EN İYİ TEHTİD TAKTİKLERİ

5 Aralık 2014

Çocuklar disiplin oluşturma adına geliştirdiğiniz taktikleri umursamıyor mu? Demek ki yenilik yapmanın zamanı geldi.

TEHDİT: “Eğer bir kez daha ‘televizyon izleyebilir miyim?’ diye sorarsan televizyonu kaptığım gibi pencereden aşağı atarım.”
SORUN: Fazlasıyla soruna yol açabilecek bir cümle… Öncelikle televizyon olmadan siz ne yapacaksınız? İkincisi, bakalım yaşadığınız çevre pencereden bir şeyleri sokağa fırlatmak gibi istenmeyen bir davranışı kabullenebilen bir çevre mi? Buna göz yumacak komşularınızın olduğu bir çevrede mi yaşıyorsunuz? Ya dışlanırsanız?
YENİ TEHDİT: “Eğer bir kez daha ‘televizyon izleyebilir miyim?’ diye soracak olursan dosdoğru mutfağa gideceğim ve sen televizyon seyretmeyi unutana kadar mutfaktaki çekmecede ne kadar abur cubur varsa hepsini yiyeceğim. Sonra sen yanıma geldiğinde sakinleşmiş bir anne/baba bulacaksın ama bütün abur cuburlar da bitmiş olacak. Ben de sana o zaman ‘Kızma Birader oynayalım mı?’ diye soracağım.”
TEHDİT: “Dişlerini fırçalamazsan hepsi çürür ve dökülür, dişsiz kalırsın.”
SORUN: Çocuklar ileride neler olacağını pek umursamaz. Tabii “ileri”den kasıt, hemen 10 saniye sonrası değilse…
YENİ TEHDİT: Sen hiç bebeklerin ağzına dikkat ettin mi? Hiç dişleri yok değil mi? Çünkü onlar anne babalarının sözünü dinlemeyip dişlerini fırçalamadıkları için bütün dişleri dökülmüş. Aklıma gelmişken… Dişlerini fırçalamazsan eninde sonunda dişçiyle tanışacaksın demektir. Ben gidip gördüm orayı; son derece eğlenceli bir muayenehaneydi. Böyle dişini fırçalamayan çocukların dişlerine teller filan takıyorlar. Ben seyrederken epey eğlendim ama sana o telleri takarlarken sen de eğlenir misin, bilemem tabii…
TEHDİT: “Ya şimdi hemen gider giyinirsin ya da bir daha asla kendi başına giyinmene, kıyafetini seçmene izin vermem!”
SORUN: Uzmanlara göre kendi başına giyinip soyunmayı beceremeyen çocuk tehlike sinyalleri veriyor demektir. Hem bir düşünsenize: 10 gün sonra size kendi başına giyinmek için yalvardığında yüreğiniz hiç sızlamayacak mı?
YENİ TEHDİT: “Hemen giyinmezsen ben de sana küsüyorum, pencereye gidip dışarıyı seyretmeye başlıyorum ve sen gelip de bana ‘iyi misin?’ diye sorana kadar da tek kelime etmiyorum.”
TEHDİT: “Bak bu tırnaklarını kestirmezsen, gece uykunda farkına bile varmadan yüzünü yırtarsın.”
SORUN: Çocukların tırnakları bir tür silah değildir ama siz böyle söylerseniz, silah olduğuna inanabilirler. Masum parmakların ucundaki masum ve uzun tırnaklarını da asıl o zaman silah gibi kullanmaya başlarlar.
YENİ TEHDİT: “Ben sürekli tırnaklarımı kemiriyorum. O kadar çok kemiriyorum ki, bazen kısacık kalıyor. Ama bazen gözüm senin bu uzun, güzel ve düzgün tırnaklarına ilişiyor. İçimden ‘bir an evvel yatsa da o uyurken tırnaklarını yesem’ diyorum. Yani, tamam, bu doğru bir hareket değil elbette ama her an bir zayıf anıma gelebilir ve bu tırnakların uykuda afiyetle yenebilir. O yüzden, ben en iyisi keseyim de etlerine kadar yenmiş tırnakların olmasın.”
TEHDİT: “Ağlamayı kes yoksa ben de başlarım ağlamaya…”
SORUN: Hem konuşup, hem tehdit savurup hem de yalancıktan ağlamanız mümkün değil. Daha da kötüsü, çocuk blöfünüzü görebilir. Hatta daha da kötüsü, tıpkı sizin yaptığınız gibi ağlamayı bir karşı tehdit olarak kullanmaya başlayabilir ve çok da güzel yalancıktan ağlayabilir. En kötüsü de ağlama numarasının altından kalkamazsanız çocuğun diline düşersiniz. “Babaa, sen gerçekten böyle mi ağlıyorsun? Ama aptal gibi görünüyorsun!” cümlesini duyduğunuz anda bittiniz!
YENİ TEHDİT: “Eğer ağlamaya devam edersen sana bıkıp usanmadan ‘Niye ağlıyorsun, niye ağlıyorsun, niye ağlıyorsun, niye ağlıyorsun?’ diye sorarım, niye ağladığını anlatmana fırsat bile vermem. Ama n’aaparııım? Seni şöyle tuttuğum gibi kollarımın arasına alırım, ‘geçti babacığım, geçtii’ derim. Bak bu kucaklaşma anı fazla uzun sürmez ama. Çünkü senin bulunduğun yerde illa ki insanı güldürecek bir şeyler olur.”
TEHDİT: “Elini-ayağını yıkamadan yatağa girersen, pis canavarlar gelip o elleri ve ayakları afiyetle yer!”
SORUN: İnsaf! Çocuk daha dört yaşında ve “canavarlar” da onun için “gerçek!” Bu canavar korkusu içine bir yerleşirse, su kuşu gibi yaşamaya başlayacak demektir.
YENİ TEHDİT: “Elini ayağını yıkamadan yatağa girersen şey olur… Şey… Ya, aslında bir şey olmaz. Ama gerçek şu ki evladım, zaten annen ve diğerleri senin her şeyinle öyle çok ilgileniyorlar ki bana da sadece uyku öncesi ellerini ve ayaklarını yıkatma işi düşüyor. Ne bileyim, sen bu küçük temizliği yapmayınca ben kendimi başarısız, sanki kötü bir babaymışım gibi hissediyorum. Ben kötü bir baba mıyım sence?”

Yorum Yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir