DENEME YANILMA EN SAĞLAMI

5 Aralık 2014

Deneye – yanıla doğrusunu bulma çağına hoş geldiniz. Sakın ola bir şeyleri başarmak için uğraşan çocuğunuza “dur ben yapayım” demeyin. Çünkü başarılarının verdiği zafer duygusu, onun gelişimi için son derece önemli…

Okulöncesi dönemi yaşayan çocuklar, aynı zamanda kendilerine güvenmeyi de bu çağlarda öğrenirler. Anne baba olarak size düşen de çocuğunuzun sahip olduğu becerileri geliştirmesine yardımcı olmak, gelişmesine yardımcı olacak yenilik ve değişiklikler karşısında çaresiz değil azimli olması gerektiğini öğretmektir. Ve elbette bununla ilgili de bazı ipuçlarına ve eylem planlarına ihtiyacınız olabilir…

“Yapabilirim” duygusunu aşılayın
Bu yaş grubundaki çocukların becerileri ve yetenekleri birbirinden farklıdır ve her çocuk da kendi yaşıtlarına benzemek zorunda değildir. Çocuğunuzun basit görünen bir işi başaramaması ise onu fazlasıyla yaralar hatta öfkelendirir. Aslında bu dönem, her çocuk için farklı olmakla birlikte pek çoğu için sarsılarak uyandırılmak kadar huzursuz edici bir “gerçeklerle yüzleşme” dönemidir. Etrafına bakar ve kendisinin beceremediği hatta ne olduğuna dair hiçbir fikre sahip olmadığı pek çok şeyi yaşıtlarının yapabildiğini görür. Biri üç tekerlekli bisiklete biniyordur örneğin. Bir diğeri elde kalem, kendi adını yazabiliyordur. Önce “O yapıyorsa ben de yaparım” özgüveniyle işe girişir. Yapamadığını gördüğünde de bisikleti, kalemi fırlatıp atar ve isyan halinde ağlamaya başlar. Çünkü yapabileceğine inandığı işin altından kalkamamıştır ve bu onda ağır bir yenilgi duygusu ortaya çıkarır. Asıl isyanı da bunadır. Onu karşınıza oturtmakla işe başlayabilirsiniz ve bu yaşadığının herkesin başına gelebilecek türden önemsiz bir ayrıntı olduğunu empati kurarak açıklayabilirsiniz. Örneğin, “Senin yaşındayken ben de üç tekerlekli bisikletime binemiyordum. Sonra her gün, her gün hiç usanmadan binmeyi denedim. Sonra bir baktım… Başarmışım!” gibi cümleler çocuğu sadece cesaretlendirmekle kalmaz, herkesin, hatta “annesinin – babasının bile” bir amaca ulaşması için çaba göstermesi gerektiğini anlatır.
Öte yandan oluşturduğunuz güven duygusunu korumak için aşırı övücü sözlerden de kaçınmanız gerekir. Bu amaçla çocuğunuzun doğal yeteneklerini methederken “Benim oğlum büyük bir sporcu!” yerine “Bugün parkta ne kadar çaba gösterdiğini üstelik diğer çocuklara da yardım ettiğini gördüm” gibi cümleler çocuğu hem yüreklendirecek hem de risk almasını önleyecektir. Çünkü okul öncesi yaşlarda bulunan çocukların başlıca hedeflerinden biri de sizi etkilemektir.

Siz karışmayın, kendi yapsın!
Legoları üst üste dizip bir sanat şaheseri yaratmak üzereyken günlerdir üzerinde çalıştığı bu koca modern heykeli(!) devirip parça parça etmiş olabilir. Bunlara öfke nöbetiyle birlikte çığlıklar ve isyan eşlik edebilir. Sevgili yavrunuzun o hali de sizin yüreğinizi paralayabilir ama… Orada durun! Sakın müdahale etmeyin. Çünkü burada önemli olan çocuğun sabırlı olmayı ve sebat etmeyi öğrenmesidir. Sizin müdahalenizle her yardım aldığında bir şeyleri başkasının yardımı olmadan yapamayacağına inanır.
Yine de bazen durum zannettiğimizden de karmaşık hale gelebilir. Çocuk tam bir hırs nöbetine tutulabilir, kendine ve etrafına zarar verme noktasına sürüklenebilir. O zaman yapacağınız şey serinkanlılıkla duruma müdahale etmektir.
Öte yandan bu tür bir gelişim sürecine giren çocuğu da göz hapsinde tutmak gerekebilir. Söz konusu krizlerin “geliyorum” diyen belirtilerine karşı uyanık olmanız gerekebilir. Böyle bir durumu hissettiğiniz anda derhal dikkatini başka yöne çekmek için duruma müdahale edin ancak onu bir başarı sınavından alıp diğerinin içine de itmeyin. Başaramadığı için isyan edeceği konu her ne ise, onun başından alıp, başarabildiği bir şeye yönlendirmeye çalışın. Ya da onunla konuşun. Yalnız kelimelerinizi özenle seçin. “Bu küçük parçalar seni ne kadar da öfkelendirdi öyle. Oradan seni seyrediyordum ve nasıl da sinirlendiğini gördüm” diye başlayacağınız bir sakinleştirme girişimiyle rahatlayacak ve kontrolün hâlâ kendisinde olduğunu hissedecektir. Anlattıklarınızı yarım yamalak dinliyorsa bir bardak su içmeyi teklif edin.

Rehberlik etmeye hazır mısınız?
Okulöncesi yaş grubunun sözel becerileri oldukça gelişmiştir. Hatta kullandıkları kelimelerle sizi bile şaşkınlığa sürüklerler. Ettikleri laflar yaşıtlarına göre “boyundan büyük” olduğu için, motor ve bilişsel becerileriyle ilgili geri kalmışlık delilleri, sizi de haliyle şaşırtır. Oysa hepsi de hem motor hem bilişsel yönlerini geliştirmekle meşguldür ama bir yandan da duygusal gelişimleri ilerleme kaydetmektedir. Bu yüzden, üstesinden gelemediği güçlükler karşısında kolayca pes edebilir. Çünkü yapamayacağını düşünmüş ve buna da inanmıştır. Dolayısıyla kendi başına deneyip vazgeçmeden önce ona rehberlik etmeniz gerekebilir
Neyi nasıl yapacağınızı bilmiyorsanız size de bir ipucu verelim: Sizin de ev içinde üstesinden gelemediğiniz konular oluyordur. İşte bu anları çocuğunuzla paylaşın. Örneğin Facebook’a fotoğraf yüklemeyi beceremediğiniz, şişenin ya da kavanozun kapağını açamadığınız veya yapacağınız yemeğin ana malzemesini satın almayı unuttuğunuz zamanlar yaşadığınız o yenilgi ve başarısızlık duygusunu çocuğunuzla esprili bir şekilde paylaşın ve “isterse başarabileceğini” gösterin: “Görüyor musun, bu kavanozun kapağı benimle inatlaşıyor. Açılmamak için direniyor… Bakalım şu nemli bezle çevirirsem açabilecek miyim? Ta taaaaa! Anne kavanozu yendiiii… Anne: Biiiiir, Kavanoz: Sıfıııııır!”