Bir annenin alet çantası

25 Mart 2019

Yazan: Uzman Psikolog Ebru Zorlutuna

Sessiz çocuk olmak bir problem mi?

Geçmişten bu yana sessiz çocuklar “uslu çocuk” olarak tanımlanmıştır. Uslu çocuk olmak kabul görmekteydi. Çünkü problem çıkarmıyorlardı. Çocuklar da onaylanmak adına hiçbir şeye karışmayan, ses çıkartmayan ve olay yaratmayan davranışlar göstermeye çalıştılar. O çocuklar büyüyüp anne baba olduklarında “sessiz ve uslu çocuk” olmanın zorluklarını yaşadıklarını ifade ettiler. Bu sefer hareketli olsun, özgür olsun anlayışı gelişti. Her hareketli çocuğa “hiperaktif” denmeye başladı. Türk toplumu olarak ortasını bulamadık çocuk yetiştirmenin. Günümüzde çocuğun sessiz olması bir problem haline geldi. Çünkü kendileri sessiz büyütüldüklerini ve kendini ifade etmede, savunmada, sosyalleşmede zorluk yaşadıklarını anlatıyorlardı. Sessiz olmak ya da hareketli olmak olumsuz özellikler değildir. Önemli olan çocuğunuzu olduğu gibi kabul etmektir.

Çocuğunuz sessizse alet çantanızda olması gerekenler!

  • Sessiz çocukların ihtiyacı anlaşılmaktır. Çocuğunuz basit sosyal adımlar attığında olumlu geribildirimlerde bulunun.
  • Çocuğunuzu görmek istediğiniz hedefinizle vedalaşın. Babasına bir şey anlattığında dikkatle dinleyin. Ardından “az önce kendini babana ne kadar iyi ifade ettin” diyerek farkındalık oluşturun.
  • Rahat olduğu ortamlarda yaptığı sosyal davranışları fark edip geribildirimde bulunun. Öncelikle tanımadığı ortamlardan çok bildiği ortamlardaki sosyal adımlarını güçlendirin. Çünkü bu çocukların kendiyle ilgili kaynaklarını güçlendirmelerine ihtiyaçları vardır.
  • Çocuğunuzla ilgili beklentileriniz yükseldikçe kaynakları da o kadar azalabilir. İlk önce kendilerini güvende hissettiği ortamlarda rahatça iletişime geçmesi sağlanmalıdır.
  • Sosyal ortamlara girdiğinde hemen gruba girmesi için ısrar etmeyin. Gözlemlemesine izin verin. Başkalarına cevap verdiğinde, göz teması kurduğunda ya da sizden biraz da uzaklaşabildiğinde mutlaka davranışları hakkındaki olumlu düşüncelerinizi bildirin.
  • Sosyal bir aile olmaya çalışın. Evinizde arkadaşlarınızı misafir etmek için fırsatlar yaratın. Çocuğunuzla eğlenceli aktivitelere katılın. Öncelikle birlikte katılabileceğiniz etkinlikleri seçin. Kendini rahat hissettiğinde adım adım uzaklaşın. Tıpkı anaokuluna uyum süreci gibi… Aşamalı bir süreçle ilerleyin.
  • Birden gruba girmesi için zorlayıp uzaklaşmayın. Sağlıklı bir oryantasyon süreci olmadan okula alıştırmayın.
  • Evde sosyal becerilerle ilgili dramalar yapın. Birbirinize roller verin, ortamları adlandırın ve o ortamlardaki sosyal davranışları modelleyin. İlk önce katılmak istemezse sadece izlemesini isteyin. Oyunu siz oynayın, o izlesin. Evinize arkadaşlarını davet edebilirsiniz. Arkadaşı yoksa tanıdığınız ya da komşunuz olan akranlarla bir arada olmasını sağlayabilirsiniz.
  • Çocuğunuzun küçük adımlar attığını görmeden koşmasını beklemeyin. Koşmak, hiç tanımadığı ortamda kendini rahatça ifade etmesidir.
  • Çocuğunuzu değiştirmiyorsunuz sadece duygularıyla baş edebilmesi için yardımcı oluyorsunuz. Sosyal adımlar atması için fırsatlar yaratıp destek oluyorsunuz.
  • Çocuğunuzun mizacını değiştiremezsiniz. İçe dönük bir çocuksa dışa dönük olması için zorlayamazsınız. Bu süreçte sadece utangaçlığı sosyal yaşam becerilerini engellediği için destek oluyorsunuz.

Bir çocuğun içe dönük olması ya da utangaç olması olumsuz bir özellik değildir. İçe dönük dahileri düşündüğümüzde; Einstein, Chopin, Proust, Spielberg, Orwell, Newton… Bu insanların içe dönük mizacı hayatta istediklerine ulaşmalarını engellememiştir. Ya da bu yolda illa ki dışa dönük olmaları gerekmemiştir. Bunun için çocuğunuzu olduğu gibi kabul edin. Çocuğunuz da “Ben olduğum gibi iyiyim” inancıyla büyüsün.