Günde 30 dakika çocuğunuzla oynamazsanız ne olur?

6 Şubat 2020

 

Uluslararası literatür tarafından tanınan Sürdürülebilir İyi Ebeveynlik Bilim Kurulu, ebeveynlerin medyada karşılaştığı yanlış ifadeleri düzeltiyor ve güvenilir bir veri havuzu oluşturuyor. Geçtiğimiz ay gözümüze, çocukla geçirilen zamanla ilgili bir bildiri ilişti. Bu bildiriye göre “günde yarım saat çocukla oyun oynamayan ebeveynler” yavrularının “duygusal yoksunluk” yaşamasına sebep oluyorlardı.

Gelin beraber oyunun anlamını, kaliteli zaman kavramını ve günde yarım saat formülünün gerçekten işe yarayıp yaramadığını inceleyelim.

  Kaynak ve üslup analizi

Sizi endişelendiren bir haber okuduğunuzda kendinize aşağıdaki soruları sırayla sormalısınız:

  1. Okuduğunuz bilgi sizi ne kadar endişelendirdi?Çocuğumuz için her şeyin en iyisini isteriz ama mükemmel varlıklar değiliz. Küçük, savunmasız yavrumuza eksik hizmet etme hissi vicdan azabı ve endişe duymamıza sebep olduğunda, durumu telafi etmek adına yaptığımız davranışlar aşırıya kaçarsa çocuğun gerçek hayata uyum sağlamasını engelleyebilir. Her sağlıklı ebeveyn vicdan azabı duyabilir ama aşırı duygusallık tam ters yani sağlıksız etki yapar. Unutmayın: Siz çocuklu hayata, çocuk da hayata adapte olmaya çalışıyorsunuz.
  2. Haber kaynağı ne kadar güvenilir? Uluslararasıbilimsel denetime tabi bir kaynağa bakıyorsanız yanlış bilgilendirilme riski asgari düzeydedir.
  3. Haberi yayan kişi, konunun uzmanı mı? Bir uzman, kendi alanıyla sınırlı bir paylaşım yapıyorsa bir ölçüde güvenilirdir. Fakat kesin bir dil kullanıyor, hap bilgi veriyor veya imla hataları ile yazıyorsa iletişim becerileri zayıftır. Zayıf iletişim, kusurlu bilgi ihtimalini arttırır.

30 dakika şart mı?

Uluslararası literatürde ebeveynin çocukla 30 dakika oynaması gerektiği bulgusuna rastlamıyoruz. Filial terapide uygulanan oyun süresi 20-30 dakika arasıdır ve araştırmalar, terapilerin sonunda aile-çocuk ilişkisinin düzeldiğini gösterir. Anlaşılıyor ki önemli olan birlikte geçirilen sürenin niceliğideğil, niteliği.

“Kaliteli zaman”uygulamasında her uzmanın ve akımın hemfikir olduğu nokta budur: İlişkinin niteliği. Psikiyatrist Dr. Nagihan Saday Duman, özellikle çalışan ebeveynlerin daha sağlıklı ebeveynlik yapabilmeleri için üzerlerindeki duygusal yükü –ki en büyük kaygıları çocuklarına yetemiyor olmalarıdır- hafifletme gerekliliğinin altını çiziyor. Çocuğunuzla kaliteli zaman geçirmek istiyorsanız yapmanız gereken, kaliteli etkileşimsağladığınızdan emin olmak.

Oyun şart mı?

Kaliteli zaman geçirmek için oyun şart değil: Kaliteli etkileşimin tanımı yaşa göre değişiyor:

  • 0-3 yaş döneminde oyunlar ön plandadır.
  • 3 yaşından itibaren motor becerileri geliştiği için oyuna ev işleri eklenebilir, yemeği birlikte hazırlamak ya da çamaşırı birlikte asmak da kaliteli etkileşime vesiledir.
  • 6 yaştan sonra bilişsel aktiviteler ağırlık kazanır, artık çocukla dünyada yaşanan sorunları, iklim değişikliğini, sorumluluklarınızı konuşabilirsiniz.
  • Ergenlikle birlikte gelecek planları yapabilir, ev alışverişlerine ortak olabilir, siyaset sohbetleri yapabilirsiniz.

Peki, bir etkileşimin ‘kaliteli’olduğunu nasıl anlarsınız? Çok basit: İki taraf da süreçten keyif alıyorsa, karşılıklı fikirlere saygı gösterilebiliyorsa, duygusal olarak ‘anda’ kalıyorsanız (yani aklınız son toplantıda konuşulanlarda değilse) kaliteli zaman geçiriyorsunuz demektir.

Dr. Öge Çultu Kantaroğlu’nun öğretmen olan annesi, akşam evde okuması gereken sınav kağıtlarını okurken, kızından da not vermesini istermiş. Şakacıktan notlar vermek küçük Öge için tatmin edici ve bir yetişkin olarak keyifle andığı anılara dönüşmüş.

Çok istekli, çok neşeli olmak şart mı?

Pedagog Belgin Temur, bir insanın her gün çocuğuyla kaliteli vakit geçirmeyi başaramayabileceğini hatırlatıyor: “İnsan bir makine değildir. Bazen olumsuz duygularımıza rağmen çocuğumuzla olabiliriz. Elbette çocuğumuz üzgün veya yorgun olduğumuzu anlayacak ve bundan etkilenecektir. Sonra duygularımızın değiştiğini, keyfimizin yerine geldiğini de görecektir. Hayatın iyisiyle, kötüsüyle devam ettiğini öğrenmek gerekli ve sağlıklıdır”. İletişim uzmanı Gülüş Türkmen; “Çocuğunuzun anlattıkları ya da oyunları size sıkıcı gelebilir. Bu da normal, aranızda yaş farkı var! Yapmacık bir tavır takınmak yerine sadece göz temasında kalarak onu dinlemeniz, orada olduğunuzu hissettirmeniz yeterli olabilir”. Buradan anlamamız gereken, yapmacık bir istekle kaliteli zaman yaratılamayacağı ama gayretimizin çocuk tarafından anlaşılacağıdır.

Çocuğumuzla zaman geçiremediğimizde, ondan ayrı olduğumuzda kiminle olduğu, maruz kaldığı da önemlidir: Sevildiği, güvenebileceği bir ortamda ihtiyaçları karşılanıyorsa, anne babasıyla temelde iyi bir ilişkisi varsa onlar yanında değilken bile onların varlığını içinde taşıyacak, hissedecektir.

Siz de farklı konularda endişelerinizi bizimle paylaşın, sizin için araştırıp anlatalım: @sieturkiye

SİE BİLİM KURULU: Uzm. Dr. Nagihan Saday Duman (Çocuk ve Ergen Psikiyatristi), Uzm. Dr. Öge Çultu Kantaroğlu (Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı), Gülüş Türkmen (İletişim Uzmanı). EK DANIŞMAN: Uzm. Belgin Temur (Pedagog)