Hızlandırılmış yürek ısıtma dersleri

1 Kasım 2018

Haftasonu aktiviteleri, klasik sonbahar başlangıcı. Anne babanın makbulü, oflayıp puflamadan, ciddi bir organizasyon yeteneği sahneleyerek çocukları her yere zamanında yetiştireni.

Bizimkilerin arasında beş buçuk yaş var. Aynı sınıf, aynı grupta değiller hiçbir yerde. Çok bekledikleri tiyatro grubu başladı. Sabah biri, öğleden sonra öbürünün dersleri var. Neyse, Moda’da kurs. Arada yürüyüş, yemek, çarşı pazar, cafe’lerde kitaplar okuma yapılıyor rahatlıkla. Yağmur, biraz soğuyan hava ve kapıyı çalan upuzun kış günlerinde de bu kadar mutlu olur muyuz, bilemiyorum henüz.

Unutuyor insan; yıllar hızlandıkça, pek çok şeyi. Ama en çok mutlu olabilmeyi, kendini iyi tutmayı, merak etmeyi, öğrenmeyi, sevmeyi…
Mimi, ilk tiyatro dersine girdi iki hafta önce. Beden egzersizleri, aaa uuu diye ses açmalarla başladı uzun sanat yolu. Öğretmeni anlattı: Bedenimiz, sesimiz, bizim enstrümanlarımız. Kendimize iyi bakacağız. Kaslarımızı çalıştıracağız, vücudumuzu ısıtacağız.

Sonra sınıftaki onbeş küçük çocuğa sordu: Bir oyuncu sahnede neyini kullanır? Cevaplar gayet tatminkardı. Ellerimiz, yüzümüz, dudaklarımız, sesimiz, boynumuz, gözlerimiz, parmaklarımız, bacaklarımız… Biri beynimiz dedi, hoca çok beğendi. Evet, dedi, beynimiz de çok çalışır, o yüzden insan sahnede olsun olmasın, beynini iyi kullanmak, her an hazır tutmak zorundadır. Mimi, beklenmedik bir yaklaşımla, kalbimiz, dedi. Öğretmen bu cevaba da bayıldı. Kalbiyle bir role çalışmanın, kalbini vererek yaşamanın, tutkunun öneminden bahsetti. İnsan yaşadığı ana kalbini koyarsa mutlu olur, inandırıcı olur dedi. “Kalbini canlandırdığı karaktere veren oyuncu, başarılı olur,” dedi. Herkes çok etkilendi. Tam o sırada Mimi can alıcı sorusunu sordu: Vücudumuzu, sesimizi egzersizlerle ısıtıyoruz da, peki kalbimizi nasıl ısıtırız?

Ah canım benim. Güzel kalpli prensesim. Ayazda kalmış yüreklerin dünyasındaki sıcacık ruhlu güzel kızım.

Kalbimizi nasıl ısıtırız? Sağdan, soldan durmadan gelen soğuk hava istilalarına inat. Buzlar Kraliçesi gibi elleriyle, gözleriyle buzul çağı başlatma yeteneğine sahip binlerce insana inat. Bütün bu yaşam zorluklarına, zorlamalarına inat. Zamlara inat. Kötülere ve kötülüklere inat…

Evet, herşeye, ama herşeye inat. Yürek ısıtma dersleri 101. Üzerindeki bütün yüklerden silkelen, en sevdiğine sıkıca sarıl, dakikalarca öyle kal. Sokaktaki insanlara gülümse. Tanımadığın birine karşılık beklemeden iyilik yap. Aynanın karşısına geç, ne kadar olağanüstü bir insan olduğunu söyle kendine. Kedini, köpeğini sev. Evini, eşyanı düzenle. Saksılarındaki çiçeklerini sula, kurumuş yapraklarını temizle. Güzel bir kitabın her zaman olsun. Tabii her an arayabilecek çok yakın beş dostun, her zaman kahkahalarla gülebileceğin elli arkadaşın da.

Biliyor musun, aslında ben bunların çoğunu senden öğrendim Mimi. Yapmacık olmayan gerçek coşkunla, sen kendi yüreğini de, etrafındaki herkesi de, hep ısıttın.

Hadi gel, küçük kedimizi de alalım yanımıza. Birbirimize sıkı sıkı sarılalım; hadi!