Eksik kalan parçamız, kendimiz…

1 Şubat 2019

Hazırlayan: Şirin Yelmen Oktar

Kendi çocukluğunuzu tamamladığınızda, hayat tamamlanacak
Kar mevsimi başladı. Sevineyim mi? Yoksa üzüleyim mi? Bilemedim. Çocuklar karı görecek, oynayacaklar diye düşünürken, diğer taraftan da ya okullar tatil olursa diyorum. Olsun diyor diğer tarafım. Olsun diyorsun da ya bakıcı gelmezse çocuklar evde tek mi kalacak? Evde kim duracak? Bu haftam da çok dolu… Bu ve buna benzer şekilde hayat bizi zorlayıcı sınavlardan geçirebilir. Kendi iç çatışmamız da olabilir, çocuğumuzla olan çatışmamız da… Hangi rolde olursak olalım yaşamın bize sunduğu çatışmalı ilişkiler var. Duygularımız bize bir ileri iki geri adım attırır. Bunu da nasıl çözeyim, yeter artık dediğimiz her konuda vardır bir seçenek…

Böyle durumlarda seçme özgürlüğünüzü hatırlayın.
Bir olay yaşıyoruz ve bir tepki veriyoruz. Tam bu nokta da etki ve tepki arasında seçme özgürlüğümüz var. Nasıl mı? İş yerinizde önemli bir toplantınız var, aynı gün sınıfınızda anneler günü etkinliği var. Önce anneler günü etkinliğine katılırım izin alırım diye düşünmüştünüz. Anneler günü etkinliğinin devam eden bir süreç olacağını whatsAap grubundan velilerden öğrendiniz, çocuğunuz sizi bekliyor, ona söz verdiniz. Aynı gün yöneticiniz, toplantının sizin iş süreçlerinizi ilgilendirdiğini ve önemli olduğunu iletti. Çocuğunuza haber vermediğiniz için hemen evet diyemediniz. Okulu arayıp, çocuğunuzla konuşup haber vermeyi seçebilirsiniz veya direk okula gidebilirsiniz. Okula gelemeyeceğinizi bildirir, çocuğunuzla akşam konuşabilirsiniz. Bunların hepsi zorlu durumlarda sizin seçeceğiniz bir durum! Bu seçim esnasında gerçekten uzun vadede sizin için önemli olanı unutmadan ve kendi içinizdeki tutarlılığı koruyarak seçim yapmanız size iyi gelecektir.

Kişisel farkındalığınızı artırın.
Seçim yapabilmeniz için kendinizi tanımanız gerekiyor. Öz farkındalık bizlere kendi düşünce ve duygularımızın farkında olmamız gerektiğini anlatır. Bu olayda benim acım ne? Bu acının içindeki ihtiyacım ne? Bu ihtiyacım karşılandığında ne hissediyorum? Bu ihtiyacım karşılanmadığında ne hissediyorum? Benim acım çocuğumun yanında olamamak mı? İşte istediğim algıyı yaratamamak da mı? Yoksa mükemmel olamamakta mı? Bizim yüreğimize ağır gelen acımız, bizi şekillendirir. Acımız bize bizle ilgili bir bilgi verir. Hey sen, ihtiyacını karşıla der! O ihtiyacın gerçekten ne olduğunu keşfetmeniz için kendi içinize inebilmelisiniz. Derindeyse terapi alabilirsiniz, tekrar eden ve ileriye dönük konu ise koçluk alabilirsiniz. İnsanın kendinle uğraşması uzun bir yolculuktur. Bu yolculukta sabırlı bir öğrenci olup yavaş ve küçük adımlar bizi ileriye taşıyacak.

Soruna değil çözüme odaklanın.
Acı bazen çok ağır olunca duyguların içinde kalabiliriz. Böyle durumlarda; bu da iş mi? Hep arada derede kalıyorum? Gibi sorunun neden olduğuna ve niye başınıza geldiğini konuşmak yerine o anda istediğiniz çözüme odaklanın. 10 gün sonra nasıl hatırlamak istediğinize odaklanın. Bazen öyle konulara koçluk yapıyorum ki koçluk baştan aşağıya “keşke” cümlesiyle ilerliyor. Keşkelerin uzayıp gitmemesi için 3 adım ileriyi düşünerek hareket etmek önemli!

Kendi iç satranç oyununuzu kurun.
İş yaşam dengesini sağlamakta zorlanan danışanlarımın anlık kararlar verip, uzun vadeli hedefler belirlediğini gözlemledim. Çocuğumu “başarı” odaklı yetiştirmeyeceğim derken, çocuğu ödevlerini yapmadığında ona yaptığı baskılara şahit oldum. Bir keresinde bir danışanım ilkokul birde öğretmen, 3 kez aynı kelimeyi yazacaksın demesine rağmen 20 kez yazdırıyordu. Ona 20 kez yazdırmak senin mi, çocuğunun mu gündemi diye sorduğumda, yanıtını söyleyemeyecek kadar şaşırmıştı.

Geçmişte kalan yapboz parçaları ebeveyn olmakla açığa çıkıyor. Çocuklarımız olduktan sonra eksik kalan parçaları çocuklarımızın çocukluğuyla tamamlamaya çalışıyoruz. Önce kendi parçamızı tamamlamalıyız. İç dinamiklerini tamamlamamız günümüz “yoğun ebeveynlik” kavramıyla çok daha zor gibi görünse de… Yoğun ebeveynliği hafifletecek en önemli formül kendi iç taşlarımızı tanımak.

Tanımak için de içe bakmak, önce kendinde yanıtı aramak sonra diğerlerinle yanıtını paylaşmak…
Yoğun ebeveynlik, çözümsüz konular gibi görünse de hayat; her şeyin bir çözümü var. İlk etap da olmasa da var.