Sürpriz ara tatile sürpriz rotalar

31 Ekim 2019

Bu yılı öğretim yılının sürprizi, ikinci bir ara tatil oldu. 18 Kasımda 9 günlük verilecek mola çalışan  ebeveynleri biraz zorlayacak olsa da, çocuklarla kaliteli zaman için bu fırsat harika geliyor kulağa. Nerede ne yapsak diyorsanız benden size bir kaç öneri.

Yazan: Canan Demiray – @gezgorkesfet

Bir anneden itiraf: 4.sınıf zormuş! Farklı dersler, ilk kez girilen sınavlar, karneye geçecek notlarla bir alışma sürecini ailece atlatıyoruz. Bu nedenle ara tatil bize ilaç gibi gelecek. Evde dinlenmek, şehrin tadını, arkadaş buluşmalarının keyfini çıkarmak güzel fikir  ama söz konusu ailece kafa dağıtmaksa hadi gelin hem ılıman hem de serin bir öneriyle sizlerle yola çıkalım.

 

Ilıman Avrupa diyenler için: Madrid ve çevresi

İspanya’nın başkenti Madrid, şehir merkezinde yer alan müzeleri, sarayları ve parklarıyla çocuklu aileler için harika bir yer. Gezinize klasik müze üçgeninin parçaları Prado, Thyssen-Bornemisza ve Reina Sofia ile başlayın.

 

Reina Sofia, Picasso’nun “modern sanatın en güçlü savaş karşıtı ifadesi” olarak adlandırılan Guernica’sına ve Dali’nin çeşitli eserlerine evsahipliği yapıyor. Müzenin ortasındaki avludaki banklarda etrafınızı saran heykellere bakarken dinlenmek de çok keyifli.

Madrid yolculuğunuza çıkmadan edebiyat tarihinin en ünlü romanlarından biri olan Don Kişot ile çocuğunuzu tanıştırmak iyi fikir olabilir. Cervantes’in kaleminden çıkma Don Kişot’un ilk baskısını Milli Kütüphane’de görebilir, yazarın ve onun karakterlerinin heykelleri ile minik bir molayı Plaza de Espana’da alabilirsiniz.

Prado ve Thyssen-Bornemisza müzesine gittiğinizde çocuklar için sesli ve görsel rehberi almadan tura çıkmayın. Minikler, eserlerin videolarını izleyerek müzeyi daha da keyifli gezebilir. Müzenin hemen yamacında bulunan Retiro Parkı benim en şehirde en sevdiğim yerlerden biri. Şehrin huzur veren bu romantik parkında, 22 metreye yükselen tavanıyla yapay gölete bakan kristal saray hem ısınmak hem de harika fotoğraflar için duracağınız yer olabilir.

 

Museo de Cera, ünlülerin yanı sıra, Simpson Ailesi, Superman ve ET gibi karakterlerin de bulunduğu balmumu müzesi. Teleférico de Madrid, şehri kuşbakışı görmek isteyenler için enfes. Cerro de Garabita’ya vardığında ise eğlenceli güzel bir park sizi bekler.

 

Ferrocarril Müzesi’de ise ailece trenler farklı lokomotifleri görebileceğiniz bir sergi alanına sahip. Tren demişken, Madrid’in ünlü tren istasyonu Atocha ise çok farklı bir atmosfer sunuyor söylemeliyim. Palmiye ağaçları, egzotik bitkiler ve kaplumbağaları ve hoş göletiyle bir botanik bahçesine dönüştürüldü.

 

Ulusal Doğa Bilimleri Müzesi, dev dinozor iskeletinin de olduğu etkileyici fosiller sergiliyor. 18. yüzyılda bir keşiş tarafından bulunmuş, müthiş değil mi? Tan küçüktü gittiğimizde biz ziyaret etmemiştik, bir sonraki ziyarete listemizin başında yer alıyor.

 

Eğer sizin de futbola meraklı bir çocuğunuz varsa Real Madrid ve Atletico de Madrid’e ayrılmış müzelere ev sahipliği yapan efsanevi Santiago Bernabeu ve Wanda Metropolitano stadyumları ziyaret edilebiliyor aklınızda olsun. Özel turlar için önceden zamanlamalara bakmayı unutmayın, bu bizim evde akademik yılın bitişini kutlamak için planlara girdi bile.

 

Saraylara meraklı Melis içinse Palacio Real yani Kraliyet Sarayı ziyareti gündemimizde. Buckingham Sarayı’nın iki katı büyüklüğünde, süslü duvarlar, tavanlar ve döşemeleri, görkemli mobilyalarıyla oldukça etkileyici olduğunu söyleyebilirim. Çocuklar, zırh ve silahlardan oluşan koleksiyonu da masal kitabı olarak tasarlanmış halıları da ilginç bulacaklardır. 3000 odalı sarayın küçük bir kısmını görmek bile oldukça keyifli.

 

Bu arada Madrid Hayvanat Bahçesi ve Akvaryumu, İspanya’nın en büyüğü. Yunuslar, pandalar ve orangutanları görmek isteyenlere duyurulur.

 

Madrid’deyken ünlü kızarmış kalamar sandviçi Bocadillo de calamares yemeden olmaz. Plaza Mayor, bu basit ama şahane sandviçin mekanı. Churros ise bir bardak koyu sıcak çikolata ile servis ediliyor.  100 yıldan fazla bir süredir bu tatlı yapan yer San Gines’e çok geç saate kalmadan uğramanızı tavsiye ederim, onu yedikten sonraki enerjiyle gece çocukları yatırmak pek mümkün olur mu emin değilim.

 

Şehirden 25 kilometre uzaklıkta bulunan Warner Brothers Film Dünyası, Bugs Bunny, Daffy Duck veya Batman gibi karakterlerle buluşmak isteyenler için kaçmaz.

 

Eğer vaktiniz varsa Madrid’den trenle farklı şehirlere günübirlik geziler mümkün. İspanya’nın tarihi, sanatsal ve manevi merkezi Toledo yaklaşık yarım saatlik mesafesiyle bunlardan biri. İki saatlik mesafedeki Segovia’nın en ilgi çekici yeri ise, şehrin tam ortasından geçen çarpıcı Roma su kemeri. Şehrin katedralinin ise Uyuyan Güzel’e ilham kaynağı olabileceği düşünülüyor. Avrupa’nın en iyi Rönesans şehirlerinden biri olan Salamanca’ya ise hızlı trenle 1,5 saatte  ulaşmak mümkün.

 

Kuzey ve Güzel Avrupa: Hamburg ve komşusu Bremen

 

Almanya denildiğinde aklınıza ilk belki Berlin ya da Münih gelebilir ama  Hamburg, sunduğu zenginliklerle güzel keşfedilmeye değer bir Alman şehri. Biz fiyat olarak daha uygun uçuş bulunca Hamburg gezimiz için  Bremen’e uçmayı ziyaret ettik. Böylece hem gidişte hem dönüşte Bremen’i ziyaret etme fırsatı bulduk. İki şehir arası trenle ulaşım 52 dakika sürüyor.

 

Bremen, tarihi yapılarıyla zengin, yürüyerek görmeye uygun masalsı bir şehir. Bremen’de merkez, Altstadt ve buranın ortasındaki plaza Marktplatz. Rönesans mimasiyle  Belediye Binası ve 800 yıllık St. Peter Katedrali ilk göreceğiniz yerlerden. Bir çok müzenin yer aldığı Böttcherstrasse de burada bulunuyor. Biz elbette önce çocukların sevip bildikleri  Bremen Mızıkacıları heykeliyle başladık keşiflere. Grimm Kardeşler sayesinde şehrin adı hafızamıza kazınmıştı ne de olsa. İş böyle olunca, insan daha ihtişamlı bir anıt bekliyor ama fotoğrafta da görebileceğiniz için çok da öyle değil. Olsun biz gördüğümüze mutlu olduk. Bir söylentiye göre eşeğin bacağına iki elinizle birden hafifçe dokunup dilek tutarsanız gerçek oluyor. Denemesi bedava.

Buradan şehrin eski bölgelerinden, renkli küçük evleri, minik restoranlarıyla sizi ortaçağa davet eden Schnoor’a yönelin, fotoğraf çekmeye meraklı ailelerin buraya bayılacağı yer diyebilirim. Şehrin  bohem bölgesi, Viertel oldukça renkli.  Etrafta barlar ve kafeler bir yandan da graffitiler görmek isteyebilirsiniz. Bu taraftayken kukla tiyatrosu Mensch, Puppe’nin küçük çocuklar için düzenlenen gösterilerini izlemek iyi fikir olabilir. Daha büyükler içinse balina şeklindeki ilginç binasıyla bilim merkezi Das Universum Bremen insan, doğa ve teknoloji temalarıyla ilginç bir deneyim sunuyor. Doğada bir gün geçirmek isteyen aileler Bürgerpark ve Emmasee’e yönelmeli. Emma Gölü kenarında sonbaharın farklı tonlarını görebilir, bu tarafa gelmişken Universum Bilim Müzesi’ni ziyaret edebilirsiniz.

Schlachte ise Weser nehiri kıyısına dizilmiş kafelerde istirahat etmek için uğrayabileceğiniz yer.

Bremen’deki en güzel parklardan biri Bürgerpark ise  oyun alanları, küçük bir hayvanat bahçesi, mini golf sahası ve güzel havada ailece keyif yapabileceğiniz kayık sefalarına ev sahipliği yapıyor. Bir diğer güzel park ise  yel değirmeni ile tanıyacağınız, Allstadt’ın yanıbaşındaki Wallanlagen.

 

Hamburg’a gelirsek, dünyanın en büyük liman kentlerinden biri. Bu nedenle keşiflere sahilden başlamak iyi fikir olabilir.İskele boyunca sizi selamlayan yelkenliler ufaklıkların ilgisini çekerse, müze gemi Rickmer Rickmers’e de gitmelisiniz derim. Şehri sudan keşfetmeyi bizim gibi seviyorsanız bir tekne gezisi de iyi fikir olabilir. Limanın yakınında bulunan Hamburg’un en büyük depo kompleksi olan Hamburg’un tarihi  depo bölgesini görebilirsiniz. Dar sokaklar, kanallar ve köprülerle birbirinden ayrılan yapılar ilgi çekici.

 

Tan’ın burada bayıldığı eminim sizin miniklerin de hoşuna gidecek olan müze Miniatur Wunderland. Adından anlaşılacağı gibi, minyatür müzesi. Dünyanın en büyük minyatür demiryolunu sergileyerek Guinness rekorunu almış. Dokuz farklı tema ile dünyayı tanıtıyor, trenlerin yanında 260.000’in üzerinde figürin,  görkemli binalar, uçak pistleri de mevcut.  Bir başka taşıt temalı müze Uluslararası Denizciik Müzesi. Airbus uçaklarının üretildiği yer olan Hamburg’da fabrika turları da zaman zaman oluyor, internet sitesinden inceleyebilirsiniz.

 

Benim çocuklarım ilginç sayılara ilgi duyuyorlar, belki seyahat öncesi heyecan yaratabilir. Hamburg’da bulabileceğiniz köprülerin çoğu aslında sinyal köprüleri olsa da Londra, Venedik ve Amsterdam’daki toplam köprüden daha fazla yani 2500 köprüye sahip.

 

Bu şehrin en önemli yapıları demek yanlış olmaz. St. Michaelis Kilisesi’nin kulesine çıkmanızı ve şehre bir de yukarıdan bakmanızı tavsiye ederim. Benim fırsatım olmadı ancak orada yaşayan bir arkadaşımın önerisi mutlaka gece de bu kuleye çıkmam yönündeydi.

 

Şehrin ilginç yerlerinden biri Alterelbtunnel, yani şehrin iki yakası bağlayan su altından yürüyerek geçeceğiniz Elbe Tüneli. En ihtişamlı binasıysa bence  opera binası olan Elbphilharmonie.

 

Reeperbahn Taksim kıvamındaysa, Neuer Wall, Nişantaşı diyebilirim. Alışveriş yapmadan da gezinmek oldukça keyifli. Eğer yakalayabilirseniz Almanya’nın en büyük lunaparkı Hamburg DOM, yılda üç kez bir aylığına kapılarını ziyaretçilere açıyor.  St. Pauli bölgesinde,  roller coaster, atlıkarınca, gösteri alanlarıyla eğlenceli ortam çocuklarınızı mutlu edebilir.

 

Vaktiniz kalırsaLübeck, yarım günlük bir şehir dışı turuyla ziyaret edebileceğiniz Baltık denizi kıyısında UNESCO Dünya Mirası Koruma Listesinde bir şehir. Etkileyici mimarisini vaktiniz varsa görmek isteyebilirsiniz.

 

Her iki program da 4-5 güne rahatlıkla yapılabilir, 9 gününüz var iyi eğlenceler yolumuz açık olsun.