Duyu Bütünleme, gelişim için neden önemli?

6 Şubat 2020

Son yıllarda çocuk gelişimi açısından önemi fark edilen ve git gide yaygınlaşan bir kavram “Duyu Bütünleme”. Genetik ve çevresel faktörlerin etkisiyle oluşabilen Duyu Bütünleme Bozukluğunda, çevresel faktörler arasında teknolojik aletler, gelişimi destekleyen parkların azlığı ve korumacı ebeveyn tutumu başı çekiyor. Çocuğun ihtiyacına yönelik belirlenen terapi programı ile bu sorun büyük oranda, bazı durumlarda ise tamamıyla düzelebiliyor. Duyuçocuk Fizyoterapi, Eğitim ve Danışmanlık’ın kurucusu, uluslararası geçerliliği olan Ayres Duyu Bütünleme sertifikasına sahip Pediatrik Fizyoterapist Onur Aşkar,paylaştığı bilgilerle aslında hepimize çocukların gelişimsel süreci açısından farklı bir bakış açısı kazandırmış oldu.

Duyu Bütünleme kavramını açıklar mısınız?

Duyu bütünlemeyi, kişinin vücudunu çevreye uygun bir şekilde kullanmasını mümkün kılan nörolojik bir işlem olarak tanımlayabiliriz. Başka bir deyişle, kişinin vücudundan ve çevresinden gelen duysal, yani duyuyla alınan bilgileri organize etme becerisidir. 1972 yılında A.Jean Ayres tarafından ilk olarak ortaya konmuş bir kavramdır. Duyu Bütünleme, beyin ve davranış ilişkileri üzerine odaklandığı için, öğrenmeyi de etkiler.

Öğrenmeyi nasıl etkiliyor?

Öğrenmenin gerçekleşebilmesi için; hareket ve çevreden gelen duysal bilgileri işlemleme ve bunları, davranışları planlamak ve organize etmek için kullanma yeteneği gerekir. Eğer bireyde duyusal işlemleme kabiliyeti az veya zayıf ise, hem öğrenme noktasında hem de davranışı etkileyen uygun aksiyonlar üretmekte zorluk çeker. Duyusal işlemleme yeteneği ne kadar fazla ise öğrenme ve uyumlu davranış da o kadar gelişir.

Peki, duyu bütünleme sorunu neden olur?

Genetik faktörler, duyu bütünleme sorununu beraberinde getirebilmektedir. Ancak çevresel faktörler sonucunda da duyu bütünleme sorunu görülebilir. Örneğin; son yıllarda değişen yaşam koşulları, şehirleşmenin artması ve şehirleşmenin sosyalleşmenin önüne geçmesi, park ve sokakların olmaması bu sorunu yaşayan çocukların artmasında en önemli etkenler arasındadır. Daha çok evde kapalı büyüyen, teknolojik cihazlarla erken yaşta tanışan ve etkileşim temelli oyunlar oynamayan çocuklarda daha sık görülür. Yani aslında zihinsel olarak normal gelişim gösteren çocuklarda da bu tür nedenlerle duyu bütünleme sorunları gözlenebilir.

Terapi alanları neler?

Duyu Bütünleme Terapisi’nin alanları; dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu, dil ve konuşma sorunları, öğrenme bozukluğu, normal dışı gelişim, gelişimsel koordinasyon bozukluğu, otizm, down sendromu, cerebral palsy, yeme sorunları, uyku sorunları ve sosyalleşme sorunlarıdır.

Uygun tedavi belirlendikten sonra genellikle olumlu sonuçlar elde edilir. Duyu Bütünleme Terapisi, pediatrik fizyoterapi alanında uzmanlaşmış fizyoterpistlerin ve ergoterapistlerin hizmet alanlarından biridir.

Duyu Bütünleme gelişimi açsından bakıldığında en çok hangi duyularda sorunlarla karşılaşıyorsunuz?

Duyu Bütünleme Bozuklukları arasında en çok problem görülen duyular, sağlıklı öğrenme basamakları içinde en temelde yer alan duyulardır. Yani bu duyularda sorun varsa, öğrenme olumsuz etkilenir. Bunları şöyle açıklayabilirim:

1 Vestibuler duyu:Vücudumuzun denge merkezidir. İç kulağımızda yer alan bu duyumuz, vücudumuzu yerçekimine karşı dengede tutmamızı sağlar. Uzaysal ve görsel algı, vücudumuzun nerede olduğu algısı, duruş, dikkat ve dil becerileri bu sistemle sağlanır. Vestibuler (Denge) fonksiyonlar; motor beceriler, görsel-uzaysal algı, dil becerileri, el tercihi ve motor planlama için gereklidir.

2 Proprioseptif duyu:Kas eklem sistemimizdir. Özduyum da diyebileceğimiz, vücudumuzla ilgili farkındalığı ve hareketlerimizi kontrol etmemizi sağlayan sistemdir. Kaslarımızla ilişki kurarak, bir beceriyi ya da aktiviteyi sürdürürken ne kadar kuvvet uygulanması gerektiğini uyarlar. Beden algısı ile ilgili olan bu sistem, örneğin bir yerlere çarpmadan yürümemizi sağlar.

3 Interoseptive duyu: İçsel duyudur. Yani iç organlarımızdan aldığımız uyaranları vücudumuzdan beynimize gönderen sistemdir. Karnımızın açlığı, tok hissetme veya tuvalet ihtiyacımızı bu sistem ile kontrol ederiz.

Duyu Bütünleme Bozukluğunun belirtileri nelerdir?

Belirtilerin sayısı oldukça fazladır. En belirgin belirtiler; çocuğun oturarak hayat sürdürmeyi sevmesi, parkta bazı oyuncaklardan kaçınması, arkadaşlarıyla oyun oynamakta zorlanması, sosyalleşmekten kaçınması, dokunsal olarak hassasiyetlerinin olması, sabit bir şekilde yani fazla hareket etmeden oyun oynaması ve oyuna müdahale ettirmemesi, oyunda diyalogları dahi sürekli kendisi belirlemesi, emekleme, tırmanma ve benzer motor gelişim basamaklarını atlaması ya da bunlarda gecikmesidir.

Diğer belirtiler arasında ise şunlar sayılabilir:

– Çocuğun sürekli hareket halinde olması,

– Konsantre olamama/dikkat-algı problemi,

– Bir şeylere çarpma,

– Kendine güvensizlik,

– Vücut parçalarının uzaydaki konumlarını söyleyememe,

– Yeme problemleri,

– Dil ve konuşma problemleri,

– Beceri gerektiren oyun ve oyuncaklarla oynamaktan kaçınma,

– Tuvalet eğitimi almakta güçlük çekme,

– Giyinmekte zorlanma ya da kendini rahat hissedememe,

– Gevşek vücut ve/veya zayıf denge,

– Çocuğun kolayca ürkmesi,

– Akademik öğrenme becerisinin düşük olması, öğrenmeye açık olamama,

– Yiyecek olmayan nesneleri yalama, ağzına götürme,

– Yavaş hareket etme,

– Kendine ve eşyalara vurma/dokunma,

– Çorap giymek istememe,

– Dikkat dağınıklığı,

– Sallanmaktan veya zıplamaktan hoşlanmama veya aşırı hoşlanma,

– Banyo yapmak istememe,

– Bir oyunu sürdürmede güçlük çekme,

– Merdiven inmede ve çıkmada zorlanma,

– Kurallı oyunları oynamada zorlanma,

– Yaşına uygun oyuncaklarla oynamama,

– Kalem tutmak ve resim yapmak gibi ince motor becerilerini yapmakta yaşıtlarına göre zorluk çekme,

– Ayakların yerden kesilmesinden hoşlanmama,

– Bazı yüzeylere temas etmekten ve dokunmaktan kaçınma,

– Özellikle çıplak ayakla, kuma ve çime basmaktan kaçınma,

– Sadece belirli tatlar yeme, örneğin tuzlu veya tatlı.

Duyu bütünleme terapisini hangi uzmanlar öneriyor?

Çocuk ve ergen psikiyatristleri, nörologlar, çocuk doktorları, psikologlar, psikolojik danışmanlar, dil ve konuşma terapistleri, anaokulu öğretmenleri, beden eğitimi öğretmenleri.

Duyu Bütünleme terapisi nasıl bir şey, bahsettiğiniz duyuları geliştirmek adına neler yapıyorsunuz?

Eğer bir çocukta öğrenmede, davranışta ve sosyal anlamda problem varsa bu durumları duyu bütünleme terapisi ile çözebiliyoruz.

Öncelikle ailenin çocuğuna yoğun olarak sunduğu tablet, telefon, puzzle, blok gibi görsel uyaranları kesmesini sağlıyoruz. Yani çocuğu hareketsizliğe iten çevresel etkenleri düzenlemek bile onu değiştirebiliyor.

Duyu bütünleme bozukluğu, anne-babası kaygılı olan çocuklarda daha fazla olabiliyor. Yani bu tarz kaygılı ve korumacı ailelerde çocuk 5-6 yaşına geldiğinde bile hiç düşmemiş olabiliyor. Oysa bu, motor becerilerin gelişimi açısından tehlikeli bir durum! Çocuk dediğiniz farklı bir ortama girdiğinde orayı keşfetmeye çalışmalı. Oysa şimdiki çocukların bazıları yeni bir ortama girmek istemiyor. Bu gibi durumlarda duyu bütünleme terapisi ile çocuğun çevre ile ilişkisini artırıyoruz. Yalnız çevresel değil, nörogelişimsel durumlarda da (genetik bir sorun, anne karnında oluşan bir sorun vb) duyu bütünleme terapisi kullanılıyor.

Örneğin; 5 yaşında zıplayamayan bir çocuk, terapiye uygunluk kriteridir. Çocukların kaba motor becerilerini, 4 yaşında bitirmiş olmaları beklenir. Bu yaştan sonra çocuğun oradan oraya tırmanmasını bekleriz. Çocuklar hareket etmezlerse kasları zayıflar. Biz çocuklarda ince motor beceri, kaba motor beceri ve algı motor becerileri geliştiriyoruz. Kalem tutmakta güçlük çeken çocuklarla da çalışıyoruz. Bir çocuğun okula gitmek istememe nedenleri arasında kalem tutma becerisinde zayıflık gelebiliyor, yazı yazamadığı için kendisiyle alay edilebiliyor. Hedefimiz çocuğun zayıf duyularını geliştirmek ve beceri kazanmasını sağlamak.

Çocuklarda sorun olan bölgedeki kasla bağlantılı olan kasları, yani zayıf olan kasları birkaç kez çalıştırmak yetebiliyor bazen. Biz duyu bütünleme terapisinde çocuğun yapamadıklarının üzerine odaklanmıyoruz, yapabildiklerinin üzerine gidiyoruz. Bir çocuğun yapamadığı konunun üstüne gitmek kadar psikolojik örselenme olamaz. Biz çocuğun yapabildiğinin üzerine gideriz. Çocuğun motor sisteminde arkadaki açıkları kapatmak bizim hedefimiz! Alt tarafı doldurduğumuz için terapi bizde biter. Çocuklarda ortalama 4-6 veya 6-8 ayda gözle görülür bir düzelme olur.

Anne ve babalara neler önermek istersiniz?

Motor gelişim; doğumdan itibaren önem verilmesi gereken bir konudur. Örneğin; bebeklerin 1 aydan itibaren mutlaka yüzükoyun vakit geçirmesi sağlanmalıdır. Ayrıca 1 aydan itibaren bebeklere masaj yapılmalıdır. 4-5 ay yüzüstü durması için desteklenmemiş bir bebek, 6. ayda oturamaz. Çünkü bir bebeğin 6. ayda oturabilmesi için, sırt kaslarını geliştirmiş olması gerekir.

Anne-babaların ve eğitim sisteminin yaptığı önemli bir hatadan söz etmek istiyorum, o da çocuklara sürekli bir şeyler öğretmeye çalışmaları. Oysa çocukların 6 yaşına kadar yaşayarak ve deneyimleyerek öğrenmesi hedeflenmelidir. Bir şey öğretmek için yapılan etkinlikler, çocukları hareketsizliğe teşvik eder. Örneğin; puzzle, blok vb oyuncaklar veya dijital hayatı da bilsin diye ellerine verilen tablet ve telefonlar, tüm bunların öğrenmeye ekstra bir katkısı yoktur.

Maalesef günümüzde “Uslu dursun yeter” düşüncesiyle çocukların önüne tablet konuyor. Tablete alışması ise, 8-9 yaş civarında okulda zorlanmaya kadar gidiyor. Örneğin; ben 28 yaşındayım tablete hiç ihtiyaç duymadım. O zaman bu çocukların neden ihtiyacı var? Ya da anne-babalarının… Çocuğuna tablet vererek ona yettiğini düşünen aileler var. Artık çocuklara tablet almamak ayıp karşılanıyor. Oysa öğrenme becerilerini desteklemek için ilk koşul, çocukların motor becerilerini desteklemek olmalı. Maalesef yüzde 30-40 çocukta motor beceriler açısından sorun var. Ancak işin üzücü tarafı, öğrenme güçlüğü olan çocuklarda motor becerilere hiç bakılmıyor olması.

Uzaysal algı ve uzaysal farkındalıksorunu gibi duyusal sorun yaşayan çocuklarda türev, integral gibi ileri matematikte zorlanmalar görülüyor, çünkü çocuklara çok fazla görsel uyaran sunuluyor, bu da zihinde görselleştirme ve yorumlama yapma becerisini köreltiyor. Görselleştirmek, denge merkezinin fonksiyonudur. Siz çocuğun denge merkezini ne kadar güçlendirirseniz, görsel algılaması, 3 boyutlu hayal kurma yeteneği ve analitik düşünme yeteneği o kadar artar. Çocuğun ulaşabileceği potansiyel önemlidir!

Okul başarısı için ebeveynler, çocuklarına bol bol motor becerilerini destekleyen oyunlar oynatmalılar. Onlara bol bol oyun alanları yaratmalı ve “aman düşersin” diyerek hareketlerine engel olmamalılar. Sokak oyunları ve top oyunları gibi etkileşim temelli oyunlar oynamalılar.

Çocuklara söküp takma gibi 3 boyutlu oyunlar oynatmak da önemli. Teknolojik aletlerden 6 yaşa kadar uzak tutsak hiçbir şey kaybetmeyiz. Çocuklar bilgisayarı biraz da arzu etmeliler.

Eğer merak ettiği şeyleri deneyimletmezseniz, çocuklarda maalesef söz dinlememe gibi bir alışkanlık da oluşabiliyor. Çocukların her daim tepesine geçip de “bu şudur, şu da budur” gibi öğretmeye çalışmak yerine, deneyimleyerek öğrenmesine fırsat verilmelidir.

Günümüzde bazı çocukların yaşına uygun şekilde araştırmaya, keşfetmeye yönelmediğini görebiliyoruz. Oysa bu durum matematik becerileri bile olumsuz etkileyebiliyor. Çocukların doğa ile iç içe vakit geçirmemesi de buna sebep oluyor. Dolayısıyla çocukları bol bol doğaya çıkarmak ve keşfetmelerine fırsat vermek de gerekiyor.

Yemek seçmede anne babaların en çok dert yandığı konulardan biri. Sadece kendi istediğini yeme veya sadece karbonhidrat tüketimi, içsel sistemin zayıflığından kaynaklanır. Bir çocuğun içsel sistemi zayıfsa, kendini sakinleştirme konusunda da sorun yaşayabilir ve başkasına vurma davranışı gösterebilir. Vurma davranışı da sosyal örselenmeye neden olur. Vurma davranışında psikoloğun da görmesi gerekir. Özellikle sosyal anlamda zorlanan çocuklarda psikolog ile çalışıyoruz.

Bir çocuğun öz benliğini, içsel sistemini düzenlediğinizde yemek yemesi ile paralel olarak uykuya geçişi de rahatlar. Sosyal alanda problem becerisi azalır. Eğer siz yemek yerken tablet kullandırırsanız, çizgi film izletirseniz çocuk içsel duyusunu geliştiremez.

Ayrıca duyu bütünleme bozukluğu maalesef biraz da şartlarla ilgili. Türkiye’de oyun parklarının mutlaka motor gelişimi destekleyecek şekilde düzenlenmesi gerekir.

Ve tabii ailenin tutumu da önemli bir faktör! Çocukların gelişimini olumsuz etkilememek adına aileler danışmanlık almalıdır.

Duyu bütünleme terapisinde yaş faktörü de akılda tutulması gereken önemli bir konu. 6 yaşa kadar duyu ve motor gelişim, sonrasında duygusal gelişim ivme kazanır. Dolayısıyla 0-6 yaş aralığı motor gelişim açısından kritik yaşlardır. Bu yaş aralığında öğretme amaçlı oyunlar yerine, fiziksel becerileri geliştirici oyunlar hedeflenmelidir. 6 yaşından sonra ise, devreye korku faktörü girebiliyor. Bu durumda çocuğu öncelikle bir psikolog görmelidir. Psikolog eğer duyu bütünleme ihtiyacı görürse, 6 yaş sonrası olsa bile zaten mutlaka duyu bütünleme çalışıyoruz. Ancak çocuk büyüdükçe terapiye götürmek zor olabildiği için 0-6 yaş aralığında duyusal sorunları çözmek en iyisi.

Duyusal gelişim açısından önemli olduğu için, çocuklara küçük yaşta spor yaptırmak konusuna da kısaca değinmekte yarar var. Çocuklarda kas-eklem sistemi 8 yaşında şekil değiştirdiği için, 8 yaşına kadar yoğun antrenmanların yapıldığı spor eğitimini önermiyoruz. Örneğin; yüzme, basketbol, futbol gibi sporları çocuk o yaşa kadar anne-babası ile öğrenebilir. Bazı sporlara da 6-8 yaş arası dönemde başlamak önemlidir. İşte bu noktada ailelerin bir fizyoterapiste danışmaları, çocuğun yararına olacaktır.