yaş arası çözülmüş gibi görünen sorunlar ergenlikte farklı boyutlarda ve şiddetli olarak tekrarlayabiliyor. Ergenlikte halledilemeyen davranışlar da ne yazık ki genç yetişkinlikte problem olarak ortaya çıkabiliyor.

Kitap tam da bu dönem için rehber değil mi?
0-6 yaş arası dönemde gelişim aşamasında her türlü yaşanılan, normal olarak yaşanılacak olan problemler ve çözüm önerileri, gelişimler, gelişimleri destekleyecek oyun önerileri, çocuk kitabı önerileri var.

Bu kadar bilginin üstüne hazır planlarınız arasında da varken elbette soracağım. Sence nasıl bir anne olursun?
Teorik yaklaşmam elbette. Yapabileceğim kadarıyla çocuğa odaklı olmak isterim. Yeterince annelikten bahsettik ya öyle olurum. Hata yapabilirim, oraya takılmam şimdi bununla ilgili ne yapabilirimi düşünürüm. Anlamaya yönelik, rahat anne olmak isterim. Helikopter model olarak düşünemiyorum kendimi.

Peki ya eşin? Gözünde nasıl bir baba modeli var?
Çok eğlenceli. İbo çocukları çok seviyor.

Sosyal sorumlulukların da var… Sosyal Ben Vakfı’nın yönetim kurulundasın. Neler yapıyorsunuz?
Taşımalı eğitimle eğitim veren okullara gidip atölyeler düzenliyoruz. Bu eğitimlerin içerikleri de çocukların mesleki farkındalıklarını arttırmakla ilgili. Üniversite öğrencileri de gönüllü olarak çalışıyor bizlerle. Gittiğimiz yerlerde bi hafta boyunca kalarak atölyeler düzenliyoruz… İnternet sayfamızdan bağış yapabilir ya da store kısmımızdan da alışveriş yaparak destek olabilirsiniz. www.sosyalben.com