Bebeğinizin hassas cildini koruyun

8 Nisan 2020

 Cildi de bebeğiniz kadar özeldir

Cilt, birçok hayati işlevi yerine getiren ve içinde bulunduğu durumlara ayak uydurma yeteneği olan karmaşık bir organdır. Cildin olgunlaşma süreci, rahim içindeki sıvı ortamından atmosferde bulunan nem oranına ayak uydurması ile doğum sonrasında da devam eder. Bu esneklik, bebek cildinin benzersiz özelliklerinden biridir. Bununla birlikte bebeğinize uygun bakım sağlayabilmek için, onun gelişimi ile ilgili bilgiye sahip olmanızda büyük faydalar var.

 

Bebeğinizin cildinde ne tür sorunlar oluşabilir?

Ciltte ve onun koruyucu bariyerinin gelişim sürecinde oluşabilecek dengesizlikler, bebek cildinde  hasara, bulaşıcı hastalıklara ve cilt hastalıklarına yol açabilir. Ayrıca cilt bebeğin bedenine açılan ilk kapı olduğu için maalesef genel sağlığını da tehlikeye atabilir. Erken doğan bebekler yaşamın ilk haftalarında, miadında doğmuş bebeklere kıyasla daha az gelişmiş bir cilt bariyerine sahiptir. Bu nedenle, hayati tehlike yaratabilecek boyutta bulaşıcı hastalık, ciltte iyileşmekte zorlanan hasarlarla, bebeğe zarar verebilecek kimyasal madde emilimiyle ve/veya beden ısısını koruyamama sorunlarıyla karşı karşıya kalınabilir.

Bebek cildinin pH değeri neden önemlidir?

Bebek cildinin pH seviyesi, genellikle 5 ila 5.5 aralığında dengelenir. Aslında henüz yeni doğmuş bir bebeğin cilt pH’ı, anatomik bölgesine göre 6.34 ila 7.5 arasındadır ve bu bebek cildinin doğum öncesi yaşamda alkalin olan amniyotik sıvıdan kaynaklanır. Ancak bebeğin cilt pH’ı çok hızlı bir şekilde 5-5.5 aralığında kendisine yer bulur. İşte bu noktada bebek cildinin pH’ının düzenli olması, tüm bedeni koruyan cilt organın sağlıklı olması anlamına gelmektedir. Eğer bebeğinizin cildi sağlıklıysa, bakteriyel enfeksiyonlara karşı korunma, cilt için kullanılan krem ve losyonların içerisindeki kimyasalların emilimini engelleme, hasar sonrası iyileşme, egzama önleme ve ısısını koruma yeteneği sağlıklı boyutlarda olacaktır. Cilt pH’ının 5-5.5 arasında olması doğrudan bakteriyel enfeksiyonlara karşı koruyucu etki yaratır çünkü birçok olumsuz bakteri bu ortamda barınamamaktadır.

Ayrıca cildin pH değeri değiştiğinde, bebeğin erişkin cildinden en az üç misli daha ince olan cildi, daha da incelecektir ve ince ciltten vücut içine madde emilimi daha kolay olacağından, egzamatik gibi alerjik cilt reaksiyonları maalesef daha kolay gerçekleşecektir. Egzama cildin bütünlüğünü bozan, kızarıklık, şişlik, acı, ısı artışı ve işlev bozukluğuna neden olan, bedensel alerjik cilt yanıtıdır. Bebeklerde görülen bu tür egzamatik reaksiyonların bulunduğu cilt alanlarında bakteriyel ve mantar enfeksiyonları kolaylıkla gelişebilmektedir. pH’nın bozulduğu, cildin inceldiği, zaten iyileşme yeteneği olumsuz yönde etkilenmiş cilt bölgelerinde bir de enfeksiyon eklenince iyileşme çok zorlaşabilmekte, hatta korkunç acılara neden olabilen açık cilt yaralarına bile neden olabilmektedir.

İşte tüm bu nedenlerden dolayı bebeğinizin cildini ve özellikle de cilt pH’ının devamını koruyacak adımlar atmanızda büyük fayda var. Yapılan büyük yanlışlardan biri, bebek cildini sıradan sabunlar ile yıkamaktır. Sabunlar baziktir, pH’ı genelde dokuz civarındadır. Bebeğin cildini normal bir sabunla yıkamak cilt bariyerini olumsuz yönde etkileyen ve cilt sorunlarına davetiye çıkaran bir uygulamadır. Bu yüzden bebeğinizin cildi için kullanacağınız tüm ürünlerin pH değerine dikkat etmeli, 5.5 pH değere sahip ürünleri tercih etmelisiniz. Bu ürünler pH 5.5 değeri ile cildin asit örtüsünü koruyarak kuruluk, iritasyon ve alerjik reaksiyonları önler.

Alerjiden konu açılmışken…

İlkbahar yaşamın tekrar canlanması ile bilinir ve bu da polen demektir.  Polenleri ağaç, çiçek ve otlar üretebilir ve ilkbahar’da, özellikle rüzgarı sevenler, havada uçuşmaya başlarlar. Havada uçuşan bu polenler rahatlıkla göz, burun ve ağzımıza girer ve birçok insanda alerjik tepkilere neden olabilir.   Çoğu zaman hafif veya orta derecede olan bu belirtiler, örneğin kaşıntı, akıntı, kızarıklık, şişlik gibi, bazen çok ağır da olabilir ki buna anafilaktik reaksiyon deriz. Bu durum kan basıncını düşürerek veya solunum yollarını kapatarak hızlıca hayati tehlike yaratabilir.

Çocuğunuzun polene karşı alerjilerini rahatlatmak istiyorsanız mutlaka önlem almalı, alerji mevsiminden önce doktora başvurmalısınız. Gerekiyorsa alerji ilaçlarına alerji mevsiminden bir ay önce başlamalısınız. Aynı zamanda ilkbahar ve yaz, hatta sonbahar başına kadar alerjiye karşı bir planlama yapmak açısından da bu günler son derece uygun günlerdir. Klima, polenlerin ev içine girmesini engellemek için son derece etkilidir. Bu nedenle çocuğunuz veya sizin yaşam kalitenizi çok olumsuz etkileyen boyutta bir alerjiniz varsa, evinizde klima kullanmanızı önerebilirim. Pencerelerinizi özellikle geceleri açmamanızı açmamanızı tavsiye ederim. Çünkü geceleri gündüze kıyasla havada uçuşan polen sayısı daha fazladır. Yine alerjiler yaşantınızı çok olumsuz etkileyen boyutta ise, bazı testler yaptırarak özellikle neye karşı alerjinizin olduğunu öğrenip önlemlerinizi alabilirsiniz.

Her zaman hastalarıma söylediklerimi sizlerle de paylaşarak bu yazımı tamamlamak isterim. Ailece yeterli uyuyun, sağlıklı beslenin, hareketli ve dingin bir yaşam benimseyin. Bunun uzantısında sağlıklı bir bedene sahip olursunuz. Sağlıklı beden, sağlıklı bağışıklık sistemi demektir. Sağlıklı bağışıklık sistemine sahip olmak da yüksek ihtimalle hem alerjik hem de bulaşıcı hastalıkları daha kolaylıkla atlatacağınız anlamını taşımaktadır. Hepinize sağlık, huzur ve ilham dilerim.

Dr. Gökhan N. Mamur/ Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı

Yorum Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir