Çocuklarla tarihi yarımada’da

1 Mart 2019

Yazan: Fatih Türkmenoğlu

Çok sevdiğim dostum, usta fotoğrafçı Ercan Arslan aradı, çocuklarla eski İstanbul’da bir fotoğraf turu yapıyorum, Mimi’yi alıp gelsene, dedi. Gün uygundu, Mimi’nin aktiviteleri yoktu, hiç düşünmeden buluşma saatimiz olan 9:30’da, Yeni Cami önündeydik.

Süper bir hava. Hani hafif serince, ama pırıl pırıl. Toplam yirmi kişiyiz. Ebeveynler çoğunlukla birbirimizi tanıyoruz zaten, çocuklar da bir çırpıda arkadaş oldular bile.

Ercan, süper bir insan her şeyden önce. Çocuklara insanlarla sıcak iletişim kurmanın önemini, simitlerimizi alırken anlattı. Peynircilerden de çeşit çeşit peynir ve zeytin alıp, tarihi Kahveci Han’da upuzun bir masaya oturduk. Yanlış anlaşılmasın, böyle bir kahvaltı servisi falan yok aslında. Hep Ercan’ın samimiyeti, iyiliği, güzelliğinin hediyesi.

Canon merkezinde yarım saatlik harika bir sunum yaptı çocuklara. Bir fotoğraf ne zaman iyi olur, katman ne demek, fotoğraf ne anlatır gibi sorulara cevap verdik ve kendimizi sokaklara attık.

Galata Köprüsü, balıkçılar, Perşembe Pazarı, Rüstem Paşa Hanı’na gittik. Yolda gördüğümüz çok sayıda noktada deklanşöre bastık. Ne çok ilginç insanla tanıştık, ne çok güldük, ne çok öğrendik…

Tarihi şekerciden helva alıp Ali Paşa Hanı’nda çay molası verdik. Saatler geçmiş, oksijen ve hareketle kendimize gelmiş, grup olarak iyiden iyiye kaynaşmıştık. Mutluluk hormonları damarlarımızda dans ederken, İstanbul’un hiçbir yere benzemeyen dokusunun içinde eridik sanki…

Çocukların hiçbiri sesini çıkartmadı, Süleymaniye’ye kadar yokuş yukarı yürüdük. Ağaçların gölgeleriyle büyülü birer tabloya benzeyen duvarların önünde pozlar verdik. Mimar Sinan’ı dinledik. Süleymaniye’nin avlusundan eşsiz İstanbul’u seyrettik dakikalarca. 

Karanlık basmadan, ağzına kadar dolu tabaklarda enfes kurufasülye yedik. Akşam yemeği niyetine. Yanında pilav ve turşuyla. 

Ne kadar eğlendik, ne çok öğrendik. İnsan keşfederek çıkarıyorsa bilgiyi, yürüyerek tanıyorsa şehri, yorulduktan sonra yiyorsa yemeği, işte bilgi o zaman bilgi, lezzet o zaman lezzet. Çocuk zihnine yerleşecek bir kare, bugünden bir anı kalacak mutlaka, eminim. Hiçbir şey olmasa, bu şehrin ne büyük zenginlikler barındırdığı, akıllarının bir köşesine yerleşti, bundan da eminim…

Mutlaka yeniden, başka rotalarda yine birlikte olma dileklerimizle Ercan’a, oğlu Can’a, sevdiğimiz veya yeni hayatımıza giren tüm dostlara veda ettik. Başka bir pırıltıyla bakarak, Mimi’yle Vezneciler’e doğru şarkılar söyleyerek yürüdük.