Özgüvenin sınırsızı zarar veriyor

22 Mart 2019

Yazan: Pedagog Elif İpek

Ailelerden sıklıkla duyduğum bir serzeniş var; “Çocuğumuza aşıladığımız özgüvenin gelip bize zarar vereceğini, ilişkimizi zedeleyeceğini düşünmemiştik!”  “Nerde hata yaptık veya neden bu çocuk böyle oldu?”

Ailenizin doğrularına karar verin

Kimi zaman çocuk yetiştirmenin, çocuğa rehberlik etmenin; ip üzerinde dans ederken top çevirmeye benzediğini düşünüyorum. Yolunda sürdürebilmek için hem dengede durabilmek, hem dikkat verebilmek hem de dış etkileri değerlendirebiliyor, göğüsleyebiliyor, bir süre sonra da önlem alabiliyor olmak gerekebiliyor. Bence öncelikle her anne baba kendi ailesinin  doğrularının farkında olmalı ve bunları kendi aralarında konuşmalı çünkü dünya algıladığımız biçimde var ve her birimizin algıları kendimize öznel bir dünya yaratmamıza neden oluyor. Örneğin ‘elma’ dediğimde benim ilk aklıma gelen yeşil rengi olurken; bir başkası elmanın tadını, bir başkası elmanın dokusunu, bir başkası manavı, bir başkası çocukken çıktığı elma ağacını düşünebiliyor. Çocuk yetiştirirken ortak dil oluşturabilmek için kavramlarımız üzerine konuşmak ve bu kavramların yaşadığımız toplum ile uyumunu gözden geçirmek uygun olur. Örneğin; Aklına koyduğunu yapmak ile tuttuğunu koparmak aynı anlama gelir mi? Özgüven  ile sınırsızlık? Cesaret ile gözükaralık? Dürüstlük ile patavatsızlık?

Ailenizin doğrularını, sosyal yaşamın gereklerini çocuğunuza bildirin

Bu kavramlara dair aile kendi doğrularını oluşturmadığında, çocuk aklınca; gerek anne baba arasında gerekse ebeveynin kendi içinde tutarsız davranış kalıplarını görüyor. Çocuk hangi davranışı neye göre, hangi açıdan değerlendireceğini bilmediği için ebeveynin tepkileri üzerine davranışlarına yön veriyor. Kimi davranışı/kararı karşısında övgü beklerken uyarı ile karşılaşıyor ve hayat deneme yanılmalara dayanır hale geliyor, bu da aile içi iletişimin zayıflamasına mahal verebiliyor. Çocuk açısından ne zaman neye kızacağı, neye aferin diyeceği belli olmayan anne, baba… Tutarsızlığın yadırganmadığı, normlar içinde olduğu bir yaşam… Ailenin doğruları ve yanlışları çocuğa bildirildiğinde çocuk hem güvende hissediyor hem de kendi prensiplerini oluşturmaya başlıyor.

Sınır koyun

Sınırlar insana güven verir. Okyanusun ortasında bir başına yüzmek ile okyanusun ortasında bir gemi ile bulunmak farklı güven durumlarına denk gelmez mi? Çocuğunuza yönetebileceğinden fazla alan tanırsanız ne yapacağını bilemez ve kendi aklınca olduk olmadık pek çok şeyi deneme eğiliminde olur. Sonuçlar üzerine odaklanır, başta sizinle iletişim problemleri yaşamaya başlar. Sınırlar ve kurallar koymanız onun için idealdir. Dikkat etmeniz gereken şey; sınırlar yönetebileceğinden geniş olmayacağı gibi, onu sıkıştırmamalı, çembere almamalıdır. Böylece kendisini gerçekleştirmesi bakımından yeterli yetki ve sorumluluk alanına sahip çıkabilir.

Üst akıl olmayın, kendi aklını kullanması için destek olun

Her birey öznel dünya algısını oluşturacak ve sosyal bir varlık olması gereği  topluma uygun olarak kendini ortaya koyacaksa; kendi ‘iyileşme’ yani gelişme, büyüme sürecinin farkında olmalı ve yaşına uygun olarak sorumluluğunu almalı. Ailelerin görevi ise; onun bu iyileşme sürecini yürütebilmesi için rehberlik sağlamak. Küçük yaştaki bir çocuğa; ‘koşma’ diyerek onu “korumak” yerine; ‘çevreyi kontrol et, dikkatli koş’ , ‘bu tarafa doğru koş, ben de seni görebileyim’ , ‘koşarken dönüp bizi görebildiğini kontrol et’ gibi sözler ile kendisini nasıl ve neyden koruması gerektiğini fark ettirmek uygun olur.

Okulda arkadaşı ile tartışmalarını sık gündeme getiren çocuğa; ‘sen de ona şöyle böyle deseydin, öğretmene söyleseydin’ demek yerine; ‘sen bu konuda ne düşünüyorsun?’ , ‘bu durumda ne yapabilirsin?’ gibi sözler ile kendi çözüm yollarını oluşturmasını sağlamak, sunduğu çözüm önerileri üzerine tartışarak okul ortamına uygun olup olmadıklarını değerlendirmek uygun olur.

Günlük yaşam sorumluluğunu yerine getirmekte zorlanan bir çocuğa; ‘haydi ödev saatin, ama bak sonra uykusuz kalacaksın, iyi o zaman yapmadan git’ gibi söylemler yerine; kendi sürecini algılaması amacıyla ‘ödev yapma sorumluluğunu hep sana hatırlatıyoruz hatta kimi zaman bununla ilgili tartışıyoruz farkında mısın? Ben bu durumda hoşnut değilim, peki ya sen? Sence durumu değiştirmek için neler yapabiliriz?’ gibi sorular sorarak birlikte düşünmeye yönlendirmek uygun olur.

Hayatın; sizin ona sunduğunuzdan çoğu olduğunu unutmayın

Evin içinde yapması gereken işi bitirdiğinde ödüllendirir, yaşından beklenen beceriyi gerçekleştirdiğinde marifet gibi tanıtırsanız çocuk evden dışarı çıktığında sosyal çevresinden aynı övgüleri bekler ve bulamadığında hayal kırıklığına uğrayabilir. Bu durum güvenini zedeleyebileceği gibi istediği tepkiyi söke söke almaya da dönüşebilir. Çocuğunuzun davranış ve becerilerini gerçekçi şekilde değerlendirmeye çalışın, bunu yapabilmek için çocuk gelişimine dair bilgi sahibi olun. Gereksiz pohpohlamalardan, ödüllendirmelerden uzak durun. Çocuğunuzu; kendini geçmesi için yönlendirin.

Her istediğini hemen sunarsanız, sizin ‘rehberlik veren’ olarak tanımlanabilecek  görevinizi ‘hizmet veren’ olarak yanlış anlayabilir. Evin dışındaki sosyal ortamlarda hizmet edilmeyi bekler. Hizmet alamadığında kendini değersiz hissedebileceği gibi hizmet vermeyeni de değersizleştirebilir. Sabır etme, sebat etme, gerekli şartların varlığı ve şartların olgunlaşması için sorumluluk alma gibi becerilerini geliştiremez ve sorumluluk alamaz. İsteklerini hemen yerine getirmek yerine isteklerine ulaşabilmesi için neler yapabileceğini düşündürün.

Kendisini algılaması ve geliştirmesi için destek olun

Davranışlarını, duygularını, duygusal tepkilerini, düşünme yapısını, alışkanlıklarını, tercihlerini konuşun, bunlarla ilgili geri bildirimlerde bulunarak birlikte gözden geçirin. Arkadaşları, kardeşleri ile ortak ve ayrık yönlerini konuşun. Toplum içinde kendini gördüğü yeri ve kendini gerçekleştirme biçimini kavramaya çalışın. Bu konu ile ilgili öğretmeni ve okul rehberlik servisi ile görüşün. Saygı duyma, kabul etme, boyun eğme, ısrar etme, teklif etme gibi sosyal yaşamda gerek duyabileceği  tanımlamalar yapması için destekleyin. Empati yapması için rehberlik edin, özür dilemesi için örnek olun, hakkını uygun dille savunması için konuşun.

Bu yaklaşımlar ile çocuk bireyin prensipleri oluşur; düşünme, durum değerlendirme, farkındalık, karar alma, çözüm üretme becerileri gelişir ve nerede ne zaman hangi davranışın uygun olduğunu seçebilir, kendisini durdurabilir, yaptığı davranışı açıklayabilen ve otokontrolünü sağlayabilen bir bireye dönüşür.