Ben yine senin çocuğunum

1 Şubat 2019

Bir okul çıkışı kızınızla arabada giderken, kızınızın ‘Anne ben Elif’i çok seviyorum’ demesi sizin başta pek de dikkatinizi çekmeyebilir, ne de olsa en yakın arkadaşı diyebilirsiniz. Ancak günü geldiğinde ve ‘ortaya çıkma’ ya karar verdiğinde ne yapacaksınız?

Çocuklar kendi cinsiyetlerini yaklaşık 2.5 yaşındayken anlamayı başlıyor
Cinsiyet, dişi ve erilliği anlatan biyolojik bir kavramken, anne karnında ait olduğumuz cinsi tanımlayan bir şeydir. Ancak cinsel kimlik, kişinin zihnen kendini ‘kadın’ ya da erkek’ olarak tanımlamasıdır. Cinsel yönelim ise bireyin cinsel olarak hangi cinsiyete ilgi duyduğu ise kişinin cinsel yönelimini gösterir. Yani cinsiyetiniz kadın ya da erkek olsa da cinsel yönelimin farklılık gösterebilir. Cinsel kimlik çocukluğun ilk yıllarında şekillenir ve kişiyi ‘kadın’ veya ‘erkek’ olarak tanımlamaktadır. Doğuştan sahip olunan cinsel organ, cinsel kimliğin belirteci olarak büyük önem taşımaktadır. Araştırmalara göre, çocuklar kendi cinsiyetlerini yaklaşık 2.5 yaşındayken anlamayı başlarlar. Son yıllarda yapılan çalışmalar, cinsel yönelimin ergenliğin başlarında şekillendiğini gösterse de kişinin cinsel yönelimi fark ettiği yaş aralığı değişim göstermektedir.

Doğuştan mı, çevresel mi?
Cinsel yönelimin oluşumu uzun yıllardır bir tartışma konusu ve bu konuyla ilgili olarak birden fazla görüş yer alıyor. Bir görüşe göre bu kendiliğinden gelişen bir yönelme durumudur ve bir ‘seçim’ değildir. Bu yönelim doğuştan gelir ve aile yapısı, sosyal yaşantı gibi çevresel faktörler bu yönelim üzerinde etkili değildir, cinsel yönelim dış etkilerle değiştirilemez.

Bir diğer bakış açısına göre ise genetik, hormonal, gelişimsel, sosyal ve kültürel olmak üzere birçok faktör etkileşim içindedir ve kişinin cinsel eğiliminin belirlenmesinde rol oynuyor.

‘Ama bizim kız hep kamyonlarla oynuyor’
Aslına bakılırsa oyuncaklara, kıyafetlere ve diğer eşyalara misyonları yükleyenler bizleriz. Çocukların renk ve oyuncak tercihlerine dayanarak bu seçimi yapmak doğru olmaz.

Oyuncakların cinsiyeti yoktur. Çocuklarda sağlıklı zihinsel ve ruhsal gelişim için çocuğun yaşına uygun olan ve hayal gücünü destekleyen her materyal oyuncaktır. Oyuncak seçiminde kız-erkek ayrımı yapmadan, çocuklarımızın her çeşit oyuncakla oynamasına ve farklı rollere bürünmelerine fırsat vermeliyiz. Cambridge Üniversitesi’nden Prof. Dr. A. Donald, çocukların erken yaşta oynadıkları oyuncakların ‘cinsiyetten bağımsız’ olması gerektiğini söylüyor.

‘Anne, baba ben….’
Böyle bir durumla karşı karşıya kalan ebeveynler korku ve endişe yaşarlar. Çoğu anne-baba, çocuklarının hemcinslerine karşı ilgi duyduklarını öğrendiğinde şok, suçluluk, inkar, kızgınlık gibi birçok duyguya aynı anda yaşarlar. Hemen her ebeveynin ilk aklına gelen soru ‘Şimdi ne olacak?’ sorusudur. Yaşanan ilk şok atlatıldıktan sonra ailelerin çocuklarına nasıl destek verebilecekleri konusunda fikir sahibi olmaları önemlidir.

Bu noktada, ilk olarak ebeveynle çocuk arasında yıllar içinde kurulmuş olan saygı ve güven duygusunun korunması gerekiyor. Çocuk cinsel yönelimi konusundaki duygu ve düşüncelerini ifade ettikten sonra, yardıma ihtiyacı olduğunu belirtirse ebeveyn olarak yapmamız gereken psikolojik destek alması için çocuğumuzun yanında olmaktır. Yaşanan bu süreçte çocuk ve aile iyi bir takım çalışması yapmalıdırlar. Ülkemizde benzer zorluklar yaşayan anne babaları biraraya getirerek grupça destek veren kurum ve dernekler var. Aile kendini hazır hissettiğinde bu toplu destek gruplarına katılabilir.

‘Öteki’ gibi davranmak büyük yaralar açar
Hemcinsine ilgi duyan kişi toplumun tepkisinden dolayı bunu yakın çevresine ve ailesine açıklamaktan çekinebilir. Aile böyle bir durumdan şüphe ediyorsa, kendini hazır hissettiğinde bu konu hakkında çocuğuyla konuşmalıdır. Dünya Sağlık Örgütü (WHO) eşcinselliği “Uluslararası Hastalıklar Sınıflandırması”ndan çıkarmıştır. Hemcinsine yönelme insan cinselliğinin normal bir varyasyonu olarak görülmesine rağmen toplumdaki genel yaklaşım nedeniyle çocuk kendini dışlanmış ve yalnız hissedebilir. Bu süreç anne baba için de zorlu bir dönem olabileceğinden uzman görüşünden faydalanılması önerilir. Aileler, bu konuda destek almak için Cinsel Eğitim Tedavi ve Araştırma Derneği’ne (CETAD) danışılabilir. Ebeveynler bu süreçte çocuğun yanında yer almaz ve çocuğa ‘öteki’ gibi davranırlarsa, bu tutum çocukların aileden uzaklaşmalarına ve ruhsal hastalıklara yatkın olmalarına sebep olabilir.

Benim Çocuğum (2013)

Türk yapımı olan film, çocukları gey, lezbiyen, biseksüel ve transeksüel olan ailelerin hikayesini anlatıyor. Anne ve babaların ağzından anlatılan hikayede çocuklarının nasıl onlara açıldıklarından, durumu nasıl kabullendiklerine ve tek yürek olduklarını konu alınıyor. Ebeveyn olmanın tanımı yeniden şekillenirken ve LGBT ailesi olmanın ne demek olduğuna şahit olacaksınız. Filmi Youtube’dan kolayca izleyebilirsiniz.

Hayatın içinden

“Cinsel yönelimimle ilk defa 16 yaşında bir hemcinsime aşık olduğum zaman tanıştım. Bunun toplumsal normların dışında olduğunu zaten biliyordum. O yüzden 22-23 yaşına kadar uzun bir inkar süreci yaşadım. Onun öncesinde de 10 yaşlarındayken beğendiğim ve etkilendiğimi hatırladığım hemcinslerim olduğunu hatırlıyorum.

İlk anneme ve yakın arkadaşlarıma açıldım. Arkadaşlarım zaten çok normal karşıladılar. Ailem bana nasıl mutluysam öyle yaşamam gerektiğini, sadece dikkat etmem gerektiğini söyledi Bana çok destek oldukları için şanslıyım.

Babam benimle hiç ilgilenmedi. Belki annenin dışında bir erkek rol modelimin olmaması bir etki yaratmış olabilir. 10 yaşlarındayken erkek olmak istediğimi hatırlıyorum. Ama bunun nedeni neydi bilmiyorum, kadınlara özel bir ilgi duyduğumu hissetmiyordum çünkü. Şu anda da kadınlığımla gayet barışığım.”

-Cansu