Herkes hem anne, hem baba- Fatih Türkmenoğlu

1 Haziran 2017

“Ağır ol molla desinler” devri elli yıl önce falan bitti. Yüzünde bir küçük gülümseme ibaresi olmadan bu dünyadan göçüp giden tumturaklı adamların devri çoktan kapandı. Hepimiz bebeklerimizin bezlerini değiştirdik. Evlerimizi temizledik, yemekler yaptık. Çocuklarımızla oyunlar oynadık, onlarla baş başa tatillere çıktık. Yeri geldi, karı gibi kahkahalar attık; yeri geldi yanyana oturup dertlerini dinledik.

Oldum olası ağır abi, zor adam tiplemelerini sevmem. İnsan, insandır. Hayat herkese eşit davranır. Cinsiyet ayrımcılığı, kültürel dayatmalar, bölgesel roller falan bana çok sıkıcı gelir. Kadın erkek beraber olunmayan topluluklara en çok iki saat dayanabilirim. Bence, kadın ve erkek birbirini tamamlar. Arada erkek erkeğe bir yemek, bir kahve çok güzel gelir, tamam, ama fazla uzatmamak ve çok sık olmamak kaydıyla.

Geçen anneler gününde mesajlar uçuştu yine. En güzeli, babaları da kapsayandı. Hatırlarsınız: “Doğurmuş, doğurmamış. Doğurduğunu bağrına basmış, doğurduğunu bağrına bile basamamış, doğurmadığını bile bağrına basmış. Kendi anne, vicdanı anne, bütün kocaman yürekli kadınlara… Ve bir evlada anne gibi şefkatle sarılabilen adamlara selam olsun. Anneler günü kutlu olsun!”

Şimdi babalar günü zamanı…
Şu hayatımda ne “baba” anneler tanıdım ben. Ciğeri beş para etmez sözde babalar; içki, kumar, başka kadınların peşinde, uzaklarda bir yerdeler. Anneler, evin direği, neşesi, çalışanı, aşçısı, hizmetlisi, hemşiresi, terzisi, tamircisi, özel öğretmeni, velisi, para kazananı, yürek ısıtanı; kısacası hem annesi, hem babası…

Sonra ne babalar gördüm, anlatamam. Bir tanesi, benim çok sevdiğim bir akrabam. Bir Alman kızla evliydi. Büyük aşk. Çocukları iki yaşındayken, Alman yenge “kusura bakma, ben başka bir hayat istiyorum. Gidebilir miyim izin verirsen” dedi. Gidene dur denmez. Akrabam yüreğine taş bastı, karısıyla hemen boşandılar. Onu havaalanından öperek, sarılarak yolcu etti. O gün bugün, müthiş bir anne, harika bir baba. Oğlunu öpe koklaya yetiştirdi. Mutfaklarındaki düzen, dolaplarındaki tertip, evin temizliği, bütün aileyi yıllar yılı dumura uğrattı…


Hayatına sayısız kız arkadaş girdi, ama öncelik hep oğlunundu. Üniversite, master, askerlik bitti, iş hayatına girdi, kendi evine çıktı, ilk aşkın rüzgarıyla oradan oraya savruldu oğlan. Baba ancak kız arkadaşıyla yaşamaya başladı. Neredeyse 65 yaşında, gerçi hala genç ve yakışıklı duruyor, ancak hayalini kurduğu Marmaris hayatına, küçük teknesine, denizine kavuştu. Oğlu geçen ay evlendi. Almanya’dan sözde annesi de gelmişti. Ama düğünde hüngür hüngür ağlayan tek kişi, babaydı.

Babalar, içinizdeki şefkat, sevgi, yumuşaklık gözlerinize, dilinize yansısın. Devir “pathos” devri. Bu ne demek derseniz, google’a sorun. Kıssadan hisse, hem anne, hem baba olun.

Babalar gününüz kutlu, mutlu, neşeli olsun!

Yorum Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir