Barbie stilini çocukların hayal gücüne teslim etti

10 Haziran 2019

60’ıncı yılını kutlayan Barbie, toplumdaki ön yargılara karşı kız çocuklarını destekleyerek dünyadaki kadın rol modelleri örnek alıyor. Marka, bu felsefesinin en anlamlı örneğini Barbie ile büyümüş bir neslin parçası olan tasarımcı Zeynep Tosun ile birlikte ortaya koydu. Çekilişle belirlenen 10 çocukla atölye çalışmalarında bir araya gelen Zeynep Tosun, miniklerin el becerileri ile birlikte hayal güçlerinin sınırlarını zorladıkları çalışmanın detaylarını Parents dergisine anlattı.

Barbie ile yollarınızı kesiştiren projenin ortaya çıkış hikayesini sizden dinleyebilir miyiz?

Evet, yollarımız bu proje için kesişti fakat öncesinde Barbie ile büyümüş bir nesil olarak mesleğimin pratiğine de Barbie ile başladım diyebilirim. Barbie’lerime kıyafet dikerek ve onlar için bir şeyler oluşturarak tasarım hayatıma ilk adımlarımı attım. Dolayısıyla bu projenin bendeki yeri çok değerli. Gerçekleştirdiğimiz atölyeyle çocuklara tasarım konusunda olanak sağlayarak, güzel bir eğitim verdik. Öte yandan Barbie benim çocukluğumda incecik, upuzun ve sarışın bir bebekti. Şimdi ise markanın çok önemli bir mottosu var “Barbie ile her şey mümkün”. Yani artık Barbie’ler gerçek hayattaki kadınları yansıtan ve ilham veren meslek modellerini anlatan bebekler yapıyor; itfaiyeciden astronota, doktordan yazara kadar birçok meslek grubu var. İşte bu vizyon da benim için çok önemli. Çünkü o zamanlar; Barbie bebekleri gibi upuzun bacaklarımızın, ince bir belimizin, ışıl ışıl saçlarımızın olması gerektiğini sanıyorduk. Ama artık Barbie de değişti; 60’ıncı yaşını kutlayan marka, artık toplumdaki ön yargılara karşı kız çocuklarını destekliyor ve dünyadaki kadın rol modelleri örnek alıyor. Bu anlamda söz konusu projenin çok güzel bir adım olduğuna inanıyorum.

Çocukları, yeni kıyafetleri için moda tasarımcılığına davet eden çalışmanın detaylarından söz eder misiniz?

Geçtiğimiz aylarda başlattığımız projeyle ilk önce bütün çocuklara seslenerek tasarım atölyesi gerçekleştireceğimizi duyurduk. Barbie seven bir çocuk olarak satış noktalarından Barbie alan çocuklar arasından Milli Piyango İdaresi’nin gözetiminde bir çekiliş gerçekleştirdik. Bu çekilişle 10 tane şanslı çocuk, Barbie kıyafeti tasarlama atölyemize katılmaya hak kazandı. Kazanan çocuklar ebeveynleriyle birlikte iki saat boyunca benimle beraber, hazırladığım kumaşlardan, kalıplarla Barbie’lerine kıyafet yapma imkanı bulurken aynı zamanda beğendikleri takıları da üstüne koyabildiler. Onlarla beraber aslında küçük el becerilerini geliştirebilecekleri, yaratıcılıklarını görebilecekleri ve en sevdikleri oyuncaklarla oynayabilecekleri iki saatlik bir workshop yaptık.

Barbie’nin stil dünyasını çocukların hayal güçlerine teslim ettiği çalışma çerçevesinde nasıl bir kreasyon ortaya çıktı? Projenin çıktılarından bahseder misiniz?

Her şeyden önce çocukları hiçbir şekilde sınırlandırmadan, çeşitli malzeme ve kumaşları onlara vererek, ne istiyorlarsa onu yapmalarını teşvik ettik. Aslında bir taraftan da zaman anlamında bir sınırlama getirdik. Bu nedenle iki saat içinde teknik olarak yapabilecekleri bazı kalıpları biz önceden çıkardık. Yani bir taraftan minik bir sınırlandırma yaptık ki; iki saatimizi güzel değerlendirelim, elimize o günün sonunda onlara hediye edebileceğimiz, güzel anıları olan bir ürün çıksın. O kalıpları birleştirebilecekleri imkânlar da sunduk ve ne zaman sınırların dışına çıkmak için ihtiyaç duyarlarsa yanlarında olduk. Günün sonunda hayal güçleri ile bizim kalıplarımızı birleştirerek bambaşka bir stil ortaya çıkardılar. “Barbie’nin üstüne sadece dümdüz bir t-shirt yapıp onları boyayacağım” diyenler de oldu. Bu çalışma ile miniklerin el becerileri ile birlikte hayal güçlerinin sınırlarını zorlayabilecekleri kreasyonlar çıkartmalarını bekledik ve günün sonunda harika işler ortaya çıktı.

Türkiye’de çocukların yaratıcı yönlerini geliştirecek, hayal güçlerini tetikleyecek projeleri yeterli buluyor musunuz? Bu noktada neredeyiz? Yol almamız gereken uzun bir mesafe olduğunu söyleyebilir miyiz?

Kendi markasını yöneten biri ve aynı zamanda markadan bağımsız Zeynep Tosun olarak çocuklarla alakalı projelere her zaman destek vermeye çalışıyorum. Çünkü çocuklar gerçekten ciddi bir potansiyele sahip ve onların bu dünyayı değiştirebileceğine inanıyorum. Daha güzel bir dünyanın, çocukların potansiyelini keşfetmekle mümkün olduğunu düşünüyorum. Fakat maalesef hem Türkiye’de hem de dünya genelinde çocuk hakları istenilen noktada değil. Bu nedenle, nasıl ki bizden öncekiler bizim için savaştılarsa biz de geleceğimizi emanet edeceğimiz çocuklar için savaşmalıyız. Bu anlamda, gelişen teknolojinin tüm dünyayı birleştirici gücüyle çocuk haklarının sınırlarını bizim değiştirebileceğimize inanıyorum. Türkiye’de yapılan başarılı projeler sesini duyuramadığı için geniş kitlelere ulaşamıyor. İnsanların çocukların yaratıcılığını geliştirmesi için atılan bu adımları önemsemesi lazım. Örneğin üniversite öğrencilerinin ‘Nar Harekâtı’ ismiyle devlet korumasındaki çocuklar için yaptığı bir festivale katılarak bir resim atölyesi yapmıştık. Tüm etkinliğe baktığımda büyük markalardan çok fazla isme rastlamamıştık. Bu, bizim için bir hayal kırıklığıydı. Çocuklar için gerçekten iyi bir dünya yaratmak istiyorsak onlarla ilgili büyük projelere destek verilerek dikkatlerin o yöne çekilmesi gerekiyor. Bir çocuğun hayal gücünü ne kadar açar, vizyonunu ne kadar genişletirseniz ileride de o kadar başarılı işlere imza atacaktır.

Söz konusu projenin, çocukların yaratıcılık, düşünme becerisi, hayal gücü ve öğrenme becerisine ne yönde katkısı oldu?

Atölyemizde çocuklar kendi dışa vurumlarının bir yansıması olarak ne giydirmek istiyorsa, canları ne yapmak istiyorsa Barbie’yi ona göre giydirdiler. Çalışma aşamasında; “Bu tasarım nasıl olmalı?, Sınır tanımalı mıyım, tanımamalı mıyım?, renkler ne olmalı?” gibi sorular çocukların hayal gücünü ve yaratıcılık becerisini geliştirdi. Öte yandan şöyle bir durum var insanlar; “Benim mesleğim bankacılık ya da ben ev hanımıyım ne kadar yaratıcı olabilirim” diye düşünüyor. Aslında böyle bir şey yok. Mesleği ne olursa olsun herkesin içinde bir yaratıcılık var. Sadece bunu ne konuda geliştirmek istediğinizi biraz öne çıkarmanız lazım; fikir yaratıcılığı olabilir, tasarım yaratıcılığı olabilir, kişisel gelişimin yaratıcılığı olabilir ve her insanın bunu mutlaka kullanması lazım. Bence bunun çocukluktan ekilmesi lazım. Bu nedenle ben bu tip atölyelerin ve yaratıcılığı geliştiren oyuncakların çocuklara çok yararlı olduğunu düşünüyorum. Çocukların potansiyellerini ortaya çıkarmak için onu nasıl eğip, biçip, form verirseniz, o kadar enteresan bir şey elde edersiniz.