Suda doğum ile pozitif doğum hikayenizi yazın

1 Temmuz 2019

Bir kadının yaşam boyu izlerini taşıyacağı unutulmaz bir deneyimdir doğum. Kadınların doğum deneyimine ait hafızalarının, duygusal sağlıklarına ve bebekleri ile kurdukları ilişki üzerine anlamlı bir etkisi söz konusu. Bu nedenledir ki, bu anın nasıl gerçekleştiği anne-bebek arasındaki ilişkide anlamlı bir etkiye sahip.

Anne adaylarının sürekliği duyduğu ve son 30 yıldır Avrupa’da uygulanan bir doğum yöntemi olan suda doğum, Türkiye’de kendine hatırı sayılır bir yer edindi. Birçok anne tarafından faydalarının neler olduğu, hangi durumlarda önerildiği, hangi durumlarda riskli olduğu, bu doğum yöntemi esnasında nasıl bir süreç takip edildiğini Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Yusuf Olgaç ile konuştuk.

İnsan gelişimi açısından bir bebeğin dünyaya nasıl geldiği ne kadar önemli?

Bu soruyu yanıtlayabilmek için aslında sadece doğum anını değil perinatal dönemi incelemek ve bu dönemde anne karnında bazen pozitif bir gebelik testi ile bazen ultrasondaki ilk görüntü ile bazen de ilk hareketlerin hissedilmesi ile başlayan ‘bağlanma’ olgusunu incelemek gerekir.

Perinatal dönem gebeliğin 22. haftasından sonra başlar ve bebeğin doğum sonrası ilk haftası ile tamamlanır. Fetusun görme, işitme, koklama gibi duyusal becerilerinin çalışmaya başladığı bu dönemde yaşadığı her an önemlidir. Ve doğum anı belki de bu anların en önemlisidir. Çocuğunun doğumu bir kadının yaşam boyu izlerini taşıyacağı unutulmaz bir deneyimdir. Aynı şekilde bebek için de kişiliğini oluşturacak karakter özellikleri için de temellerin atıldığı andır. Bu dönemin anne-bebek arasındaki ilişki için anlamlı bir etkisi vardır. Bu ilişkiyi daha iyi anlamak için bağ kurma ve bağlanma olgularını daha detaylı bilmek gerekiyor.

Bağ kurma (bonding) ve bağlanma (attachment) sözcüklerinden her ikisi de, ebeveyn-çocuk arasındaki ilişkideki duygusal bağı tanımlar. Bağlanma çocuğun ebeveynlerine yönelik bağını tanımlarken bağ kurma ebeveynlerin çocukla kurduğu ilişkiyi ve duygusal yakınlığını tanımlar.

İnsan beynindeki her bir sinaps (hücreler arası bağ); ilişkiler aracılığıyla da oluşur. Bu nedenle yaşamın ilk anlarından başlayarak ilk yıllarımızın karakter özelliklerimizin oluşmasında kritik önemi vardır. Araştırmalar insan beyninin gelişiminin büyük bölümünün ki buna öğrenme kapasitesi de dâhil, prenatal dönem ve hayatın ilk yıllarında oluştuğunu gösteriyor. Dolayısıyla bu döneme yapılacak yatırımların en önemlilerinden biri anneden travmatik bir ayrılma yerine doğum anındaki huzurlu bir kavuşmadır. Dolayısıyla erken çocukluk gelişimine yapılacak yatırımın geri dönüşü oldukça değerlidir.

Kadınların doğum deneyimine ait hafızalarının, duygusal sağlıklarına ve bebekleri ile kurdukları ilişki üzerine anlamlı bir etkisi söz konusu. Pozitif doğum hikayesi annelikle ilgili daha olumlu duygularla ve daha düşük düzeyi ile ilişkilidir. Senaryonun negatif olması lohusalık depresyonları, post-travmatik stres bozuklukları ile ilişkili olabilir. Hatta sonraki doğumlarda yerleşik bir korkuya bile neden olabilir.

Anne adaylarının sürekli duyduğu bir doğum yöntemi olan suda doğum nedir? Bu doğum yöntemi esnasında nasıl bir süreç takip edilir?

Suda doğum, kasılmaların yoğunlaştığı doğumun aktif döneminden itibaren annenin 36-38 derece sıcaklıktaki bir doğum havuzunun içinde olmasıdır. Suda doğum denince daha çok bebeğin suya doğması düşünülse de suda doğumun esas amacı; bebeğin doğmasından önceki süreçte annenin sıcak suyun rahatlatıcı etkilerinden yararlanmasıdır.

Günümüzde Almanya, Hollanda ve özellikle diğer Kuzey Avrupa ülkelerinde suda doğum annelere rahatlıkla bir seçenek olarak sunuluyor. Suda doğumun yaygınlığı İngiliz Kraliyet Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanları Derneği’nin (RCOG) 2009 yılında bütün sorunsuz gebeliklerde annelere suda doğumun bir tercih olarak sunulması gerektiği görüşünü ortaya koymasıyla artmıştır. Son yıllarda İngiltere’de suda doğum oranları yüzde 30; suya doğum oranları da yüzde 5 civarındadır. Türkiye’de de son 20 yıldır uygulanmaktadır.

Anne adayları neden bu yöntemi tercih etmeli?

Sıcak suyun gevşetici etkisi doğum ağrılarının azalmasına yardımcı olur. Vücut ısısındaki bir doğum havuzunun içinde olmak anneyi sakinleştirir. Vücudun su ile kaplanması psikolojik olarak anneye mahremiyet duygusu verdiğinden anne kendisini daha güvende hisseder. Suyun kaldırma kuvveti annenin kendini daha hafif ve rahat hissetmesini sağlar. Anne suyun içinde daha kolay hareket eder, rahat bir şekilde yer değiştirebilir, böylece aktif doğum pozisyonlarını daha iyi yapabilir. Tüm bunlar annenin doğuma odaklanmasına yardımcı olur.

Suyun sıcaklığı yorgun düşen rahime giden kan miktarını artırıp ona daha fazla oksijen ulaşmasını sağlar. Suyun etkisiyle vajinanın çıkım noktası daha esnek hale gelir ve elastikiyet kazanır. Bu da doğumda oluşabilecek yırtık ve sıyrıkların azalmasına yardımcı olur. Epizyotomi (vajinal kesi) oranları azalır.

Bebeğin suya doğmasının bebek açısından olumlu etkileri de söz konusu. Bu doğumları gerçekleştiren hekim ve ebeler suya doğan bebeklerin daha sakin ve daha az ağlayan bebekler olduğunu düşünüyor. Bebeğin anne karnındaki sudan yakın sıcaklıktaki doğum havuzuna geçişlerinin daha yumuşak ve stressiz bir doğum sağladığını da beraberinde getirdiği düşünülüyor.

Suda doğum için hangi koşullar gereklidir?

Suda doğum aslında doğal bir doğumdur. Dolayısıyla ailenin doğum öncesinde doğuma hazırlık eğitimi alması tercih edilir. Ailenin karşılaşacaklarını öğrenmesi ve bunlara hazırlanması önemlidir. Bu noktada ailenin panik olmayacağı; huzurlu bir ortam sağlanmalıdır. Suyun içinde anne ile sağlık personeli arasında güven bağı kurulmalıdır. Anne suda doğum için uygun bir aday olmalı, hekim tarafından riskli durumlar gözden geçirilmelidir. Aileye destek olacak hekim ve ebenin suda doğal doğum konusunda eğitimli ve istekli olmaları da bir diğer önemli başlık.

Suda doğum yönteminin Türkiye’deki doğumlarda tercih edilme oranı nedir?

Ülkemizde suda doğum son 20 yıldır sınırlı sayıda merkezde yapılsa da kıymeti son dönemde anlaşıldı ve yaygınlığı artmaya başladı. Özellikle Şağlık Bakanlığı bu konuda teşvik edici kararlar aldı. Özel hastanelere suda doğum için SGK tarafından fazladan maddi destek sağlanmaya başlandı. Bazı devlet hastanelerinde suda doğum merkezleri kuruldu.

Gelişmiş ülkelerde sık tercih edilen ve bizlerin de gebelerimize seçenek olarak sunduğumuz suda doğum yönteminin ülkemizde giderek daha çok tercih edileceğini ve bu imkanı sağlayan hekim ve sağlık kuruluşlarının sayısının artacağını düşünüyorum. Özellikle Sağlık Bakanlığı’nın son dönemdeki teşvikleri, bu konuda önemli bir ivmelenme sağladı. Beni mutlu eden başka bir nokta, son dönemde ülkemizde açılan suda doğum kurslarının ve bu eğitimlere katılan hekim ve ebe sayısının giderek artması. Hastaneler de aynı şekilde ailelerden gelen isteklere yanıt vermeye başlamış ve suda doğum imkanı artmaya başlamıştır.

Doğuma hazırlanan tüm gebelere ‘su gibi akan bir doğum’ dileklerimle…..

Hangi durumlarda suda doğum risklidir?

Doğumunda suyun olumlu etkilerinden faydalanmak isteyen anne adayları suda doğum yapma kararını doktorlarıyla birlikte verecektir.  Ancak suda doğum bazı durumlarda önerilmemektedir:

  • Annede hipertansiyon
  • Annede kontrolsüz diabet
  • İri bebek (4500 gram ve üzeri)
  • Annenin obezite sınırının üzerinde olması
  • Erken doğum veya bebekte gelişim geriliği
  • Makat geliş
  • İkiz gebelik
  • Fetal distress (bebeğin kalp atışlarında bozulma)
  • Mekonyum varlığı (bebeğin anne rahminde kaka yapması)
  • Annede genital bölgede aktif enfeksiyon
  • Doğumun ıkınma döneminin uzaması
  • Annede panik ya da isteksizlik
  • Kanama şüphesi