Kullan ama dozunda

22 Kasım 2018

Kendi ailesindeki gözlemlerinden yola çıkıp çare bulmaya çalışırken, fayda sağlayan olmaya karar veren iki çocuk annesi Tuğba Şengül’ü konuk ettik bu kez Parents sayfalarına.

2018 yılında, kâr amacı gütmeyen ama elde ettiği kârı da yine toplumun dengeli dijitalleşmesi konusunda fayda üretmek için kullanan DigiDetoks sosyal girişimini kurmuş Tuğba Şengül. 

Bu girişim ile günümüzde toplumsal sorunlardan biri olan teknolojinin kullanımı konusunda farkındalık yaratmak ve kalıcı çözümler üretmek amacıyla çalışmalar yürütüyor. Bize de şimdiye kadar aldığı eğitimlerden yola çıkarak edindiği bilgileri kısa ve öz olarak anlattı. 

Peki nedir bu DigiDetoks?

• DigiDetoks teknolojiyi tamamen terk etmenin tam aksine, teknolojiyi doğru kullanarak faydalanmak anlamına geliyor. 

Günümüzde teknolojinin ve dijital dünyanın insan hayatına sağladığı fayda ve kolaylıklar yadsınamaz. Yapılan birçok araştırmaya göre de buradaki kontrolsüz ve ölçüsüz kullanımın, kişilerin fiziksel ve ruhsal sağlığına çok ciddi zararlar verdiğini ortaya koyuyor.

Detoks denilince insanların aklına, yediğimiz yemeklere dikkat etmek ve işlenmiş gıdalardan uzak durmak gibi şeyler geliyor. Detoksu pek tabii ki dijitalde de yapmak mümkün. Elektronik cihazların sinyalleri, teknolojinin aşırı ve kontrolsüz kullanımı vücudumuzda “dijital toksinler” biriktiriyor.

Tuğba Şengül “Dijital dünyanın dengesiz kullanılması, ruhunuzda, aklınızda ve bedeninizde bazı toksinler yaratıyor. Yediğimiz yemeklerden, işlenmiş gıdalardan, soluduğumuz havadan da aldığımız toksinleri düşünürsek vücudumuz dışarıdan kaynaklı birçok unsurla mücadele ediyor aslında.

Aslında biz kişileri digidetoks ile günlük yaşantılarının akışını bozmadan, günümüz dijital dünyasının dilini çözmeye davet ediyoruz. Teknolojinin varlığını asla reddetmeden sadece faydasına odaklanarak, dijitali dengeli kullanmayı öğrenme noktasında bir farkındalık yaratmak istiyoruz.” diyerek anlatıyor. 

Mutsuz bireyler ve dijitalleşme Günümüzde birçok insan; uyandığında ilk iş, yüzünü yıkamak yerine telefonuna bakıyor, telefonunu bulamayınca tabiri caizce mini kalp krizleri geçiriyor, gittiği mekanda menüden önce wi-fi şifresi istiyor, konseri izlemek yerine videoya kaydetmeye çalışıyor, arkadaşlarıyla muhabbet ederken bir yandan da WhatsApp’tan başkalarıyla mesajlaşıyor… 

Dijital dünyadan tamamen uzaklaşmanın mümkün olmadığının hepimiz farkındayız. Fakat dengeli ve doğru kullanırsak aklımızda, ruhumuzda ve bedenimizde oluşan fazlalıklardan kurtulmamız mümkün.

Bütünüyle dijitaleşmenin ortaya çıkardığı bir sorun olmamakla birlikte, evet dijitalleşme mutsuz bireylerin çoğalmasını tetikliyor. Bugün etrafımızda yolda yürürken, işe giderken, metroya binerken başını akıllı cihazlarından kaldırmadan yürüyen yüzlerce insan görebilirsiniz. Doğru kullanılmayan teknoloji bireyleri yalnızlaştırıyor. Yalnızlaşan bireyler ise mutsuz oluyor.

Kontrolsüz teknoloji kullanımı ve yeni dönem hastalıklar

Kontrolsüz teknoloji kullanımının zararlarıyla birlikte günümüzde yeni hastalıklar ortaya çıkıyor. Bu zararlar arasında fiziksel şikayetler olduğu kadar psikolojik şikayetler de bulunuyor. 

Bel, boyun ve baş ağrıları, hareketsizliğe bağlı kilo artışı, depresyon, gerçeklikten kopma, uyku düzensizlikleri, sosyal bağların azalması, hafızanın zayıflaması gibi problemler bu şikayetlerden sadece bazıları…

Çağımızda teknolojiye dayalı en yeni hastalıklardan biri ise nomofobi… “No mobile phobia”dan türetilen nomofobi; cep telefonu ile sağlanan iletişimden kopmaktan aşırı korkma anlamına geliyor. Modern çağın en yeni hastalıklarından biri olan nomofobi, teknolojinin gelişmesi ve akıllı telefonlarda yaşanan artış sonrasında yaygın olarak görülmeye başladı.

Özellikle okul çağındaki gençlerde oldukça sık görülen nomofobi, gençlerin psikolojik ve bedensel gelişimleriyle sosyal ilişkilerini olumsuz yönde etkiliyor ve okuldaki başarıyı düşürüyor. 

Mahrumiyet korkusu daha da ilerlediğindeyse düşünce süreçleri bozuluyor, genel sağlık düzeyleri düşüyor, obsesif, depresif, kaygılı, düşmanca, fobik ve paranoid düşüncelerinin arttığı gözleniyor. 

Bir diğeri; hastalık durumlarında doktor muayenesi yerine internette tedavi yöntemlerini araştırma ve uygulama hastalığı yani Siberhondrik.

İnternette hem doğru hem de yanlış bilgilerin bulunduğu herkes tarafından bilinir ancak araştırma ve öğrenme içgüdümüz olduğundan özellikle sağlıkla ilgili konularda hafif veya yoğun bir kaygı düzeyiyle hemen doktora gitmeden internetten bakıp kendimizce öğrenmeye çalışırız ve bunu yaparken doğru bilgi, yanlış bilgi ayırt etmeyiz.

Teknoloji ve internet bağımlılığı yaşayan insanlar öz kontrol seviyesi düşük olduğu için siberhondrik hastalığına daha hızlı yakalanabiliyorlar. 

Teknoloji ve aile yaşantısı

Hem zamansızlıktan yakınıp hem de zamanın büyük bir kısmını sanal bir etkinlik içinde geçirmek insanoğlunun bir başka ironisi. Bugün internetsiz yaşayamayanlar ailelerine, arkadaşlarına ve çocuklarına daha az zaman ayırıyorlar, daha az konuşuyorlar, göz teması çok daha az kuruluyor, duygusal paylaşımlar ve iletişim becerileri de köreliyor.  

Çocuklarınızla beraber okuyabileceğiniz kitaplar

Dijital Dünyada Çocuk Büyütmek – Kristy Hooodwin

Ekrana Yapışan Çocuk (Mandolin Yayınları)-Pedagog Ayşe Oy

Yeni Nesil Çocuk (Optimist Yayınları) – Tony Ryan

Odamdaki Yabancı: Bilgisayar – Prof. Dr. Bengi Semerli

Yorum Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir