Köpeklerin Sakinleştirici Gücü

4 Ekim 2019

Bir köpekte koşulsuz sevgiyi bulursunuz. Bilim, köpeklerin kuyruklarını sallayarak, yalanarak ve insanların yanına sokularak insanları stresten arındırdığını ortaya koydu. Bu çok özel evcil hayvanın neden onunla çalışmaya değer olduğunu ve yuvanızda gelişecek bir müstakbel Zen efendisini nasıl seçeceğinizi bu yazımda sizlerle paylaşacağım.

Down Sendromlu 11 yaşındaki kızım Jo Jo’nun hayatı sarı Labrador retriever köpeğimiz Wiggins’in hayatından ayrılamaz bir hayat. Kızım banyo yaparken ve vücudunu keselerken, köpeğimiz küvetin çevresinde devriye geziyor, gözlerini kızımdan ayırmıyor. Kızım da ona öğle yemeğinde ne yediğini ve teneffüste hangi arkadaşlarıyla oyun oynadığını anlatıyor. Banyo sonrası Jo Jo, ben onun saçlarını taramadan önce, Wiggins’in tüylerini fırçalıyor. Wiggins daha sonra Jo Jo’ya odasına giderken eşlik ediyor. Orada onların mutluluğunu görmelisiniz. Ben kızıma kitap okurken, onlar yatakta birbirlerine sokularak oyunlar oynuyorlar.

Wiggins oğullarım Teddy (9) ve Geoffrey (7) ile dalaşmaktan çok hoşlanıyor ama Jo Jo’nun ihtiyaçlarına dair çok duyarlı ve ona karşı çok nazik. Kızıma hayranlık dolu gözlerle bakarak,  yanıbaşında oturuyor. Ne zaman kızımın modu düşük olsa, hemen onun yanına damlıyor. Kızımın nefret ettiği bir rutin olan ayak parmakları tırnaklarını kesme söz konusu olduğunda, bir bakıyorum Wiggins vücudunun üst kısmını kızımın bacaklarına dayamış ve onu yatıştırmaya çalışıyor.

Araştırmalar ebeveynlerin içgüdüsel olarak hissettiği bir gerçeği doğrulamaya devam ediyor: Evlerimizde beslediğimiz köpekler, çocukları doğuştan gelen bir sakinleştirme yeteneğine sahip. Örneğin Yale Üniversitesi’nde yapılan bir araştırma köpeklerle biraz da olsa oyun oynayan çocuklarda kaygının azaldığını ortaya koydu. Ohio eyaletindeki Kent State Üniversitesi’ndeki araştırmacılar ise 5 dakikalık bir konuşma yapması gereken çocukların köpekleri odadayken daha az stresli olduğunu saptadı.

Why the Wild Things Are: Animals in the Lives of Children adlı eserin yazarı Gail Melson ( PhD) şöyle aktarıyor: “ Bir köpek bir çocuğa kardeşlerinden ve arkadaşlarından alamayabileceği koşulsuz kabullenme, yoldaşlık ve duygusal bağlılık gösterebilir.” Başka bir araştırma ise köpekleriyle yakın bir ilişki içinde olan çocukların ebeveynleriyle ve hatta arkadaşlarıyla daha güçlü bağlar kurmaya yatkın olduğunu ortaya çıkardı. Şevk dolu o kuyruk sallamalarıyla köpek dostlarımız çocuklarımıza duygularını ve sevgilerini hayatımızdaki diğer özel insanlarla paylaşmamıza ilham verebilir.

Bir köpek edinmeniz otomatik olarak çocuğunuzun kâbuslarını ve gelgitlerini sona erdirmeyecek olsa da, iyi yetiştirilmiş bir dört ayaklı arkadaş kalıcı duygusal faydalar getirebilir. Bilimle desteklenmiş, bir köpeğin eve daha fazla huzur getirebileceği yolları bir düşünmekte fayda var.

Köpeğin yatıştırıcı gücüne hayatınızı açın.

Fairfield, Connecticut’ta yaşayan 9 yaşındaki Erin Torpy, Vizsla ( Macar kökenli bir av köpeği türüdür) cinsi bir köpek olan Rosie’nin ilelebet ona arkadaş olacak bir köpek olduğunu söylüyor. Erin, ne zaman onu uyku tutmasa Rosie’yi yanına çağırıyor ve Rosie onun üzerine uzanıyor ve patileriyle onu sarıyor. Erin, köpeğinin onun ne zaman üzgün ve stresli olduğunu anladığını düşünüyor. Bu öyle bir içgüdü ki, düğmeye basılmış gibi hemen başını, Erin’in dizlerine uzatıyor, patileriyle ayaklarına temas ediyor ve Erin’i yalamaya başlıyor. Erin’e göre tüm bunlar, Rosie’nin dilinde “ Her şey yolunda mı?” sorusuna karşılık geliyor ve Erin’in tüm sıkıntısı ortadan kalkıyor.

NYU Langone Health’deki Hassenfeld Çocuk Hastanesi’ne bağlı Çocuk Araştırmaları Merkezi’nde çocuk psikoloğu olarak çalışan Rebecca Rialon Berry ( PhD) , bir köpekle takılmanın bile kendi başına beyinde üretilen ve iyi hissettiren hormon olarak da tanınan Oksitosin seviyesini arttırdığını söylüyor. Japonya’daki bir araştırma, bir köpeğin ve bir insanın birbirlerinin gözlerinin içine baktığında iki tarafta da oksitosin hormonu artışı yaşandığını saptadı. Dr. Berry “bu, anneler ve bebeklerinin arasındaki bakışma sırasında yaşadığımız hormon artışına çok benzer bir artış.” diyor. Bilimsel araştırmanının bu sonucu çocukların neden bazen köpekleri hemcinslerimize göre daha destekleyici ve duygudaşlık kurabilen varlıklar olarak gördüklerine dair kanıt olabilir. Dr. Berry’e göre köpekler, kardeşlerimiz ya da arkadaşlarımız gibi yargılayıcı değil. Çocuklar, ödevlerini neden yapmadıklarını aklamak zorunda kalmıyorlar. Ya da köpek arkadaşlarımız, bizlerin kafa dengi olup olmadığımızı umursamıyor. Onlar bizleri koşulsuz seviyor ve kabulleniyor.

West Lafayette, Indiana’da bulunan Purdue Üniversitesi, İnsan – Hayvan Bağı Merkezi Direktörü Alan Beck, köpek sahibi olmanın çocuklarda bakma büyüme yetilerini ortaya çıkarma ve geliştirme fırsatını getirdiğini söylüyor. “ Köpeklerle yakın bağlar kurmak, çocuklarda çok olumlu bir pekiştirmeyi tetikliyor. Çünkü köpekleri gezmeye çıkardıklarında ya da onların kâselerine yiyecek doldurduklarında, çocuklar köpeklerinin neşeyle kuyruk sallamalarını ya da sevgi dolu gözlerle kendilerine bakmalarını  “teşekkür ederim” olarak yorumluyor. Şükran duygusu, çocukları mest ediyor.”

Araştırmalar, köpeklerin zihin kadar bedene de olumlu etki ettiğini ortaya koydu.  Bir evcil hayvanla büyüyen çocuklar daha az huysuz ve kaygılı, daha yüksek özsaygıya sahip, daha fazla sağlıklı olmaya ve fiziksel olarak daha fazla aktif olmaya yatkın. Grandville, Michigan’da yaşayan 10 yaşındaki Owen Kochans, Sarge adlı Bernese cinsi (Bu köpek, aynı zamanda İsviçre Dağ Köpeği olarak tanınmaktadır) köpeğiyle ilgi bize şunu aktarıyor: “Köpeğimle baş başa kaldığımızda birbirimize sarıldığımızda, Sarge huzur dolu. Ama ne zaman dışarı çıksak, futbol oynarken ve birbirimizi kovalarken heyecan zirve yapıyor. Ne zaman evde olsam 7/24 benimle olan bir arkadaşımın olması öyle benzersiz bir duygu ki !”

Sakin bir arkadaş seçin.

Purina’da araştırmacı ve hayvan davranışları uzmanı olarak çalışan Ragen McGowan (PhD), bizlere şu bilgiyi aktarıyor: “Bir web sitesinde bir köpeğin fotoğrafına bakıp onu çok sevebilirsiniz. Ancak bir köpeğin yumuşak başlı olup olmadığını yalnızca onunla reelde tanıştığınızda anlayabilirsiniz.” Bir köpek yavrusunu barınaktan ya da yavrunun annesini besleyen kişiden seçmeden önce, yavrunun kardeşleriyle birlikte olduğu ortamı ve birbirleriyle iletişimi onlara çaktırmadan gözlemleyin. Dr. McGowan ’ın bu konudaki bilgileri değerli: “Kardeşlerini kenara iten ve çok dominant bir köpek yavrusu problemli bir büyüme geçirebilir. Ama köşe bucak kaçan ve silik karakterli bir yavru da problemli büyüme geçirtebilir.” Bu iki uçtan uzakta, orta yolcu ve dış dünyaya açık bir yavruya odaklanın.

İkinci testiniz ise onlara yaklaşırken her bir yavrunun nasıl tepki verdiği olmalıdır. Dr. McGowan, “Göz göze geldiğiniz yavru, siz ona doğru yaklaşırken başını kaldırmalı ve kuyruğunu sallamaya başlamalı.” Onu kavramaya çalıştığınızda sizden kaçmaya çalışan ve size direnen yavrudan uzak durun. Dr. McGowan, “ister yavru, ister yetişkin olsun bir köpek size kulaklarını, ayaklarını ve kuyruğunu, kıvırmadan, sizden kaçmadan okşatabilmeli.”

Birçok barınak ve besicinin müstakbel köpek sahipleri için tanışmalara özel olarak hazırlanmış bir alanı bulunmaktadır. Dr. McGowan’a göre çocuklar, daima köpeklere yakınlık hissederler. Burada önemli olan köpeğin bu yakınlık hissine nasıl tepki göstereceğidir. Çocuklarınıza atlamaya çalışan ya da onları kovalayan değil, çocuklarınıza ilgi duyduğunu hissettiren bir köpek istiyorsunuz. Çok fazla kaygılı ya da heyecanlı olmadan aile yaşamının karmaşasıyla uyum sağlayabilen bir köpek önceliğiniz olmalıdır.

Köpeğinizin içindeki Efendi Zen’i ortaya çıkarın.

Doğru köpek seçimi sonrası köpeğinizi yeni hayatına alıştırmanın ilk adımı bir program hazırlamak ve bu programa sıkı sıkıya bağlı kalmaktır. Dr. McGowan, “ Köpeklere rutin, çocuklarda olduğu gibi,  iyi gelir.” Bu rutin içeriğinde yürüyüşler ve oyun zamanları, ayrıca besleme ve dinlenme zamanları var. Özellikle köpeğinizi besleme zamanlarına çocuklarınızı da kaynaştırmak büyük önem taşıyor. Mesela, köpeğinizin beslenme kâsesini yere koymadan önce çocuklarınız köpeğe oturma eğitiminde yardımcı olabilir. Dr. McGowan’a göre, bu tür eğitimler köpeğinizin çocuklarınızı kendisine bakan ve gözeten varlıklar olduğunu görmesine yardımcı olur ve aralarındaki bağları pekiştirir.

Köpeğiniz evinde olduğu duygusunu yaşamaya başlar başlamaz, köpekle aile fertleri arasındaki bakımla ilgili ve duygusal yakınlıkla ilgili iletişimi besleme yöntemlerinizi geliştirin. Çocuğunuz okula gitmek zorunda olduğu sabahlarda erken kalkmaktan hiç hoşlanmıyorsa, çocuğunuz için kâbus olan sabahın bu erken saatlerini eğlenceye dönüştürün. Mesela, çocuğunuzu servise bindirdiğiniz yere köpeğinizle birlikte gidebilirsiniz.  Ev ödeviyle uğraşıyorken, çocuğunuza yakınında köpeğinizi de bulundurması önerisinde bulunun. Bir araştırma, köpeklerine yüksek sesle kitap okuyan çocukların okumaya dair daha olumlu tavır geliştirdiklerini ortaya koydu.

Köpeğiniz sıklıkla havlıyorsa ya da çocuklarınızı strese sokan başka türlü bir davranışı varsa, çocuklarınıza onu görmezden gelmeyi tavsiye edin. Dr. McGowan, “ Çocuklar ve köpekler sıklıkla birbirlerinin enerjilerini beslerler. Birisi heyecanlandıysa, diğeri de aynı moda girer. Köpek çılgınca havlıyorsa, çocuklar da köpeğe susmasını işaret edercesine ona “hayır, sus artık” gibi sözler edebilir, ona bağırabilir.” diyor.  Ayrıca, Dr. McGowan şöyle devam ediyor: “ Köpekler havladıklarında, karşılarındaki insanlar da yüksek sesle konuştuğunda ya havlar gibi sesler çıkardığında, bu cevapları eğlenceli bir cevap olarak algılayabiliyor. Ya da karşısındakilerin de kendisi gibi havladığı çıkarımına varıyor. İki tarafın da içine sürüklendiği havlama ve bağrışma sekansları çocukları ve köpeğinizi adeta bir kısırdöngüye çekiyor.” Bu kısırdöngüden kendimizi sıyırmak için çocuklarınızı, köpeğiniz iyi davrandığında ve sakinleştiğinde onu ödüllendirmeleri gerektiği konusunda teşvik edin.

Bazı durumlarda çocuklardan önce ailenizin bir parçası olan büyük köpeğiniz ve çocuklar arasında bir bağ kurmak güç bir seyir izleyebilir. Dr. McGowan , “ Küçük köpekler çocuklarla rahatça oynayabilir. Ama büyük köpekler, “uygun gördüğü” tarzda iletişim kurmayı seçebilir.” diyor.  Çevrenizdeki alanlarda köpeğinizi ailecek gezintiye çıkarmak, köpeğin ipini dönüşümlü olarak tutmak, sırayla onu beslemek, fırçalamak ve tuvalet ihtiyaçlarını düzenlemek olabilir. Köpeğiniz, ailenizdeki diğer fertleri kendisiyle göz kulak olan fertler olarak görmeye başlar başlamaz, onlarla daha fazla iletişime geçmeyi dört gözle bekleyecektir.

Zamanla, her köpek gelişmiş seviyede stres azaltma becerilerini edinebilir. Yavru köpeğinizi eğitmek, çocuğunuzun bacakları üzerinde uzanması ve adeta bir battaniye olması için onu teşvik etmek kadar kolay olabilir. Her şey bir yana, hem çocuklar hem de köpekler için en önemli şeyler, hayatın basit mutluluklarında saklıdır.

İyi huylu bir aile köpeği çocuklar için sağlık, gelişim ve davranış konularında mükemmel bir arkadaş olabileceği gibi, bazı çocuklar özel eğitilmiş hizmet köpeklerine ihtiyaç duymaktalar. Aylarca eğitim alan ve belirli işlevleri yerine getirdiği belgelenen bu hayvanlar tüm kamusal alanlarda bizlere yardımcı oluyor. Bu tür köpeklerin özel emniyet kemerleri bulunmaktadır ve yoğun çalışma saatleri sebebiyle çevredekilerin onları rahatsız etmemeleri gerekiyor.

Labrador Retriever cinsi bir köpek olan Einstein, Connecticut’taki Fenster ailesine 6 yıl önce geldiğinde, şu anda 11 yaşında olan Duncan için diyabet atağı uyarısı yapan köpek olmakla görevliydi. Duncan’ın kan şekeri çok düştüğünde ya da yükseldiğinde Einstein, derhal durumu aileye bildiriyordu.  Ama fazla zaman geçmeden Einstein başka bir görev de almaya başladı.  Duncan 3. Sınıftayken, şiddetli bir kaygı yaşar oldu ve ailesi, onu apar topar okuldan bir süreliğine almak zorunda kalıyordu.  Duncan’ın annesi Natacha o günlere dair şöyle konuşuyor :  “ Einstein’in oğlumu yatıştırmak için o yıllarda ne kadar olağanüstü davrandığını bir görseniz. Duncan’ın ruhsal bir daralma yaşadığını anlar anlamaz hemen Einstein, ona koşardı, burnunu bizimkine sürterdi ve hatta bazen onun üzerine uzanırdı. Büyük, sevgi dolu bir battaniye gibi.”

Şu anda Einstein, Duncan’ın evde ve dışarıdaki en sadık arkadaşı. Natacha şöyle söylüyor: “ Duncan zor bir durumla karşı karşıya kaldığında, Einstein’in yanına gider ve onunla biraz oturur. Köpeğin varlığı, oğluma ışık hızıyla huzuru getiriyor.”

Shannon Hiatt bir anne ve Union, Kentucky’de yaşıyor.  Evlerinde besledikleri Goldendoodle cinsi köpekleri Munch’in, otizm hastası 8 yaşındaki oğlu Xander’in hayatında ne kadar hayati rol oynadığını bize anlatıyor.  Shannon, eve sürekli oğlunun arkadaşlarının geldiğini, Munch’ü beslemeye ve bakımını yapmaya yardımcı olmak istediklerini söylediklerini, kendisine ve oğluna köpekleri hakkında pek çok sorular sorduklarını söylüyor.         Sharon’ a göre bu tür iletişim, oğlu Xander’in akranlarıyla iletişim kurmasına yardımcı oluyor.  “Çünkü bu köpek konusu onun ilgi alanında. Ve arkadaşları tam da konuda onunla konuşmaktan keyif alıyor. Sık sık oğlumun Munch konusu üzerinden sosyalleştiğini gözlemliyorum. Koltuğa birlikte oturuyorlar ve Xander gününün nasıl geçtiğini köpeğimize anlatıyor. Bazen bakıyorum Xander, köpeğimizi keyifsiz görünce “Neyin var dostum? Keyifsiz görünüyorsun.”  gibi sözler ediyor. Bence Munch, oğlumuza empatiyi öğretti.”

Diğer köpekler, hasta çocukları hastanelerde, yaşlı yetişkinleri bakım evlerinde ziyaret ediyor ve onlara duygusal destek veriyor.  Bu tür köpekler eğitimden geçmiş ve yerel bir terapi köpeği örgütünden sertifika kazanmış özel köpekler. Böylesi hümanist bir görev köpeği ile iletişim kurmak aklınızdan geçerse, çevrenizde bulunan bir kuruluşta çalışan bir gönüllü koordinatör ile iletişim kurabilirsiniz.