Babalar, kızları ve bale

30 Nisan 2018

Afişlerini Mimi’yle elele yürürken gördük. St. Petersburg Bale Tiyatrosu, İstanbul’a geliyordu. Uyuyan Güzel ve Kuğu Gölü’nü sahneleyeceklerdi. Mimi’nin kalbi küt küt attı. “Gidelim mi baba” dedi, gözlerimin taa içine bakarak.

Birkaç ay evvel, İstanbul Devlet Opera ve Balesi’nden muhteşem bir Uyuyan Güzel seyretmiştik. Klasik balenin yıldızı Kuğu Gölü’nü görmemişti oysa. Kuğu rolünde de, sırf bu rolle dünya çapında ün kazanmış olan Irina Koleniskova vardı. Hemen biletler alındı, tarihler kuğular için ayırıldı.

Bale seyretmeyi ben de çok severim, o ayrı mesele. Kız babası olarak, hele kızları bale kurslarında bir baba olarak da daha bir sever oldum. Provaya, kostüme, ışığa, müziğe, uyuma gösterilen çabanın da çok farkındayım artık. Üstelik eğlenmenin ötesinde, kızlar bedenlerini ve ruhlarını eğitiyorlar diye çok seviniyorum. Vakitlerini doğru birşey yaparak dolduruyorlar, bir sanata dokunuyorlar, kulakları klasik müzikle doluyor ve daha da önemlisi, hayat disiplini kazanıyorlar diye düşünüyorum.

Bir hafta zor bekledi bizimki. Gösteri öncesi Maslak TİM Show Center’ın fuayesinde her boşlukta poz verdi. Üç saatten fazla süren gösteriyi başından sonuna kadar gözlerini kırpmadan seyretti.

Üç perdelik Kuğu Gölü, sanki orijinal formatından bir tık basitleştirilmiş sahnelendi. Solo dansçılar gayet iyi idi. Sürekli dünyayı turlayan bir topluluk oldukları için dekorlar kolay taşınabilen çok hafif malzemelerdendi. Müzik tabii ki playback’ti. Ama Odelle/Oditte rolünde bir Irina Koleniskova vardı ki, ağzımız açık kaldı.

Hayatımda sahnede neredeyse gerçekten kuğuya dönüşebilen bir başka dansçı görebileceğini sanmıyorum. Böyle upuzun kollar, böylesine esnek bir vücut, böyle mükemmel bir disiplinle sahneye hakim bir primadonna seyretmedim.

Bütün salon büyülendi sanki. Bitiminde dakikalarca alkışladık. Irina’nın tek ayak üstündeki o upuzun dönüşlerini günlerce unutamadık.

Neyse, sözün sonu, bir minik balerin babası olarak, ben de rolümü iyi çalıştım geçen günler içinde. Evdeki provaları ilerlettik. Ben bazen prens, bazen kuğunun arkadaşı oluyorum. Birkaç vurucu hareket daha ekler eklemez, dost ve akraba meclislerinde sahne alırız diye düşünüyorum. Mimi ve babası, karşınızda ennnn çarpıcı sahneleriyle Kuğu Gölü!