İlk göz ağrım 14 yaşında

3 Eylül 2018

Evet, artık çocuk değil, biliyorum. Kabullenmek istemesem, boyunun sürekli uzadığını hayretlerle izlesem de, 1.70’lik gerçek değişmiyor. Benim biricik prensesim, 14 yaşını doldurmuş bir genç kız artık…

Anneannem hep anlatırdı, 15 yaşında evlenmiş. Onun da annesi 14 yaşında. 20’sine varan kızlar, çoktan iki, üç, hatta bazen beş çocuklu olgun kadınlarmış; çok değil, otuz, kırk sene önce. Evlerini, tarlalarını, kalabalık olmuş ailelerini çekip çevirirler, sökükleri diker, ocakları yakar, kazanları kaynatırlarmış. Zaten 18 yaşında “karta kaçmaya” başlayan kızlar için, 20 olgunluğun zirve yaşıymış tabii.

Başka bir çağ, bambaşka bir dünyadayız. Ömürler uzadı. Yaşamın her diliminde tamamlanması gereken ödevler farklılaştı. Artık 30 yaşında hayatında ne yapmak istediğine karar verememek çok normal; 45 yaşında çocuk doğurmak, 50 yaşında ikinci üniversite eğitimine başlamak da.

Hemen hayatın acılarıyla kavrulmaya gerek yok, öyle değil mi? Gelişim psikolojisinin duayyenleri Erik Erikson ve Piaget’ye göre, her yaş aralığının sorunları, kazanımları, puanları ayrı. Nasıl ki 5 yaşında yürümek artık alkışlanılacak bir davranış değilse, 14 yaşında da yetişkin bir bireymiş gibi davranmaya çalışmak, öyle. Erikson’un Psiko-sosyal Gelişim Kuramı’na göre 12 – 20 yaş arası,kimlik kazanma dönemi. Rol karmaşası, kafa karışıklığı, cinsel ve toplumsal kimlik alıştırmaları, bu dönemde olması gerekenler. Yeterince yoğrulmamış bir ergen, birkaç yıl içinde doğru olgunlaşamamış bir bireye dönüşebiliyor. Devrin en bilinen psikologlarından Piaget, şöhreti kendini aşmış Bilişsel Kuramı’nda, bu yaş dönemini, soyut düşüncenin doğru bir şekilde gelişmesi gereken en önemli zaman dilimi olarak tanımlıyor. Sadece görünen, dokunulan gerçeği değil, olması muhtemel senaryoları da kafada kurup, hayat hakkında a,b,c planları yapabilmeyi, karar verebilmeyi öğrendiğimiz dönem.

Yaşamın her günü çok önemli muhakkak, ama 13 – 20 arasına özellikle bir ünlem koymak yanlış olmaz sanıyorum. Biz anne-baba olarak lider, yol gösteren, çocuklarımızın yetişkinliğe sağlıklı ve güçlü ulaşmasında doğru birer rehber olmak zorundayız. Sıkmadan öğreten, lüzumsuz uyarılarla boğmadan korumayı beceren.

Çok zor. Ebeveyn olmak, çocukların her yaşında çok zor. 40 yaşımı geçmiştim, annem arayıp aman hava çok soğuk, üşütme derdi. İnsanın çocuğunun kendi kanatlarıyla uçtuğunu kabullenmesi, hayatta sağlam durduğuna ikna olması, çok zor. Sonuçta çocuk, her yaşta çocuk. Ebeveyn, ölene kadar anne – baba…

Neyse, Talia 14 yaşında artık. Kocaman bir genç kız. Ona doğumgünü hediyem, tekrar okuduğum ebeveyn koçluğu notlarım oldu. Lüzumsuz korumacı ve negatif bir dil kullanmayacağım, söz veriyorum. Doğru bir rehberlik yapmaya çalışacağım, yemin ediyorum.

Ancak soğuk havada da incecik bir montla sokağa çıkamazsın Talia’m, üşürsün yoksa!