Bilim bu konuda aslen ne söylüyor? Kızlar&Erkekler

1 Nisan 2019

Yazan: Gail Cornwall / Fotoğraflar : Zoe Adlersberg

Küçük oğullarımızın doğuştan daha hareketli ve agresif, kızlarımızın ise müşfik ve iş birliğine yatkın olduğu söylenir ama uzmanlar bu düşünceye katılmıyor.

Soğuk bir sabah, 3 yaşındaki oğlum zıplaya zıplaya küçük evimizin koltuklarına, sandalyelerine ve duvarlara tırmanıyordu. Hatta tam da bu isteği için aldığımız eşya olan mini trampolin, üzerinde zıplamadığı tek şeydi. Kızıl saçları koridordan geçip uyuyan bebek kardeşine doğru yöneldiğinde peşine düştüm. Hemen yön değiştirip bana çarptı ve ayak serçe parmağım 90 derece açıyla ters döndü. Buz gibi bir acı hissetmeden önce, ayağımdan gelen çatlama sesini duydum.

Ertesi gün ayağım o kadar şişmişti ki kendimi zor bela taşıyordum. Oğlum beni her zamanki güreş sarılmasıyla karşıladı ve kazara aynı parmağıma basarak tekrar o sesin çıkmasına neden oldu. Eşime dönüp ellerimde “benden bu kadar” işareti yaptım ve topallayarak yatağa geri döndüm. Uyandığımda ağrım mucizevi bir şekilde ortadan kaybolmuştu. Doktorun teşhisi: Oğlum yanlışlıkla parmağımı çıkarıp sonra yerine oturtmuştu.

“İki yaş sendromu” döneminin en şiddetli anlarında bile ablası böylesi enerji seviyelerine çıkmamıştı, ama öylesine acayip yerlere tırmanır, dinozorlara bayılır ve şevkle inşaat alanlarını izlerdi ki epey süre “oğlan çocuğu işte” mantalitesine direnmiştim. Ancak artık gerçek bir cinsiyet farkı görüyordum; eğri oturup doğru konuşarak bunun kaçınılmaz olduğunu kabul edip arkadaşlarıma ve aileme katılmak üzereydim. Oğlumun taşkınlığını Tanrı’nın planı olarak görmek ve üzerinde “Babası Gibi Sert” yazan tişörtler almak kendi davranışlarımı irdelemek ve cinsiyet rollerine dair zor konuşmalar yapmaktan kulağa çok daha hoş geliyordu.

Ama henüz bu pembe ve mavi hapı yutacak hâlde değildim. Ne de olsa sadece iki çocukluk numune ölçüsü bilimsel titizliğe uymazdı. Ben de okumaya başladım.

Yaygın inanışlar çürütüldü

İnternet araştırmamda ilk bulduğum şey, bir dolu deneyimli eğitimcinin kız ve oğlan çocuklarının farklı davrandığını öne sürdüğü oldu. Pek çoğu, 4 yaşındaki bir kızın oyuncak kamyonu şefkatle kundaklaması veya aynı yaştaki bir oğlanın oyuncak bebeği silah gibi kullanması gibi anekdotlar içeriyordu. Sonra küçük oğlan ve kız çocuklarının faaliyet seviyesi, oyun ilgi alanları ve daha fazlasına dair ölçülebilir farklarla birlikte bunları destekleyen çalışmalar buldum.

Çocuklarımın bu istatistiklerde uç değer olmadığını biliyordum, ama cinsiyete dayanan davranışlarının biyolojik yapıları tarafından önceden belirlenip belirlenmediğini anlamak için daha fazla araştırmam gerekiyordu. Ben de kitaplara başvurdum.

En kolay bulabildiklerim, tam duymak istediklerimi anlatıyordu. Dr. Leonard Sax, Terapist Michael Gurian ve Psikiyatrist Dr. Louann Brizendine gibi popüler yazarlar dişi ve eril beyinlerin farklı yapıları olduğunu ve kızların dünyaya empati ve iletişim yönlerinden daha donanımlı geldiğini söylüyordu. Dr. Sax, Cinsiyet Neden Önemlidir kitabında ebeveynlere oğlan çocuklarının sistemleri doğal olarak daha iyi kavraması gibi “çocuklarının doğuştan gelen ve cinsiyetlerine dayalı eğilimlerini çekip çevirmelerini öneriyordu. Bu geleneksel anlatıya inanç o kadar yaygın ki ulusal bir çocuk bakım hizmeti bana ve diğer kayıtlı ebeveynlere şöyle diyen bir bülten gönderebiliyor: “Bazı davranışlar gerçekten de ırsi gibi; Amerikan Pediatri Akademisi (AAP) oğlan çocuklarının daha yüksek fiziksel enerjili ve aktif, kız çocuklarınınsa daha konuşkan ve sakin olma eğiliminde olduğunu söylüyor. Ama şöyle bir pürüz var: Referans verdikleri AAP makalesi aslında doğuştan gelen farkları değil, “cinsiyete özgü modelleri” tanımlıyor. Sorun da burada yatıyor.

Ebeveynliğin gücü

Alternatif bir bakış açısı sunan ayrı bir grup kitap buldum ve yazarlarından bazılarına ulaşabildim. Kuzey Chicago’daki Rosalind Franklin Üniversitesi’nde Sinir Profesörü olan ve Pembe Beyin, Mavi Beyin kitabının yazarı Dr. Lise Eliot bana “sinirsel esneklik” kavramından bahsetti. İnsan beyninin doğumdan mezara belli biyolojik bir plana göre geliştiğini düşünürüz ama aslında deneyimlerimiz her gün bazı sinaps ve devrelerde gelişime yol açarken, diğerlerini körelmeye bırakıyor. Bu da beyin görüntüleme teknolojisi yetişkin beyinlerinde cinsiyet farklarını gösterdiğinde bu farkların biyolojik planlar nedeniyle olduğu kadar, kadın ve erkeklerin hayatları boyunca farklı deneyimler yaşadığı için de olabileceği anlamına geliyor. “Beyin ve “doğayı” karıştırmanın yaygın olduğu kadar sorun yarattığını da ekliyor.

Neyin tavuk, neyin yumurta olduğunu açıklığa kavuşturmak için bilim insanları, fetüs ve yenidoğanlarda farklılıkların rahatlıkla çevre yerine gen ve hormonlar nedeniyle söyleyebileceğimizi düşünerek küçük çocuklarla çalışmış. Bu araştırmayla belli bir düzen olduğu görülmüş ve ben de ne olduğunu anladığımdan beri sürekli oyun parkı ve kendi salonumda nasıl işlediğini fark ediyorum. Bir çalışma yenidoğanların göz temasları arasında cinsiyet kaynaklı hiçbir fark bulamamış, ama deney aynı bebeklerle dört ay sonra yapıldığında kız çocuklarının göz teması dört katına çıkarken, oğlan çocuklarında yalnızca biraz artmış. Hamilelik sırasında yapılan ultrasonlar, doğum öncesinde faaliyet seviyelerinde hiçbir cinsiyet farkı ortaya koymamış ve ilk iki yıllarında oğlan ve kız çocuklarının motor beceri kilometre taşlarının hiçbiri farklı değilmiş. Ama 3 yaşından sonra oğlanlar ortalama olarak kızların yaklaşık üçte ikisinden daha aktif hâle geliyor. Oyuncak tercihi ve zihinsel rotasyon becerileri üzerine yapılan araştırma da aynı yolda ilerliyor: Cinsiyet farkı ancak birkaç aylık olunca ortaya çıkıyor. Neden böyle? Bazı bilim insanları “doğuştan gelen eğilimlerin” açığa çıkması için belli bir süre geçmesi gerektiğini söyleyebilir, ama karşıt bir açıklama da var. Yetişkinlere bebek bezinin altındaki cinsel organ hakkında yanlış bilgi verilen başka bir araştırma derlemesi, insanların doğumdan itibaren çocuklara cinsiyetine göre farklı davrandığını kanıtlıyor. Bir çalışmada bebeklerin emekleme maharetine dair ebeveynlerinin tahminleri incelenmiş. Bebeklerinin tırmanabilecekleri rampa eğimini belirlemeleri istenen anneler oğlan çocuklarının kabiliyetini saptamada neredeyse nokta atışı tahminler yaparken, kız çocuklarını kayda değer ölçüde azımsadıkları görülmüş.

Waltham, Massachusetts’teki Brandeis Üniversitesi Kadın Çalışmaları Araştırma Merkezi’nde Kıdemli Bilim İnsanı olan ve Kız ve Oğlan Çocuklarına Dair Asıl Gerçek kitabının yazarlarından Dr. Rosalind Barnett “Ebeveynler kız çocuklarının oğlanlara göre daha az kabiliyetleri olduğunu düşünürse, onlara bu becerilerini geliştirmelerini mümkün kılacak bir ortam yaratmayacaktır” diyor. Başka bir deyişle, kız çocuklarına “dikkatli olmalarını” söyleyip aynı şeye teşebbüs ettiklerinde oğlanları tebrik ettiğimizde, bu klişe kendini doğrulayan bir kehanete dönüşüyor.

Bir çalışma, oğlan çocukları daha az tepki vermese bile annelerin bebek ve çocuk kızlarla daha çok konuştuğunu ve etkileşimde bulunduğunu ortaya koymuş. Başka bir araştırma ise babaların kızlarıyla üzüntü benzeri hislere dair konuşurken, oğullarıyla konuşmalarında (“gururlu”, “kazanma” ve “en iyi” gibi) başarı odaklı kelimeleri daha sık kullandığı görülmüş. Babalar ayrıca kızlarına daha çok şarkı söylüyor ve hem anneler hem de babalar empati oluşturmada önemli olduğu bilinen okuma ve hikâye anlatma için oğullarına daha az vakit ayırıyor.

Eski varsayımları sorgulamak

Peki bu oğlan ve kız çocuklarının beyinlerindeki farkların yalnızca bizim sosyalizasyonla yarattığımız olanlar olduğu anlamına mı geliyor? Yani hem evet, hem hayır. Dr. Eliot “Sinirbilimciler oğlanların daha büyük ortalama beden boyutuna göre yine daha büyük beyinleri olması dışında hiçbir yapısal veya sinir faaliyetine dayalı bir farklılık saptamış değil,” diyor. Erkek beyinleri doğumdan önce ve sonra daha yüksek seviyelerde testosterona maruz kalsa da, bilim insanları bunun ne kadar önemli olduğu konusunda hemfikir değil. Bazıları daha fazla testosteronun “oğlan oyuncaklarını” tercih etmeye yönlendirdiğini öne süren bir araştırmayı referans gösteriyor. Ama inşa blokları ve video oyunlarıyla güçlendirilebilen bir beceri olan nesneleri üç boyutlu ortamda döndürme yatkınlığını kullanan egzersizler yapan kızlar bu eşitsizliği giderebilir.

Peki bazı uzmanlar nasıl oğlan ve kız çocuklarının ayrı beyinlerine dair böylesi kesin iddialarda bulunabiliyor? Çoğu teori aslında bir doğruya dayanıyor, ama Dr. Eliot bunların bilimsel standartların izin verdiğinden çok uzakta sonuç elde edecek şekilde yorumlandığını söylüyor. Bazı çalışmalarda ya çok az sayıda katılımcı var, ya da zaten insanlarla yapılmamış. Diğerleri tekrarlanamıyor veya aynı şeyi söyleyen beş çalışma varken beş tane de tam tersini öneren araştırma var.

İngiltere’deki Cambridge Üniversitesi’nde yürütülen bu iyi bilinen “yenidoğan bakışı” çalışmasını ele alalım. Bir araştırmacı bebeklere bir dönence, bir de insan yüzü göstermiş ve oğlanlar dönenceye bakarken, kızların yüze baktığını belirtmiş. Pek çok kişi bu çalışmayı erkeklerde doğuştan gelen “sistematiklik” ve kadınlardaki “empati gösterme” becerilerinin net bir kanıtı olarak alıyor; ancak diğerleri bu “yüzün” bazı bebeklerin cinsiyetini önceden bilen araştırmacının ta kendisi olduğu gerçeği dahil birtakım kusurlara dikkat çekiyor. Dr. Eliot başka bir örnek sunuyor: “Leonard Sax kız ve oğlan çocuklarının görüş becerileri arasındaki farklılıklara dair tüm teorisini sıçanların retinası üzerine bir çalışmaya dayandırmıştı.” Ama kitapçıda Cinsiyet Neden Önemlidir başlıklı bir kitap gördüğümüzde bunu bilemiyoruz.

Uzun lafın kısası

Tüm bu çalışmalar bize ne gösteriyor? Dr. Eliot “Kız ve oğlan çocuklarının beyinleri arasında kesinlikle hiçbir doğuştan fark olmadığını söylemek hata olur” diyor ama henüz net bir fark saptayamamamız, bunların hiç de belirleyici olmadığı anlamına geliyor. Bununla birlikte araştırmalar, tahrif edilmiş bilimsel verilerin desteğini alan sosyal normların kendini gerçekleştiren kehanet vazifesi görerek çocuklarımızı pembe ve mavi kutulara sıkıştırıyor.

Kızlarımızın STEM alanlarında geride kalacağından endişeleniyoruz ama Oğlan Çocuğu Olmak kitabının yazarı Dr. Judy Y. Chu oğullarımıza duygularını ifade etmede ve ilişki kurmada zorlanmaya programlanmış gibi davranmanın da onlara fazlasıyla zarar verdiğini söylüyor.

Cinsiyet bilimlerini araştırdıktan sonra artık oğluma ve kız kardeşlerine ayrı ayrı davranmak için bir neden göremiyorum. Bu yüzden arkadaşımın erkek arkadaşı büyük kızıma “cicim” ve oğluma “canavar” diye seslendiğinde sesimi çıkaracağım. Parktaki bir anne oğluna küçük kızımı gösterip “Dikkatli ol. O bir kız,” dediğinde çenemi tutmayacağım. Ne de olsa, çocuklar bizi dinliyor.