Dünya kadınlar gününüz kutlu olsun

1 Mart 2018

Tacizin, hele de çocuklara cinsel istismarın bu kadar yoğun yaşandığı bir ülkenin vatandaşı olduğum için çok utanıyorum. Dünyada üçüncü sıradaymışız herhalde. Geçen gün bir kadın dostum “evvelden otobüslerde sürtünürlerdi en fazla, o zaman bile korkudan sesimizi çıkartamazdık” dedi. Kıpkırmızı oldum. Söyleyecek ne bir laf, diyecek ne bir özür bulabildim.

Bir de yayın yasakları, ailelerin örtbas etmesi, çocukların ve kadınların sesini çıkartamamasıyla tacizcilerin elini kolunu sallayarak dolaşmasını falan düşündükçe de nefes alamaz hale geliyorum.

Ne okuduğum haberleri tekrar edesim, ne de “asalım, keselim, sallandıralım” diye vaaz veresim var. Bizim gibiler çocuklarını öpe seve büyütsün, bilgiyle bezesin, kollasın, korusun; sonra da o çocuklar vahşi ve sapıklarla dolu toplumun içine salıverilsin, asla aklım almıyor. Sapıkların sayısı on, bin, yüz bin falan değil. Onlar çok fazlalar. Birbirlerini tanıyorlar, kolluyorlar, gizliden anlaşıp, o şekil yaşamaya devam ediyorlar. Dört yaşındaki öz kızına tecavüz ettiği gün gibi aşikar olan adam – baba diyemeyeceğim – nedense hukuk sistemindeki bir aralık yüzünden sokakta yürüyor şimdi. Bu ülkede. Benim ülkemde.

İyilik, güzellik, merhamet, empati, insan hakları, yardımseverlik, hak, adalet gibi bu dünyada yaşayan her insanın mayasında olması gereken duygu ve öğretilerden vazgeçmenin eşiğindeyim. Kızlara dövüş sanatları eğitimi mi aldırsam diyorum. Hatta mutfak malzemeleriyle silah imal etme, ince kağıtla adam öldürme, tek vuruşla boyun kırma gibi incelikli dövüş tekniklerini müfredatlarına katan bir okul mu olsa acaba…

İnsan, aslında her şeydir. Her birimiz, aynı zamanda yalancı, hırsız, sinirli, bağıran, katil, şifacı, sevecen, öfkeliyiz. Ve daha onlarca başka şey. Kendimizi iyiyi seçmek, doğruda kalmak konusunda eğitiyoruz. Doğru beslenmek, iyi yaşamak için özel bir çaba sarf ediyoruz. Bazen boyun damarlarımız atarcasına sinirlensek de, alttan alıyoruz. İçinde ne kameranın, ne satış danışmanının olduğu dükkanda, elimizi hiçbir mala sürmüyoruz. Vicdan, eğitim, din; artık nasıl bir karışımla alınmışsa o doğru düşünce kalıbı, kalbimiz ve aklımızla hem kendimize hem de tüm dünyaya en doğru davranış neyse, onu seçiyoruz. Her gün, yaşadığımız her an, her ortamda.  Ancak, dedim ya, herkes aslında her şeydir. Bir savaş olur, kılık olur, işte o zaman herkes hırsızdır. Bir çocuğun gözünün ışığı söner, işte o zaman da hepimiz birer katil.

Hatta büyük bir zevkle. Vaaz vermeyeceğim dedim; ama bir değil, on değil, bin tanesini de gözümü kırpmadan öldürebilirim ben. Psikolojik danışman ve dünyayı gezmiş bir gezgin olarak, okuyan, insanları seven, çoğunlukla mutlu olan bir birey olarak, herkese ikinci, hatta bazen üçüncü şanslar verilmesini düşünürüm. Ama onlara değil. Komşusunun kızına tecavüz edip öldüren, çocuğu kaçırıp ırzına geçenlerle aynı gezegende nefes almayı istemiyorum ben.

Maalesef gördüğümüz manzara bir fecaat. Kadınına “han” diye hitap eden, el üstünde tutan, evinin merkezi yapan eski Türk boylarından bugünlere nasıl gelindi, onu da anlayamıyorum bir türlü. Nene Hatun’un, Halide Edip’in, Füreya’nın yeşerip ışık saçtığı; yeni bir ülke yaratma azminin, sanatın, bilimin, birlikteliğin hazzıyla yoğrulan mayamıza, o omuz omuza kendimizi silahlara siper eden ruhumuza ne oldu? Kadınını baştacı eden, çocuklarına saygıyla ve sevgiyle davranan atalarımızın anlayışı hangi ara kayboldu? Bu kadar bozuk insan nereden türedi?

Çocuk odası dekorasyonunda en doğru renkleri yazmak isterdim. Piyano eğitimindeki en hızlı metotları. Brokolinin faydalarını.

Manzara vahim. Çok üzgünüm. İki kızım, kocaman da bir dünyam var. Kötüleri yok eden çizgi film karakterlerini hep bayılarak seyrettim. Şimdi sıra bende, sizde, hepimizde. Kötülerle savaşma zamanı. Kadınlarımızın mutlu olmaları için. Dünya kadınlar gününüz kutlu olsun.