Çocuğunuzu sevgiyle nasıl disipline edersiniz?

1 Haziran 2019

Yazan: EILEEN KENNEDY-MOORE (PhD)

Çocuklarınızı cezalandırmak istemez, yalnızca onların daha iyi davranışlar geliştirmesini istersiniz. Bir klinik psikoloğu ve dört çocuk annesi bir kadın olarak, sizlerle “yumuşak eleştiri” kavramının büyüsünü paylaşmak istiyorum.

Evlatlarımızı seviyoruz, bu yüzden onların kendilerini de sevmeleri gerektiği gün yüzü gibi açık bir gerçek. Özgüven ve kendinizle barışıklığınız herkes için bir hayat hedefidir. Ancak bu nitelikleri desteklemek bir anne/baba olarak önceliğiniz ise, onun öz saygısına zarar vermemek adına çocuğunuzun problemli davranışlarıyla uğraşmayı kulak ardı edebilirsiniz. Kid Confidence adlı kitabımda yazdığım gibi, çocuklar hatalarından öğrenmeye ihtiyaç duyarlar ve siz hala onların kendilerini kötü çocuklar gibi hissetmelerine meydan vermeksizin, onları bu hatalardan sorumlu tutabilirsiniz.

En önemli görevlerimizden birisi çocuklarımıza ilişkilerini nasıl sağlıklı kurabilecekleri/sürdürebilecekleri üzerine öğretici olmaktır. Çocuklar, hareketlerinin başka insanları nasıl etkileyebileceğini ve başkalarının hangi davranışlarına müsamahakâr olup olmayacağını anlamaya ihtiyaç duyarlar. Yaptıkları bir şey hatalıysa bundan dolayı kendilerini sorumlu ve suçlu hissetmek ahlaki gelişimin bir parçasıdır. Bu, çocukların hata yaptıklarında  “eyvah yanlış yaptım” uyarısını veren bir   “içsel barometre” geliştirmelerine yardımcı olur ki, böylece onları kendi yanlışlarını telafi etmeye sevk eder. Sağlıklı bir suçluluk duygusu utanmak ya da değersiz hissetmekle aynı türden bir duygu değildir. Aşağıda ebeveynlerden sık sık duyduğum sorulara verdiğim cevapları ve çocukların kendi sorunlarını kendi başlarına çözebilme yetilerini geliştirmeye dair yöntemleri sizlerle paylaşıyorum.

Ne zaman çocuğum hatalı davransa ve ona hatasını ifade etsem çok üzülüyor. Bunun sebebi nedir?

Bazı çocuklar eleştiriye karşı aşırı hassastır ya da düşük düzeyde özsaygıya meyillidir. Standart tavsiye, çocuğu eleştirmekten ziyade çocuğun davranışını eleştirmek olsa da, pek çok çocuk aradaki farkı ayırt edemez. Yetişkin rasyonalitesi, “Kötü bir şey yaptım ama tümden baktığımda ben oldukça iyi bir insanım” şeklinde işler. Ama çocuklar siyah-beyaz düşünme şablonunda var olurlar. Yanlış bir şeyi yapmış olmanın sonuçlarıyla baş başa kaldıklarında, kendilerini tamamen kötü hissederler.

Çocuğumun yaptığı bir hatayı nasıl nazikçe- ama bedelini ödeterek- halledebilirim?

En doğru yaklaşım benim “yumuşak eleştirellik” olarak adlandırdığım üç adımdan oluşan bir strateji uygulamasıdır. Aslında bu strateji hem partnerler /eşler, hem de iş arkadaşlarına yönelik de uygulanabilir.

1.Adım: Davranışı için ona bir mazeret sunun

Başlangıç cümleleriniz, “Senin bunu isteyerek yapmadığını biliyorum”, “Sen muhtemelen farkında değildin” ya da “Aslında sen bunu yapmaya çalışıyordun” olsun. Bu içerik çocuğunuza onun aslında iyi bir çocuk olduğunu ve ortalığı karıştırdığında dahi iyi niyetlerini koruduğu mesajını vermenizi sağlar.

2.Adım: Ona yanlışının ne olduğunu ve bu yanlışın başkalarını nasıl etkilediğini anlatın

Çocuğunuza “Kardeşine vurduğunda, onun kolu çok acıdı” açıklaması yaptığınızı düşünün. Sonrasında, “Sen ona hep böyle davranıyorsun” ya da  “Başkalarının duyguları konusunda yeterli hassasiyetten yoksunsun” gibi cümleler sarf etmek size cezbedici gelebilir. Ancak onun kötülüğüne dair yargınızı ifade ederek, duruşunuzu onun karşısında daha net ifade etmiş olmayacaksınız. 

3.Adım: Önünüze bakın

Çocuklar yapmış oldukları hataların gerisine dönemezler ve biz onların kendileri hakkında olumsuz düşüncelere hapsolmuş bir psikolojide yaşamalarını arzu etmiyoruz. Çocuğunuza doğru şeyler yapması/düzeltmesi yolunda bir planla gelmesine yardımcı olması için “Kardeşinin kendisini daha iyi hissetmesi için ne yapabilirsin?” gibi bir takım sorular sorun. Duruma bağlı olarak düzeltmeler yapabilmek için ona olası yollar önerebilirsiniz. Bu yollar özür dilemek, rahatlatmak, paylaşmak, temizlik yapmak ya da geri dönüşümleri ayrıştırmak gibi eve ait rutin bir görev olabilir. En geniş anlamında, çocuğunuz aileyi üzen bir davranış sergilediyse, aileye yardımcı olacak bir şey de yapabilir. Ve hatayı telafi etme adına nazik ve yardımsever bir davranışta bulunursa, çocuğunuza yürekten bir takdir ifade edin.

Çocuğum kesinlikle daha iyi çözüm yolları üretmede yardıma ihtiyaç duyuyor. Ona nasıl yol gösterebilirim?

Onun için sıklıkla zorluk içeren bir durum varsa, problemi tanımladığınız, “Bir taraftan böyle iken diğer taraftan ise şöyle” minvalinde olan ve onun olası çözümler üretebileceği bir konuşma yaparak, ona cesaret vermenizde fayda var. Duruma dair iki perspektifi ona sunduğunuzda, çocuğunuzun zihinsel kapasitesinin gözlerinizin önünde büyümekte olduğunu görebilirsiniz. Başka bir görüşü de göz önüne almak için “Ben ille de bunu isterim” ifadesinin ötesine geçecektir.

Çocuklarınızla ne zaman sorun çözmeye çalışırsanız çalışın, onların ilk önerileri neredeyse daima akıldışı bir öneri olmaktadır. Örneğin o size “Kız kardeşim hemen buradan taşınmalı”  dediğinde sizin ona cevabınız, “Bu bir seçenek ama problemin diğer tarafını çözmekten uzaklaşıyoruz. Başka nasıl bir çözüm üretebiliriz?” olmalıdır.  Çocuğunuz çözüm fikirleri üretebilir. Siz sabırlıysanız ve durumları enine boyuna düşünmesi için ona yol gösterirseniz bunları akıl süzgecinden geçirebilir. Daha sonrası onun çözümü başarıya ulaşırsa, ona “Harikasın! Çözümün gerçekten işe yaradı” şeklinde bir ifade çocuklarınızın bir sorunu çözebildiklerini onlara göstererek onları hayata dair güçlendirir.

Çocuğum düşük derece öz saygınlık gösteriyorsa, bu durumda kaygılı olmalı mıyım?

Ebeveynler olarak çocuklarımızın kendilerine dair olumsuz düşünceler taşımaları bir ıstıraptır. Böyle bir ruh halinde hemen çocuklarımıza koşup, onlara bizler için ne kadar özel varlıklar olduklarını göstermek isteriz. Çocukların kendileri hakkında iyi hissettiğinde daha mutlu olacakları düşüncesi bizlere mantıklı gelse de, araştırmalar kazın ayağının aslında öyle olmadığını gösteriyor. Araştırmalar daha yüksek derece öz saygınlığın akademik başarıları, daha iyi sosyal ilişkileri ve hatta daha fazla mutluluğu daima beraberinde getirmediğini, hatta övgünün ters etki yaratabileceğini gösteriyor. Çocuğunuza onun harika biri olduğunu ispatlamaya çalıştıkça, çocuğunuz tam tersine kendisinin felaket bir çocuk olduğunu ve asla sizin övgülerinize layık olamayacağını size anlatabilir. Bir araştırmada, bir grup çocuğa kendi öz saygısını geliştirmeye yönelik bir ders içeriği sunulurken başka bir grup çocuğa akademik konular doğrudan aktarıldı. Tahmin edin bakalım hangi grup daha yüksek derecede öz güven sergiledi? Matematikte ve okumada gerçek becerileri geliştiren çocukların olduğu grup. Bizim odaklanmamız gereken nokta, çocuklarımızın muhteşem olduklarına dair onları ikna etmek yerine onların güçlü arkadaşlıklar ve gerçek yetkinlikler geliştirmelerine yardımcı olmak.

Çocuklarımızın düşük derecede öz saygıya sahip olmalarını istemiyoruz. Çünkü kendilerini zavallı hissedecekler ve depresyona girme riskleri artacak. Aynı zamanda “kendini gerçekleştiren kehanet” psikolojisiyle karşılaşabiliriz: Çocuğunuz yeni bir şeyi denemekten o şeyde başarısız olacağı varsayımına takılarak korku duyabilir ya da akranlarıyla uyum sağlamayacağı düşüncesiyle sosyal iletişimden kaçınmaya çalışabilir. Ya da tam tersi yöne savrularak o kadar mükemmeliyetçi olabilir ki hiçbir şeyin yeterince iyi olmadığını dahi size söyleyebilir.

Çözüm çocuğunuza kendisini daha iyi hissetmesini ona öğretmek değildir. Ona öz değerlendirmelerinde aşırı sert olmaktan uzak yaklaşımlar sergilemesini öğretmektir. Günümüz dünyasında insanların imajları ve nasıl göründükleriyle ilgili yoğun bir kuşatma gözlemliyorum. Gerçek öz saygı kendimizi sevmek değildir; kendimizi “Ben yeterince iyi miyim?” sorusundan sıyırabilmektir. Yakın bir arkadaşınızla baş başa olduğunuzu hayal edin. Siz onunla birlikteyken “Acaba o benden hoşlanıyor mu?”  diye kendinize soruyor musunuz? Bir arkadaşlık ya da onlar için önemli olan bir konuda öğrenme fırsatı olsun çocuklarımızın kendilerinden daha büyük bir dünyaya başarılı olarak eklemlenebilmesini istiyoruz.

Çocuğum onun başarabileceğini bilmeme rağmen ondan istediğim şeyleri yapmazsa nasıl davranmalıyım?

İlk önce, gerçekçi beklentilerinizin olup olmadığını saptayın. Belli bir tarzda davranması gerektiğini düşünmek o kadar kolay ki. Ancak gözlerinizin önündeki çocuğunuzla ilgilenmek zorundasınız. Odasına gitmesi ve yatağına yatması gerektiğini her seferinde ona söylüyorsanız ve yarım saat sonra onun hala çorabının bir tekini dahi çıkarmamış olduğunu görmeye devam ediyorsanız, artık sizin farklı bir yaklaşım benimsemeniz gerekiyor. Onun akranlarındaki pek çok çocuğun uykuya hazırlıklarını kendi kendilerine halledebildikleri hatta çocuğunuzun kardeşinin dahi bunu başarabildiği gerçekleri bu durumda gerçekten önemli değil. Çocuklarımızın çoğu zaman neleri yapabileceklerine ve biraz da bunların ötesine bakabilmenin gerçekçi beklentiler olduğunu düşünüyorum.

Ebeveyn gruplarıyla konuşma toplantıları yaptığımda, bazen izleyicilerden bir kişiye “Buraya gelip, bir ters parende yaparsan 1000 dolar vereceğim” derim. Bu teklifime, izleyicim elbette “hayır” der. Sonrası seyircilere döner ve derim ki “Bakın, ne kadar da inatçı!” Belki de ona daha sert olmalıyım ve “Gel buraya genç adam. Şimdi bir ters parende yap. Yapmazsan 1000 dolar bana borçlusun.” O yine de dediğinizi yapmayacaktır. Bu yüzden kendi kendime derim ki, “Ona yaptığım hiçbir şey işe yaramıyor. Ödül vaadim de yaptırım uyarım da ona bir şey ifade etmiyor.” Kıssadan hisse şu ki; çocuğunuz ondan yapmasını istediklerinizi yapamıyorsa ödül ve ceza mekanizmaları hiçbir işe yaramaz.

Çocuğumun iyi davranışlar sergilemesi için onu nasıl güdüleyebilirim?

Sizi mutlu etmenin mümkün olduğuna onu inandırın. Onun çabalarını ve gelişimini gözlemleyin. Çocuğunuzun geçmiş hataları için sizin tarafınızda affedicilik bir ebeveyn olarak çocuğunuza karşı en cömert aksiyonlardan birisi olacaktır. Çocuklar öyle hızda değişiyorlar ki geçen ay onların yaptığı şeyler adeta bambaşka bir kişinin yaptığı şeylerdi. Bu yüzden temcit pilavı gibi sofraya sorunları tekrar tekrar sürmek ne size ne de ona fayda sağlar.

Aynı zamanda onun nasıl büyümekte olduğunu ve yükseldiğini aşağıda sizlerle paylaştığım örneklerden faydalanarak söyleyebilirsiniz: “Sen ve kız kardeşin arka koltuğu paylaşma konusunu ne güzel hallettiniz. Müzakere etmekte ve gerektiğinde taviz vermekte gelişiyorsunuz. Canlarım, sizlerle gurur duyuyorum.” Ya da okuldaki gelişimini pekiştirmek adına “Okulundaki yeni arkadaşına bilgisayarı nasıl kullanması gerektiğini göstermişsin. İhtiyaçları görebilen ve yardım etmek adına adım atan değerli bir insan oluyorsun. Seni tebrik ediyorum.”

Onay dilinin bu kadar çok önemli olmasının sebebi çocuğunuza verdiğiniz mesajın şu içerikte olmasıdır: “Geçmişte hata yapmış olmana lütfen takılma. Yarın da hata yapacağına fazla takılma. Şu anda burada, beni umutlandıran kanıtlar var. Senin kendini iyileştirebilme kapasiten.” Bir çocuğa verebileceğiniz öyle güzel bir armağan ki bu.