Ebeveyn olmak mı? Arkadaş olmak mı?

1 Ağustos 2018

Çocuklarla iyi geçinmek her ebeveynin arzularından sadece bir tanesi. Bu arzuyu gerçekleştirmek için eskinin katı ebeveynlik yöntemleri bir kenara bırakılırken, çocuğuyla arkadaş gibi olan ebeveynlik örnek olarak alınıyor. Peki bu durum ne kadar sağlıklı? Klinik Psk. Yasemin Meriç Kazdal görüşlerini anlatıyor ve “ideal ebeveynler” olmak adına samimiyetimizden ve gerçekliğimizden uzaklaşmamak yeterli diyor.

Geçtiğimiz 15-20 yıl içerisinde anne babaların çocuklarıyla kurdukları ilişki tarzları ve ebeveynlik yaklaşımları büyük ölçüde değişti. Her birimiz, kendi ebeveynlik tutumlarımızın birçoğunu çocukluk dönemimizdeki ihtiyaçlarımızla belirliyoruz ve pek çoğumuz çocuklarımızı, “keşke benim ailem beni böyle yetiştirmiş olsaydı” diye düşündüğümüz yaklaşımlarla yetiştirmeye gayret ediyoruz. Eskiden çocuklar ebeveynlerine saygılarını yitirmesinler korkusuyla “çocukla fazla yüz göz olmamak” ya da “çocuğa çok ilgi ya da yakınlık gösterip onu şımartmamak adına mesafeli ve hiyerarşik bir düzenle kurgulanan ebeveyn çocuk ilişkileri son dönemde yerini arkadaş olma yaklaşımına bıraktı. Günümüzde birçok anne babanın çocuğuyla arkadaş olmak olarak anlamlandırdığı yaklaşım; çocukların da her konuda söz sahibi olması, kendi kararlarını tamamen kendilerinin vermesi, anne babanın bir otorite figürü olmaması şeklinde kendini gösteriyor. Özgür ve demokratik olma isteğiyle kurgulanan bu yaklaşımın altında biraz da “modern olma” isteği ya da hevesi de yatıyor.

Çocukla arkadaş olmak? 
Çocukla arkadaş olmak kavramı da bu anlamda ciddi bir karmaşıklığa yol açıyor. Anne babanın çocuğuyla bolca vakit geçirmesi, açık bir iletişim kurması, oyun oynaması, dertlerini sıkıntılarını kaygılarını ve yaşanmışlıklarını paylaşması, birlikte bol bol eğlenmesi gibi durumlarla hiçbir şekilde belirleyici bir otorite figürü olunmaması, saygı sınırlarının aşılması, sorumluluk bilincinin kazandırılmaması, çocukla sırdaş olunup yetişkinler dünyasının tüm sorunlarının çocukla paylaşılması gibi yaklaşımlar “arkadaş olma” başlığı altında birbirine karışıyor.

Çocuğun kendini ebeveyniyle aynı seviyede görmesi sorun yaratabilir 
Aslına bakarsanız bir sınır koyarak ya da koymayarak ebeveynlerin çocuklarıyla arkadaş olma yaklaşımları başlı başına ileride önemli sıkıntılara yol açabiliyor. Ben hem bir psikolog hem de bir anne hem de bir evlat olarak bu yaklaşımın son derece hatalı olduğunu düşünüyorum. Ebeveynler çocuklarına sadece ebeveyn olurlarsa çocukları için en sağlıklı olanı yaparlar. Anne babayla çocuk arasındaki ilişkinin varoluşundan gelen ihtiyaçları yok saymak anlamına geliyor çocukla arkadaş olmak. Eğer çocuk anne babasıyla kendisini aynı düzlemde görürse kendisini korunmasız hisseder. Çocuklarımızın onların arkadaşı değil anne babası olmamıza ihtiyaçları vardır.
Bizlerin zihninde ebeveyn otoritesi ebeveyn zorbalığı ile benzer bir anlam içerecek şekilde kodlanmış. Muhtemelen bundan olsa gerek “çocuğuyla arkadaş olmak” cümlesi bile içimizi ısıtıp, güzel sıcak samimi duygular hissetmemizi sağlayabiliyor. Günümüzde birçok ebeveyn “eğer onunla arkadaş olursam çocuğum beni daha çok sever, bana güvenir, benimle birlikteyken mutlu olur ve aramızdaki bu ilişki de dışarıdaki tehlikelere karşı onu korur.” gibi bir mantık yürütüyor. Halbuki işin iç yüzü genelde böyle olmuyor.

Hayır demek zorlaşıyor, bu durum çocuğu tatminsizliğe itiyor  
“Arkadaş Ebeveynler” çocuğun benliğini çiğnememek, onu demokratik bir ortamda yetiştirebilmek ve benzersizlik hissini kaybettirmemek adına çocuklarına hayır demekte zorlanıyor. Bu tutum bir süre sonra çocuklarının mantıksız ve saygısız taleplerine bile razı olmak zorunda kaldıkları bir tablo yaratıyor. Bu yaklaşım bazı anlık çözümler sağlıyor. Ancak bu yaklaşım uzun vadede çocuğa dünya onun etrafında dönüyormuş düşüncesini aşılıyor. İyi niyetimizle çocuğa her istediğini yapma gibi özgürlükler verip olmak istedikleri kişi olma seçeneğini onlara sunduğumuzu sansak da; kurallar, beklentiler ve neticeler dünyasına onları hazırlayamamış oluyoruz.

‘Kafa’ ebeveyn her zaman iyi olmuyor
Araştırmalar gösteriyor ki, böyle yetişen çocuklar her şeyi kendine hak görme, kendini dizginleyememe ve otoriteye saygı duymama gibi alışkanlıklar ediniyor. Bu durum aynı zamanda yoğun bir tatminsizliği ve mutsuzluğu da beraberinde getiriyor. Bir nesil olarak biz, zor anlardan sıyrılmak ve çocuklarımıza kendimizi daha çok sevdirebilmek için çocuklarımızı iyi alışkanlıklardan yoksun bırakma hakkına sahip değiliz.

Rolleri birbirine karıştırmadan ebeveynlik  
Sınırlar en başından beri bellidir aslında. Ebeveyn ebeveyndir çocuk ise çocuk. Bana kalırsa sınır sadece budur. Burada önemli olan çocuğunuzla arkadaş olmak için kendinizi şartlamak yerine ebeveyn-çocuk ilişkinizi nasıl sürdüreceğinizi ve bu ilişkinin içinde neleri barındıracağınızı seçmek. Samimi, içten, açık iletişime dayalı, karşılıklı saygı barındıran ve rollerin birbirine karışmadığı bir ilişki hem ebeveyn hem de çocuk için son derece sağlıklıdır.

Arkadaş olmak yerine arkadaşça davranmak…  
Bunun için en güzel yol anlamaya çalışmaktır. Bakın anlamak demiyorum, anlamaya çalışmak diyorum çünkü her ne kadar siz de bir anne baba olarak benzer yollardan geçmiş, benzer şeyleri yaşamış olsanız da artık bir çocuk değilsiniz. Hayata bir çocuğun öncelikleriyle ve beklentileriyle bakamazsınız. Her şeyi bir tarafa bıraksanız da çocuğunuzu koruma iç güdünüzden sıyrılmanız pek mümkün değildir. Yaşadıklarınız, deneyimleriniz sizi bambaşka biri haline getirmiştir. O nedenle çocuğunuzu anladığınız yanılgısına düşmek yerine onu anlamak için çaba gösterdiğinizi hissettirmeniz çocuğunuzla güzel bir ilişki kurmanız için çok önemli ve büyük bir adımdır.
Çocuklarımızla kurduğumuz iletişimde olaylar yerine duygulara odaklanmak, sürekli ders verip aklı vermek yerine hayatı kendi kendilerine de deneyimlemeleri için onlara fırsat tanımak, ceza vermek yerine tercihlerinin sonuçlarıyla karşılamalarına olanak tanımak, zaman zaman onlarla beraber çocuk olabilmek, daha doğrusu içimizdeki çocuğun zaman zaman açığa çıkmasına engel olmamak ve bize dayatılan “ideal ebeveynler” olmak adına samimiyetimizden ve gerçekliğimizden uzaklaşmamak yeterlidir çoğu zaman.

İyi bir ilişki için  
Her yaş döneminde çocuklarımızla kurduğumuz ilişkide dikkat etmemiz gereken birkaç nokta olduğunu düşünüyorum. Bunlardan birincisi çocuklarımızın da kendimizin de duygularını önemsemek. Bir ebeveyn çocuğunun ya da kendisinin duygusunu yok saydığı anda çocuğun yaşı kaç olursa olsun sıkıntılar da başlıyor aslında. Bu söylediğimi “kendini çocuğuna adamak” olarak algılayan ya da bunu yapmayı seçen anne babalar da çocuklarıyla sağlıklı bir ilişki kurabilmek adına büyük zorluklar yaşıyorlar. Unutmamak gerekir ki çocuğunuzun yaşı kaç olursa olsun yeri geldiğinde ona rehberlik etmeniz, yeri geldiğinde sınırlarını hatırlatmanız, yeri geldiğinde de önünü açıp yolunu kendi bulması için düşüp kalkmasına, üzülmesine, hata yapmasına izin vermeniz gerekir. Burada önemli olan çocuğunuzu tanımanız, onu hiçbir zaman yok saymamanız ve yakın bir ilişki içinde olmanızdır.