Ah şu öfke nöbetleri

31 Ekim 2019

 

İnsanız, etten kemikten olan yapımız zaman zaman öfke duygumuzu elbette ortaya çıkıyor ama marifet öfkeyi kontrol etmekte.

Hazırlayan: Aslıhan Gündüz

Uzmanlarımıza çocukların neden öfkelendiğini, öfkeyi kontrol altına almak için neler yapılması gerektiğini, bağırmadan yumuşak yumuşak mesajların nasıl verilebileceğini ve çok daha fazlasını sordum. Uzmanlardan nelerin yapılması gerektiğini öğrenirken, annelerin de deneyimlerine kulak verdim. Bakalım benzer yollardan sizler de geçmiş misiniz? Unutmayın, çocuğunuzun öfkesinden önce kendi öfkenizi kontrol altına almalısınız.

Uzman Psikolog Nurdan Büyükak

Öfke nedir?

Öfke tıpkı mutluluk, korku, kaygı, hüzün gibi hissedilmesi normal, sağlıklı evrensel bir duygudur. Dünyanın her yerinde her canlı öfke duygusunu hisseder ancak herkes öfkesini farklı bir şekilde gösterir.

Çocuklar neden öfkelenir?

Çocuklar derdini anlatamadığında, istediği şey verilmediğinde ya da oyuncağı elinden aldığında, aç/yorgun/hasta olduğunda, beklemesi, sabretmesi gereken durumlarda, bir şeyleri kendisi yapmayı isteyip yapamadığında (Yürümeye yeni başlayan çocuk bağımsız olmaya çabalar. Çoğu zaman “Ben yapacağım!” diye tutturur), duygularını ifade etmesine izin verilmediğinde (‘Bunda ağlayacak/ korkacak ne var ağlama/korkma’ denildiğinde), anne/baba ya da diğer çocuğa bakan kişiler öfke ve saldırgan davranışlar göstererek model olduğunda,okulda akran zorbalığına maruz kaldığında (aşağılanma, küçük düşürme, fiziksel taciz, dışlanmak, alay edilme), yaşına uygun olmayan televizyon, sinema ve bilgisayar oyunlarındaki öfke ve şiddet unsurlarına maruz kaldığında ortaya çıkabilir.

Bu öfkeler karşısında ne zaman paniklemeli?

Öfkelenen her çocuğun mutlaka ihtiyacını engelleyen bir şey vardır. Burada ebeveynlerin yapması gereken; ihtiyacının ne olduğunu anlayıp duruma uygun öfke kontrol becerilerini çocuğa öğretmektir. Tabi ki bunu yapabilmek için anne-babanın da uygun öfke kontrol bilgi ve becerilerine sahip olmaları gerekir. Eğer yaptığınız hiçbir şey işe yaramıyorsa, çocuğunuz kendine ya da başkasına fiziksel zarar veriyorsa bununla ilgili bir uzmandan yardım almanız gerekir.

Yanlış ebeveyn tutumları neler?

Duygusunu görmezden gelmek, cezalandırmak, bağırmak, vurmak, aşağılamak, duygu sömürüsü yapmak (bağırdığın için seni sevmiyorum), küsmek (hiç konuşmamak ya da ‘böyle davrandığın için seninle bugün konuşmayacağım’ gibi bir söylem de bulunmak), tutarsız davranışlar, sınır koymamak (her şeye tamam demek) gibi davranışlar…

Çocukların öfkesini nasıl kontrol altına alabiliriz?

Öfke anında ilk adım çocuğa: ‘Arkadaşın oyuncağını aldığı için çok sinirlendin şu an çok öfkelisin, istediğin kadar ağlayabilirsin, bak ben yanındayım.’ diyerek gerginliğini atmasını sağlamak. Eğer bu sırada arkadaşına, kendine vuruyorsa; ‘Ellerinden tutup hayır canlıya vurulmaz, insana, hayvana, bitkilere vurulmaz, arkadaşına vurmana izin vermiyorum bu doğru değil.’ deyip kolunun iki yanından tutabilirsiniz. ‘Çok öfkelisin, öfken elinde birikmiş bir yere vurmak istiyorsun bak o zaman şu yastığa vurabilirsin.’ ‘Bu kimseye zarar vermez’ diyerek başka bir seçenek sunabilirsiniz. Böyle durumlar için; doğru nefes alma tekniklerini öğretebilir, 10’a kadar saymayı, oradan biraz uzaklaşıp isterse dışarı çıkmayı önerebilirsiniz. Bunu ceza gibi yapmak yerine ‘Gel bak biraz sakinleşmeye ihtiyacın var dışarda hava alıp gelelim’ gibi. Sakinleştikten sonra bunu konuşun ‘Biraz önce öfkelendin ne oldu gel konuşalım.’ gibi bir yaklaşım uygun olacaktır. Bunun yanı sıra öfkeyle ilgili yaşına uygun öykü kitapları, oyunlar, çizgi filmler izleyebilir. Özellikle duyguları öğrenme konusunda önerim inside/out filmini çocuklarınızla izleyebilir üzerine konuşabilirsiniz.

 Psk. Serap Duygulu

Çocuklar öfkeyi kullanmayı mı öğreniyor?
Çocuğun kendisini önemsiz ve güvensiz hissettiği, kendisini ifade etmekte zorlandığı, iyi dinlenmediği ailelerde büyüyen çocuklar ciddi ve kontrol edilmesi güç olan öfke nöbetleri yaşarlar. Öfkelenerek dikkatinizi çektiğini ve öfkelendiğinde isteklerinin yerine getirildiğini fark eden çocuklar zamanla öfkeyle neler yapabildiğini keşfeder ve öfkeyi kullanmayı öğrenirler. Özellikle1-2 yaşında yaşanan öfke nöbetlerinin nedeni çocuğun yaptığı işin durdurulması ve engellenmesidir. Sürekli dolapları karıştıran, koltuk tepelerinden inmeyen çocuğu engelleyen annenin karşılaştığı ilk tepki öfkedir. Tıpkı biz yetişkinlerin işleri engellendiğinde verdiğimiz tepkiler gibi…

 Doğru iletişimi nasıl kurabiliriz? (Öfkelendiğinde, ağladığında…)
Ebeveynler öfke nöbetleri sırasında doğru tutum ve davranışlar geliştirememişlerse çocuğun öfke nöbetleri sıklıkla artar ve hemen her şeye karşı bir tepki gösterme biçimi olarak ortaya çıkar. Bu durumda bilinmesi gereken 2 önemli nokta vardır. Birincisi sabır. Sabır burada bir sonuç değil süreçtir. Çocuğa kurallar koyma bunları ona onaylatma ve uygulatmaktır. Karşılaşılan birçok problemde sakinliğini koruyup büyük bir sabırla yanıt vermektir.  İkincisi ise sınır koymaktır.
Çocuğun sınırları öğrenebilmesi için kurallar koyulmalı ve bunları çocuğun anlayabileceği şekilde ona anlatılmalıdır. Burada önemli olan ebeveynlerin çocuğa karşı net bir tavır çizmesidir. Çocuk, sınırları ihlal ettiğinde ebeveynlerinin göstereceği tepkiyi ve hangi yaptırımları uygulayacağını bilmesi gerekir.

 Bağırmadan annelik çok mu zor? Burada anahtar davranış ne?
Her ebeveyn çocuğunun nelere öfkelendiğini az çok bilir. Çocuk öfke belirtileri verdiğinde (yüzü kızarıp nefes alış verişi değiştiğinde, mızmızlanmaya başladığında) ebeveyn olarak yapılması gereken diğer bir yöntem ise çocuğun ilgisini dağıtacak hoşlandığı başka bir alana yönlendirme yapılmasıdır. (Bisiklete binelim mi? Dışarıda çok güzel bir köpekçik var haydi onunla oynayalım vb.) Çocuk her öfkelendiğinde onu sakinleştirmek için uzun süre ısrar edilmemeli. Bazı öfke krizlerinde çocuğu bir süreliğine kendi haline bırakmak iyi gelebilir. Önemli olan çocuğun yaşadığı duygunun farkına varması ve bu duyguyu sağlıklı ifade edebilmeyi öğrenmesi için ona rehberlik edilmesidir. Bu süreçte en önemli şey, yukarıda bahsettiğimiz üzere sabır ve sakin kalabilmektir.

 Uzm. Klinik Psikolog Begüm Kodalak Bilik
Öfkeli ebeveynlerin çocukları nasıl bireyler olarak karşımıza çıkıyor?
Eğer bir çocuğun anne ve babası ona sürekli öfkeli davranıyor ise o zaman bu durum çocukların hem duygusal gelişimlerini hem de bilişsel gelişimlerini olumsuz etkileyebilir. Anne ve babalar da ara sıra öfkelenebilirler fakat bu durumun sürekli olması çocuklar için ciddi sorunlara sebep olur. Öfkeli ve sürekli bağıran anne babaların çocukları yoğun suçluluk duygusu içinde olabilirler, güvensizlik ve özgüven problemleri yaşayabilirler. Kendilerini yalnız hissedebilir ve sosyal ilişki kurmakta zorlanabilirler. Aynı zamanda öfkeli anne babasını rol model alabilir ve onlar da zorbalık gösteren çocuklara ve hatta yetişkinlere dönüşebilirler. Bunun yanı sıra öfkeli anne ve babaya sahip olan çocuklar sürekli stres hormonu salgıladıkları için fizyolojik gelişimleri de bu durumdan olumsuz etkilenir. Bu çocukların disipline edilmeleri de diğer çocuklara göre daha zor. Okulda disiplin ile ilgili zorluklar yaşamaları da olası. Bu tarz çocukların ileriki dönemlerde kendilerine ve çevrelerine zarar verme eğilimlerinin fazla olduğunu, kendilerini değersiz ve yetersiz hissettiklerini bununla birlikte yoğun suçluluk duyguları yaşadıklarını gözlemliyoruz. Bu çocuklar yetişkin olduklarında çok sessiz, içe kapanık ve sürekli kendilerini suçlayan kişiler olarak karşımıza çıkabildikleri gibi öfkesini kontrol edemeyen ve kendi çocuklarına, eşlerine ve arkadaşlarına öfke ile yaklaşan yetişkinler olarak da karşımıza çıkabiliyorlar…

 Ebeveyn olarak öfkemizi nasıl kontrol edebiliriz?
Öfke de diğer duygular gibi doğal bir duygudur fakat kontrol edilmediğinde yıkıcı davranışlara sebebiyet verebilir. Anne babaların ilk yapması gereken kendi öfkelerinin farkına varmak ve sebeplerini araştırmak olmalıdır. Anne ve babaların kendi ebeveynleri ile olan ilişkilerine bakmaları bu açıdan çok faydalı olabilir. Çeşitli egzersizler yapmak örneğin; derin nefes alma, ortam değiştirme, meditasyon gibi çalışmalar da öfkenin kontrol edilmesi konusunda ebeveynlere yardımcı olabilir. Anne ve babalık rolleri de kolay olmayan ve yardıma ihtiyaç duyulan rollerdir bazen yalnızlık da öfke duygusunu tetikleyebilir. Bu dönemde anne ve babalar zorlandıklarında destek istemeli ve duygularını ifade etmelidir. Kendine ve birbirine vakit ayıramayan anne ve babaların da öfke duygularının arttığını gözlemleyebiliyoruz. Unutmayın ki uçaklarda yapılan anonslarda bile maskeyi önce kendinize sonra çocuğunuza takın denir, yani siz iyi olmaz ve kendinizi iyi hissetmezseniz çocuğunuza da sabırlı davranmanız zorlaşabilir ve daha çabuk öfkelenebilirsiniz. Kendi çaresizlik ve yetersizlik duygularınızın tetiklenmesi de öfke kontrolünü zorlaştıran bir durumdur. Anne ve babaların öfkenin altında yatan karşılanmamış ihtiyaçlarına yoğunlaşmalarını ve öfke dışında diğer duygularını da ifade etmelerini öneriyorum. Bu konuda çok zorlanan anne ve babaların ise bir uzman desteği alması hem kendileri hem çocukları hem de gelecek nesiller için çok faydalı olacaktır.

 Burada sık yapılan hatalar neler?
Burada anne ve babaların en sık yaptığı hatalardan birisi başka durumlara ve kişilere öfkelenip bu öfkelerini çocuklarına yansıtmalarıdır. Çocuk bu durumu anlayamaz ve kendisini suçlu, değersiz ve yetersiz hisseder. Bir diğer hata ise anne ve babaların kendi çocukluklarında ebeveynleri tarafından karşılanmayan ihtiyaçlarının çocukları olduğunda karşılarına çıkması ve kendi ebeveynlerine olan öfkelerini de çocuklarına yansıtmalarıdır. Ebeveynlerin yapmış olduğu bir diğer hata ise duyguları ile temas edememektir bu nedenle öfke duygusuna sığınırlar ve kendilerini öfke duygusu ile ifade ederler. Kendini ve duygularını ifade etme becerisini geliştirmek ebeveynlerin çocukları ile daha sağlıklı bir iletişim kurmalarını sağlayacaktır.

 

Uzmanlar konuyu anlattı ama bakalım annelerimizin deneyimleri neler?

Öfke nöbetleri ile ilk ne zaman karşılaştın, sana tavırları nasıldı?
Cansu Efe, Elif ve Ege’nin annesi (@cansuefe)
Annem hep “Öfkeli çocuk ya açtır ya uykusuzdur!” der. Bence buna birde “Ya da mevcut alışık olduğu düzen bozulmuştur.” eklenmelidir… Oğlum Ege’nin ilk “Öfke Nöbetini” Bir buçuk yaşında sabah uyanır uyanmaz içtiği bir biberon sütü biraz geç kalınca yaşadık…(Oğlum biraz boğazına düşkündür de) Alıştığı düzen ve saati aksayınca, basit gündelik bir alışkanlık olarak görülen 1 biberon süt o krizi yaşamamıza sebep oldu. Bu süreç kendini ifade etmeye başladığı dönemde azaldı. Genel olarak çok sakin ve huzurlu olan oğlum bazen istediği olmadığı zaman da elindekini fırlatabiliyor ya da ağlayarak kendini kusturmaya çalışabiliyor. Böyle durumlarda olabildiğince sakin davranıp en önemlisi de ne kadar sinirlenirsem sinirleneyim onun öfkesine öfke ile karşılık vermeden dikkatini başka yöne çekmeye çalışarak anlık öfkesinin üstesinden gelmeye çalışıyorum. Çünkü çocuklar o kadar akıllı varlıklar ki; bu öfke nöbetleri neticesinde ebeveynlerine istediklerini yaptırabileceklerini keşfettikleri anda öfkeyi bağımlılığa dönüştürebilme yetenekleri oldukça güçlü. İki çocuk annesi olarak diyebilirim ki; bu tarz durumlar yaşamamak için ben onu anlamanın yollarını arayıp buluyorum ve bu durum bizim oğlumla olan iletişimimizi de güçlendiriyor.

Öfkelendiğinde nasıl bir iletişim yolu seçiyorsun?
Elif Hande Ayrancı, Bade ve Berke’nin annesi (@bademlebulduk)
Çocukların öfke nöbetine girdiği zamanlar elbette oluyor. Bununla baş etmeyi öğrendim tabi ama ikisi aynı anda öfke halinde olduğunda zorlanıyorum hala…  Çocuklar yoğun öfke nöbeti halindeyken onları azarlamak ya da kızmak ters tepki veriyor ve bulunduğumuz durumu daha da çıkmaza sokuyor kesinlikle. Böyle zamanlarda sakin kalmaya çalışarak sarılmayı ve şefkat göstermeyi deniyorum. Eğer ben de sakin olamıyorsam bana iyi gelecek bir şeyler yapmaya ve kendimi rahatlatmaya çalışıyorum. Mesela mutfağa geçip kendime bir kahve hazırlıyorum, yüzümü yıkıyorum, saçlarımı topluyorum… Hiçbir şey yapamıyorsam ortamdan uzaklaşıyorum ya da çocukları farklı odalara ayırıyorum. Kaos ortamı geçtikten sonra ise mutlaka ona ya da onlara öfke ortamını yaratan sebepler ve davranışları hakkında konuşuyoruz. Nasıl davranması gerektiğini anlatıyorum ve sonucunda her zaman sarılıyoruz. Azarlamak ve kızmak hele de olay anında durumu daha kötüye dönüştürüyor; bu yüzden bizim yöntemlerimiz sarıl, rahatla, sakinleş, konuş, sarıl şeklinde…

Kızın öfkelendiğinde sen de öfkelenen bir anne misin?
Dicle Seçkin, Mila’nın annesi (@dicleseckin)

2-3 yaşlarında her çocuk gibi öfke nöbetlerini biz de yaşadık kızımla. Ben, Mila öfke nöbeti geçirdiğinde onunla ilgilenmeyip, kendi haline bırakmayı tercih ettim. Böyle yaparak kısa sürede öfke nöbetinin ortadan kalktığını tecrübe ettim. Üstüne düşüp uyardığımda olay daha da uzuyordu ama görmezden gelme yöntemiyle kısa sürede bu durumu atlattık. Büyüdükçe farklı şekillerde zaman zaman itiraz ve isyanları oluyor ve görmezden gelmek biraz zorlaşıyor. Girdiği öfke nöbeti kendine zarar verecek boyuttaysa ister istemez bende öfkelenebiliyorum.


Anne olmak öfkelenmeyi törpüleyen bir şey mi?

 Emel Kaplandar, İpek ve Aras’ın annesi (@emelkaplandar)
Çocuklarım olduktan sonra öğrendim ki annelik 4 harfe sığdırılmış dünyaymış. Çok mucizevi bir sıfat olsa da inanılmaz sınır zorlayan bir vasıf. Her anne başka her çocuk başka. Herkes çocuk yetiştirirken değişik sorunlarla karşılaşıyor. Ben annem gibi bir anne olmadım, çocuklarımı geleneksel anne anlayışıyla büyütmüyor modern usullerle yetiştirmeye çalışıyorum ama inanılmaz zorlanıyorum. Kızım 2 yaşındayken oğlum doğdu ve çok zor bir süreç atlattık. Kızım 2 yaş sendromunu doruklarında yaşadı, kardeş kıskançlığı da ekstra devreye girdiği için gün içinde yemek, uyku, oyun vs tüm olaylarda öfke kontrolümü sağladım. O bağırdıkça ben kendimi sakinleştirdim. Ama sürekli bir sendrom yaşadıkları için bir süre sonra bağırmayan anne olamaz görüşüne katıldım. Gördüm ki çocuklar sınırları, kuralları sever dolayısıyla anne daha az öfke patlaması yaşar. Çocuklar ne görüyorsa onları uyguluyor. Örneğim kızımın benim gibi sinirlendiğini gördüğüm günden beri sabırlı olmaya daha özen gösterdim.


Kızına öfkelendiğinde ona bunu nasıl ifade ediyorsun?

Gamze Yetişkin, Mayıs’ın annesi @gamzeninkadrajı
Genel olarak çok sabırlı bir anne olduğumu söyleyebilirim. Kızım Mayıs 2 yaşında ve algıları çok açık, hızlı gelişip çabuk kavrayan bir çocuk. Tabi bu durum onunla tam zamanlı vakit geçiren beni zaman zaman zorluyor, çünkü ona yetecek enerjiyi zaman zaman kendimde bulamıyorum. Aslında genel olarak baktığımda Mayıs öfkelenecek hiçbir şey yapmıyor sadece hayatı, sınırlarını keşfediyor, öğreniyor ama tabii bunu bilmem benim zaman zaman öfkelenmemi engellemiyor. Öfkelendiğim durumlarda bunu Mayıs’a tek tek beni öfkelendiren şeyleri açıklamaya çalışarak çözmeye çalışıyorum. Çok basit bir şey masadan yere sürekli bir şeyler atması var mesela ya da kalem ile boyama yaparken koltukları boyaması bir de gidip sürekli televizyona vurması var ki en tehlikelisi bu maalesef. “Mayıs, annecim televizyona vurmaman lazım. Vurursan televizyon düşebilir, kırılabilir, sana zarar verebilir, lütfen annecim televizyona vurma.” Bunu en ciddi halimle ama ses tonumda yükseklik ya da sertlik olmadan söylemeye gayret ediyorum ya da “Mayıs, daha önce ne konuşmuştuk? Hani kalemle sadece defterlerimizi boyayacaktık? Koltuğu boyamamamız gerekiyordu sana söylemiştim hatırlıyor musun? Koltuğu boyayacaksan boyama kalemlerini elinden almam lazım.” şeklinde ifade etmeye çalışıyorum. Ama tuvalete ya da odama gidip bi iki dakika sakinleşmeyi beklediğim zamanlar oluyor. “Tamam Gamze sakin ol o daha çocuk henüz bilmiyor hadi bir kez daha ona açıkla…” Sonra daha sakince yanına gidip onunla konuşuyorum.


Neden öfkeleniyor? Sence haklı mı?
Nihan Aslı Aygen, Nil’in annesi(@nihanaygen)
Çocuklar ne hissediyorlarsa o doğallıkla yansıtıyorlar. Ve hissettikleri duygu her ne olursa olsun çocuklar haklıdır. Kendini en rahat, en güvende hissettiği çekirdek aile içinde kendini ifade edecek bir yol arıyor ve bulamıyorsa, içgüdüsel olarak öfkelenir. Çocuğun yaşadığı süreci biz ebeveynler olarak doğru yönetememişizdir. Kendimizi sorgulamalıyız. Çocuklarımız bizim yansımalarımızdır. Çocuğumuza ulaşacak bir yol mutlaka vardır.