TAKLİTÇİ UFAKLIKLAR

5 Aralık 2014

Taklit etmek yaltaklanmak değildir. Tam tersine okul öncesi dönem çocukları temizlikten nezakete kadar her şeyi taklit ederek öğrenir.

Mutlaka sizin de başınıza gelmiştir: Çocuk terliğini eline alıp cep telefonu gibi kullanmaya başlar ve işten henüz çıkmış kocasına “eve gelirken bir kutu süt al” der. Okul öncesi dönemde bulunan bir çocuk sahibi olmak aynaya bakmak gibi bir şeydir. Gördüğünüz de sizin davranışlarınızı aynen tekrarlayan küçük bir insandır.
Evinizdeki küçük taklitçinin böyle davranabilmesi için sizinle mutlaka fiziksel bir bağı olması gerekir. Çünkü taklit etmek öğrenmenin yapı taşlarından biridir. Böylece çocuk, taklit ede ede diş fırçalamaktan ana dilini kullanmaya, hatta bir sokak köpeğine nasıl yaklaşması gerektiğine kadar yaşamla ilgili her beceriyi sizden edinir. Çocuk önce bir şeylerle meşgul olan birilerini görür ve gözlem yapmaya başlar. Hemen ardından da taklit aşamasına sıra gelir. Gördüğü kişi her ne yapıyorsa aynını tekrarlamaya çalışır. Sonra davranışları adeta evrim geçirir ve yaptığı taklitler kendisine özel hale gelir…

Yeni insanlarla tanışmak
Üç-dört yaşlarındaki çocukları susturmak ne mümkün! Ama dikkat edin, yanlarında tanımadıkları yetişkinler varsa sus pus otururlar. Sakın kendinize pay çıkarmaya çalışmayın: Bunun nedeni sizin ve diğer “kaygılı” aile fertlerinin “yabancılarla konuşma” uyarıları değildir. Düşününce hak vereceksiniz: Bu durum bazen can sıkıcı bile olabilir. Örneğin çalıştığınız şirketin düzenlediği yemekte ağzını bıçak açmadan oturabilir! Bu gibi durumlara engel olmak için yemeğe gitmeden önce onunla konuşabilir ve yemek süresince yeni tanıştığı insanlarla sohbet edebileceğini, hal hatır sorabileceğini söyleyebilirsiniz. Ya da karşılıklı konuşarak farklı bir anlaşma yöntemi geliştirebilirsiniz. Örneğin “tanıştığımıza memnun oldum” anlamına gelebilecek el sallamak, dişlerini göstere göstere gülümsemek, el sıkışmak ve hatta elini havaya kaldırıp “çak!”mak gibi basit bir ifade şeklinde karar kılabilirsiniz. Bu hareketleri evde prova ederken, çocuğunuz da hangisini yaparak kendini daha rahat hissedeceğine ve hangi hareketi daha rahat yapacağına karar verecektir.
Sonra çocuklar, yetişkinlerin karşısında kendilerini neden beceriksiz hisseder konusuna usulca değinebilirsiniz: “Çünkü çocuklar ne söylemeleri gerektiğinden pek emin olamazlar.” Bu bilgilendirmenin hemen ardından da insanlarla nasıl diyalog kurulacağını ve “Nasıl gidiyor? Eğleniyor musun bari?” gibi sorulara nasıl cevap verileceğini alıştırmalar yaparak anlatabilirsiniz.

Üstünü değiştirirken
Küçük kızınız ya da oğlunuz, belki önceki yıllarda misafirlerin önünde giysilerini değiştirmekte hiç bir sakınca görmüyordu ve bunu büyük bir rahatlıkla, üstelik kimsenin yardımı olmadan yapıyordu. Ama tam da okul öncesi dönemde üzerine bir utangaçlığın, çekingenliğin geldiğini gözlemlemeniz mümkün. Tahminen kendisini izleyen gözlerden artık rahatsız olmaya da başlamıştır ve üstünü nasıl değiştireceğinden de pek emin değildir. Hatta üzerine bir şey döktüğünde pis görünmek bile onun için daha kabul edilebilir bir hal almış olabilir. Öyle bir an geldiğinde banyoyu kullanabileceğini hatırlatın ama toplum içinde giysilerini değiştirirken kendisini nasıl rahat hissedeceğine dair ipuçları vermeyi de ihmal etmeyin. Örneğin üzerinde bir fanila ya da streç pantolon varsa, perdenin arkasına geçip kıyafetlerini rahatça çıkarabileceğini söyleyin. Ya da yüzme dersi sonrasında iki arkadaşının tuttuğu havlunun arkasında rahatça soyunup giyinebileceğini anlatın.

Sınıf karşısında konuşmak
Çocuklarla birebir konuşmak kolaydır. Siz anlatırsınız, onlar dinler ve sizi anladığını da bilirsiniz. Öte yandan iş dinlediklerini uygulamaya gelince, bütün sular tersine akmaya başlayıverir. Mesela, sizinle büyük bir rahatlık ve özgüven içinde konuşan çocuk, sınıf karşısında dut yemiş bülbüle dönebilir.
Toplum karşısındaki bu tutukluğu giderebilmek için, çocuğun önce biraz alıştırma yapması gerekebilir. Bunun için de, öncelikle küçük bir topluluk bulmanız gerekebilir. Örneğin bayram, yılbaşı gibi aile toplantılarını bu amaçla kullanabilirsiniz. Eğer toplantıya katılacak aile fertlerini de önceden uyarırsanız, bu küçük hatip(!) adayının sözünü kimse kesmeyecektir. Sonuçta önemli olan o çekingenliği üstünden atmasını sağlayacak bir “ilk deneyim”dir.
Bazı çocuklar okuma yazmayı erkenden öğrenir. Eğer sizinki de onlardan biriyse, söylemek isteyip de söyleyemediklerini yazacağı birkaç kelimeyle anlatmasını isteyebilirsiniz. Veya ondan bir resim yapmasını ve duygularını, düşüncelerini resimle anlatmasını isteyebilirsiniz. Unutmamanız gereken şey, “derdini anlatma” adına gösterdiği her faaliyeti övgüyle karşılamak olmalıdır. Bu arada… Belki size saçma gelebilir ama “iyi şans” diye bir şeyin varlığına da onu inandırmanız gerekebilir. Çocuklar tıpkı elinizi tutmak gibi ya da sırtlarının sıvazlanması gibi bazen somut birtakım göstergeler sayesinde kendilerini güvende hissederler. Her an sırtını sıvazlayamayacağınıza göre, ona kendini güvende hissettirecek bir obje hediye edebilirsiniz. Bu takılarınızın arasında yer alan kopmuş bir kolyenin boncuğu olabilir, sizin çocukken uğur bellediğiniz küçük bir oyuncak olabilir hatta avucuna uğur parası niyetine bırakacağınız 1 TL de olabilir. Amaç, yanında olmadığınız zamanlarda da kendini rahat hissetmesini sağlamaktır. Bu şans getiren objeleri eline aldıkça ya da bu objeler cebinde durdukça güven patlamaları bile yaşayabilir, derdini rahatça ifade edebilir.
Diyelim sorun yine de çözülmedi. O zaman da anasınıfı öğretmeniyle diyaloga girebilirsiniz. Aynı sorumlulukları öğretmeninin vermesini isteyebilir, bir konu üzerinde konuşulurken, birkaç sınıf arkadaşından sonra sözü çocuğunuza vermesini veya başlangıç olarak, tüm sınıf karşısında değil de bir grup arkadaşı karşısında konuşmaya teşvik edilmesini rica edebilirsiniz. Küçük grup karşısında konuşmayı başardıktan sonra, büyük ihtimalle sınıf karşısında da konuşabildiğine dair haberi almakta gecikmeyeceğinizi söyleyebiliriz.

SORU CEVAP
Üç yaşındaki oğlum başka çocuklarla oyun oynamak konusunda hiç hevesli davranmıyor, bu durumu nasıl tersine döndürebilirim ya da döndürmem gerekiyor mu?
Oğlunuz çevresinde bir sürü çocuk olduğunda kendini güvende hissetmiyor olabilir ya da sadece utangaçtır. Yapmanız gereken ilk şey eve bir arkadaş çağırmak olmalı. Eve davet ettiğiniz çocuk, sizinkinden biraz daha büyük olursa daha iyi olur, çünkü dört yaşındaki çocukların davranışları daha kolay tahmin edilebilir. Ayrıca onu büyük olaylara önceden hazırlayabilirsiniz, örneğin yaş günü partilerine gitmeden önce, “Arkadaşın Ali’nin yaş günü partisine gideceğiz, Baran ve Zeynep de orada olacak” gibi açıklamalarda bulunun. Fakat çocuğunuz sürekli yalnız kalmak istiyor, sizinle bile oynamaktan hoşlanmıyorsa ve ender olarak göz teması kuruyorsa, bir an önce doktoru ile temasa geçerek, olası bir gelişme geriliğini bertaraf edin.