Çiğdem Yalçın ve kızı Aslı Derya

31 Ağustos 2015

Bir bebeğim olacağını ilk öğrendiğimde hüngür hüngür ağlamıştım. Eşim bu duruma çok şaşırdı ve neden bu kadar çok ağladığımı sordu, “korkuyorum” dedim, hem de çok korkuyordum… Bu arada eşimde şaşkındı. “Şimdi gidip uyumalıyım, rüya mı anlamalıyım” dedi. İkimizde şaşkındık.

Sonra müjdeyi en büyük destekçimiz olan anneme verdik, hem de Anneler Günü hediyesi olarak. Hediye paketinin içinde gördüğü ultrasonda ki küçük fasulyeye ilk o zaman vuruldu sanırım ya da ikinci adı Derya olduğu için. (Annemin ismi Derya.)

Bütün derin korkularım ilk düşük tehlikesi ile bitti. O gün anladım ki o minicik şeyi dünyada ki her şeyden çok istiyordum. O gün geldi bana kızım, o gün benim oldu. Tutun bana dedim içimden, seninle muhteşem bir masalımız olacak. Zorlu gebelik sürecinde hastaneler, düşük tehlikeleri derken, kaç kere hastaneye gittik, kaç kere yattık, serum, ilaç, nst bilmiyorum. Her gün kararlılığımız sınandı sanki. Bebeğimle birbirimize iyice bağlandık. Tüm hastane personeli ile nerdeyse akraba olduk. Yata kalka geçti gitti 9 ay.

40+1. hafta da doğurmayacağıma çok emin olduğum bir günde benim hala inanamadığım bir şey oldu. Rutin kontrolüme gidecektim hatta çıkışta kahvaltı organizasyonumuz vardı. Doktorum bebeğin kalp atışlarını takip edelim dediğinde az çok tahmin ettim ama karnımda ki arkadaşımla aramız o kadar iyi ki, yani biz böyle gayet mutluyuz, o hiç doğmayacak, biz böyle hamile ve mutlu ohhh…

Ama beklenen gün o günmüş meğer. Doktorum doğumun başladığını söyledi. Ben yine hüngür hüngür ağlıyorum. Oyun oynarken eve çağrılan çocuklar gibi tutamıyorum kendimi ve durmadan ağlıyorum. Hemşireler, doktorlar, ailem, eşim herkes beni sakinleştirmeye çalışıyor. Sonunda ebe hemşirelerden birinin söyledikleri ile kendime geldim. “Bu kadar stres bebeğine zarar verebilir, durum ciddileşebilir, normal doğumla yola çıktık, acil sezaryen e almak zorunda kalabiliriz. Artık sakinleşmeli ve bebeğine yardım etmelisin!”

asli 1

İşte hayati nokta “Bebeğine yardım et!” Etmez miyim? Hemen her şeyi başa sardım. Daha sakin, mantıklı, güçlü ve olması gereken her ne ise onu yapacaktım. Doktorum bebeğin saçlarını gördüğünü söylediğinde hissettiklerimin tarifi yok. Normal doğumla 15 dakika da (sancıları saymazsak) bebeğimi kucağıma alabildim. Kızımı yanıma yatırdılar, gözlerini gördüm, bana bakıyorlardı. “Seni tanıyorum” der gibiydiler. Biz kızımla uzun uzun bakışırken doktorum “Nasıl güzel bakılıyorlar” diyip resmimizi çekiyordu.

Odama çıkarılırken kapılar açıldı, tüm ailem büyük bir kalabalıkla bizi bekliyordu. Hatta epeydir bizi takip eden hemşireler bile “uzun kız doğum yapmış” diye sevinçle bizi karşıladı. Kendimi prenses gibi hissettim. Bir kadın için en özel anlardan birini yaşıyordum. Hamileliğim boyunca hep yanımda olan eşimin desteği, en büyük gücümüz annem ve babamın elini hissetmek benim için çok değerliydi.

Annemin bu süreçteki desteği bizim için çok kıymetli. Bunu anne olduğunuzda daha iyi anlıyorsunuz. Her dakika yanımda olması ve elimi hiç bırakmaması, kızıma bakışı ve beni hep güvende hissettirmesi, karşılığını asla ödeyemeyeceğim bir nimet. İyi ki annemsin, iyi ki anneyim…

asli 2

Aslı Derya ile hayatın aslına doğru yaptığımız yolculuk devam ediyor. Tüm cesur anne babalara bu güzel yolculukta başarılar diliyorum. Hep anlatacak güzel masallarınız olsun…