Naylon deyip geçme!

1 Haziran 2018

Yaşamımızın tam içinde yer alan naylon poşetlerin ve plastik içeren her şeyin, bize ve doğaya zararını Dicle Üniversitesi Eczacılık Fakültesi Öğretim Görevlisi ve aynı zamanda “Naylon Aşkı Öldürür” kitabının yazarı Prof. Dr. Hamdi Temel Parents ailesine anlattı.

Plastik malzemenin hafifliği ve ucuzluğu, metal ve ağaç gibi yapı malzemelerine karşı avantaj doğuruyor. Dünyada plastik sanayisi hızla gelişiyor ve Türkiye’de de plastik ürün ithalatı birçok üründe giderek artıyor. Pazara eli boş gider, poşetle geliriz. Marketten ne alırsak gereğinden fazla poşete koyarız. Fırından aldığımız mis kokulu sıcacık ekmekleri ıslanma pahasına naylonda taşırız. Kıyafet, ayakkabı aldığımızda bile kutularıyla yetinmez mutlaka poşete de yerleştiririz. Eve giderken beş dakikalığına bile, simidi, ekmeği poşette taşımak, o poşetin doğayı 3009 yılına dek kirleteceği anlamına geliyor. Amerikan doğa koruma kuruluşlarının araştırmalarına göre dünyada naylon torba kullanım adedi yılda 500 milyon ila 1 milyar arasında SPOT değişiyor. Tek tesellimiz, teselli denirse tabii ki; ülkemizdeki plastik tüketiminin dünyaya göre iki kat daha az olmasıdır. Türkiye`de neredeyse tüm mağazalarda ve alışveriş alanlarında naylon poşetler tüketiciye ücretsiz ve sınırsız olarak veriliyor. Kısacası poşetler, naylon çantalar hayatımızın önemli bir parçası. Bundan 30 yıl önce sadece çöplerimizi koymak için köşe bucak poşet arıyorduk, şimdi ise kucak dolusu poşetleri çöp diye atıyoruz. Tam bir poşet çöplüğüne döndük. Oysa bu kısacık kullanımın bedeli çok ağır.

Yok olma süresi karada 400, denizde 800 yıl
Naylon poşetler aslında üretim anından itibaren dünya için tehdit oluşturuyor. Naylon poşet üretebilmek için 160-170 derecede eritilen plastikler makinelerden geçerek şekilleniyor. Ancak bu poşetlerin doğadan yok olabilmesi için karada ortalama 400 yıl denizde ise 800 yıl zaman geçmesi gerekiyor. Plastik özünde petrol kökenli olduğu için kanserojen madde içeriyor. Naylon poşet sadece çöp ve kirlilik yaratmıyor; üretim sürecinde suyumuzu tüketiyor, göl ve nehirlerin akış rejimlerini bozuyor, depolama sürecinde ciddi maliyetler oluşturuyor, doğal yaşam ortamlarına verdiği zararla nesli tehlike altındaki türlerin varlığını tehlikeye sokuyor.

Dünyada bulunan içme suyunun yüzde 83’ünde plastik madde bulunuyor
Amerikalı Orb Media tarafından yapılan araştırmada, sulardaki kirlilik oranı Avrupa ülkelerinde en düşük oranda, ABD de ise en yüksek oranda olduğu gözlenmiş. Ortalama olarak, ABD’de 500 ml örnekte 4.8 fiber ve Avrupa’da 1.9 fiber kirliliği bulunmuş.

Yapılan çalışmalar Avrupa ülkelerinin dünya genelindeki yüzde 83’ün altında olduğunu gösteriyor. ABD’nin ise yüzde 94’ü dünya ortalamasının üstünde olduğu belirtiliyor.
Orb Media muhabirlerinden Dan Morrison bu araştırmayla ilgili şu sözleri söyledi: “Burada sahip olduğumuz şey yeni bir şey. İlk kez, küresel musluk suyu örneklerinde mikroskobik plastik elyafların varlığını tespit ettik.”

Peki buradaki problem nedir? Bu plastikler içme suyuna nasıl dönüşmüştür. Bu sorunun cevabını net bir şekilde bulmak gerçekten çok zor. Mikro plastiklerin içme suyuna girme biçimi net değil. Atmosfer, havaya parçacık yayan lastikler, giysiler, toprağa veya suya atılan plastikler, diş macunları ve halılar gibi günlük kullandığımız ve içinde plastiklerin olduğu her şey bir kaynak olabilir.

Herhangi bir sağlık etkisi var mı?
İnsan sağlığına etkileri hakkında herhangi bir araştırma şimdilik bulunmuyor. Ancak, deniz hayvanları üzerine yapılan araştırmalar, toksik kimyasalların vücuda salındığını gösteriyor.
Morrison, paketlenmiş sularda bu kirliliği tam tespit edemediklerini söylemiş ama bizim daha önceki yayınladığımız çalışmalar da ne yazık ki pet şişeden soya geçen 5 farklı kimyasal maddenin olduğunu bulduk.

Dünyanın plastik kullanma sevdası maalesef deniz ve hayvan ekosistemini de etkiliyor. Denizlere ve boş arazilere bir şey olmaz diyerek attığımız plastik ürünlerin doğaya verdiği zararlar nelerdir?
Naylon poşetler güneş ışığı altında kimyasal çözünmeye uğrar. Zaman içinde daha küçük ve daha zehirli petro-polimerlere bölünürler. Dolayısıyla toprak ve suyumuz zehirlenir. Sonuçta bu mikroskobik zehirli parçacıklar besin zincirine girer. İşte o zaman doğal hayatın geleceği tehlikededir. Böylece Küresel Isınma kadar önemli olduğunu söyleyebiliriz. Çevreye saçtığımız bu atıklarla bilmeden bir veya birçok hayvanın katili olabiliriz. Naylon poşetlerin çevreye saçılması nedeniyle balina, yunus, fok gibi memeli hayvanların yanı sıra balıklar ve deniz kaplumbağaları gibi 200 farklı deniz canlısının hayatı tehlikeye giriyor. Çöpten beslenen kara hayvanları veya kuşlar da bu tehlikeden etkilenmiyor.

Geri dönüştürülebilen poşetler gerçekten doğa dostu mu?
Ülkemizde pek çok market ve alışveriş merkezinde üzerinde ‘doğa dostu’ yazan poşetler var. Peki, bu poşetler gerçekten doğa dostu mu? Sonuçta hammaddesi plastik olan bir ürün tamamıyla doğa dostu olabilir mi? Sorularımıza bilimsel araştırmaların verdiği cevap: Maalesef hayır!

İngiliz bilim adamları, son dönemlerde kullanımı yaygınlık kazanan ve biyobozunur teknolojisiyle üretilen naylon poşetlerin, doğa için sanıldığı kadar zararsız olmadığını ve yüzde 100 doğada çözünebildiği belirtilen bu ‘bio’ özellikli poşetlerin de çevreye, sanılandan daha fazla zararlı olabileceğini ortaya koydu. Doğa dostu olduğu belirtilen bu poşetlerde, çok daha hızlı çözünebilmelerini sağlayan ve küçük oranlarda katkı maddeleri içeren biyobozunur plastik maddesi kullanılıyor. Loughborough Üniversitesi tarafından yapılan ve İngiliz Çevre, Gıda ve Köy İşleri Bakanlığı tarafından desteklenen araştırmayı yürüten bilim adamları, içerisindeki kimyasal katkı maddeleri dolayısıyla, bu poşetlerin, geleneksel dönüştürme metotlarına ve kompostlamaya uygun olmadığını ifade ettiler.

Ayrıca, geri kazanım pahalı bir yöntemdir. Bir ton plastik torbanın işlenme ve dönüşümü dört bin dolara mal olurken, aynı ürün marketlere sadece 32 dolara satılıyor. Böylece ekonomisi zayıf olan belediyeler çöpleri ve bununla birlikte naylon poşetleri de yakmıyor. Fakat plastiğin imhası gelişigüzel yapılamamalı. İdeal olan plastik maddeyi 1400 derecede yakmaktır, 900 derecede bile iki saniyeden fazla yanma olmazsa zehirli gazların açığa çıkması önlenemez. Kullanılan naylon poşetlerin sadece yüzde biri geri dönüştürülüyor, geri kalan yüzde 99`u ise doğada kalıyor.

En Pis Atıkların Ürünü: Siyah poşetler
Siyah naylon poşetler, genellikle çöplerden toplanan işe yaramaz diye atılan her türlü pis malzemenin, pet şişe, kova ve tıbbi atık gibi maddelerin toplanarak tekrar işlenmesiyle yapılıyor. Çöplüklerden toplanan malzemelerle yapılan bu poşetlerin tüketiciye sunulmadaki rengi siyahtır. Rengi iyice sabitleştirmek için siyah boya, ayrıca kullanılır. Siyah boyanın kendisi bile başlı başına büyük bir tehlikedir! Türk Gıda Kodeksine göre, gıda maddelerinin atık plastik maddelerin hijyenik olmadan dönüştürülmesiyle elde edilen koyu renkli bu poşetlerin içinde taşınması ve muhafaza edilmesi yasak.

Plastiksiz bir hayat için öneriler

  • Öncelikle bez çanta, file, tekerlekli pazar çantası veya bir sepet temin edin.
  • Sebze, meyve, et ve balık türü yiyecekleri alırken poşetle paketlenmemiş (taze) olanları tercih edin. İçecek alırken de cam şişede olanları…
  • Çocuklarınıza oyuncak alırken plastik değil, tahta veya bez olanları tercih edin.
  • Yıkanabilir özellikte pamuk veya organik bebek bezi ve pedleri kullanmaya özen göstererek hem kendi sağlığınızı hem bebeğinizin sağlığını hem de çevreyi koruyun.
    Haftada yalnızca 2 naylon poşeti daha az kullanarak, bir yılda en azından 100 adet naylon poşetin tabiatı kirletmesini önleyin. Çin, sadece naylon poşetleri paralı yapmakla her yıl 37 milyon varil petrol tasarrufu ediyor.
  • Daha az kese kâğıdı tüketimi için çantaya ayrı ayrı konmasına gerek olmayan ürünleri beraber koyun. Ayırmak istediğiniz ürünler için ufak bez keseler alın veya kendiniz dikin. Kese kâğıdı ve naylon poşetleri deforme olana kadar kullanıp; tamamen kullanılmaz hale gelince geri dönüşüm kutularına atın.
    Kese kâğıdı noktasında da bilinçli olmakta yarar var. 1999’da sadece ABD’de kullanılan 100 milyar kesekâğıdının üretilmesi için 14 milyon ağaç kesildi. Kese kâğıdının yaşam döngüsüne baktığımızda (kesilen ağaçlar, yitirilen ormanlar, üretim aşaması, nakliye ve geri dönüşüm) dünyada bıraktığı ayak izi neredeyse naylon torbadan daha bile fazla. Kâğıt endüstrisi, dünyada çevreye en fazla zarar veren 10 endüstriden biri.

Numaralara göre plastikler

Plastikler türlerine göre 1’den başlayarak 7’ye kadar numaralandırılıyor. Özellikle herhangi bir plastik ürünle sunulan gıdayı alırken ilk işiniz altında bulunan numarayı kontrol etmek olmalı. Bağımsız ya da etrafında oklar olan bir üçgen içinde bu numarayı göreceksiniz. Eğer numara varsa kolay ama yoksa aman dikkat! 3, 6 ve 7 no’lu plastiklerden uzak durulmalı.

1. PET veya PETE Polietilen: Genelde su, iki litrelik alkolsüz içecekler ve yağların konduğu pet şişelerde kullanılır. Cam gibi şeffaftır. Zararsızdır.

2. HDPE (Yüksek yoğunluklu polietilen): Deterjan ambalajları ve pet süt şişesinde bulunur. Zararsızdır.

3. PVC (Polivinil klorid): Streç folyo, dış mekanda kullanılan eşyalar, plastik pipo, zemin malzemesi, duş perdeleri, şeffaf ve kabartmalı plastik ambalajlarda kullanılır. Zararlıdır.

4. LDPE (Az yoğunluklu polietilen): Kuru temizleme ve çöp torbaları, yemek saklama kaplarında bulunur. Zararsızdır.

5. PP (Poliproplen): Şişe kapakları, içecek kamışları, biberon, yoğurt kaplarında vardır. Zararsızdır.

6. PS (Polistiren): Yemiş paketleri, plastik bardak-tabak, markette etin satıldığı köpük tabak, hazır paket fast food ürünlerdedir. Zararlıdır.

7. DİĞER:
Bunlar birden altıya kadar kullanılan plastiklerin dışında kalanlardır. Yemek saklama kapları ve bazı pet şişelerde bulunur. Zararlıdır.