Üç taşınma bir yangına bedel

2 Temmuz 2018

Bilirsiniz nasıl bir duygu olduğunu. Çorabın teki günler sonra başka bir koliden çıkar, televizyon kumandası bulunamaz, internet bağlanamaz, eski evde gayet rahat olan eşyalar yeni yerlerine öldüm Allah sığmaz…

Taşınma, insan hayatındaki en büyük travmalardan biri. Yani öyle böyle sarsıcı değil. Yakının ölümü, büyük hastalıklar, işten atılma, ayrılma, aldatılma gibi en üst sıralarda. İnsanın bütün dünyasının allak bullak olduğu hissini veren, o hayata tutunduğumuz merkez bağlantısını yerinden kopartan, bir türlü yerleşememe haliyle gergin bir yay gibi sinirleri kopacak kıvama getiren çok rahatsız bir zaman dilimi.

Biliyorum, hatalarımız çok. Hiç işe yaramayacak bir sürü ıvır zıvırla doldurmuşuz her yeri. Sanki bin yıl yerimizden kıpırdamayacakmışız gibi yayılmışız. İşe yaramayan aletler, giyilmeyen kıyafetler, hiç kullanılmayan eşyalara kıyamamışız…

Tam taşınma tayfununun ortasındayız. Bir hafta sürdü git gel. Birkaç aya da yerleşiriz diye ümit ediyorum. Gerçi açılmamış, salonu kaplayan 38 koli var daha. Hoş böyle yaşanıyorsa, demek onlarsız da pekala olabiliyormuş, bu da ayrı mevzu.

Neyse, bu sevimsiz zaman dilimine denk geldi Mira’nın bale gösterisi. Bu sene Teknik 2’den mezun oluyordu. Seneye parmak ucuna çıkacaktı, artık sınıfı yükseliyordu, heyecan doruktaydı.

Ne yazık ki yavrumuzun telaşına çok ortak olamadık. Elbette her provasına götürdük, kıyafetlerini taşıdık, üstümüze düşeni yaptık ama, ne bileyim, daha iyisini yapabilirdik. Bu bomba düşmüş gibi yaşadığımız günlerde, bu kadar olabildi.

Ama Mimi mükemmeldi. Tam bir disiplin içinde dans etti. Hiçbir hareketi aksatmadı, hiçbir vuruşu kaçırmadı. Başı hep dimdikti. İşini çok ciddiye alan, hatta tutkuyla dans eden bir minik balerindi.

Mimi, seninle gurur duyuyorum, her zaman